Hukuk Forum Sitesi - Hukuk ve hayata dair her şey!
02 Nisan 2020, 08:47:51 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Orjinal Tema Chip Kırmızı Chip Ateş Kırmızı Chip Şeftali Chip Kahve Chip Deli Mavi Chip Dark Mavi Chip Lavanta Chip Yeşil Chip Rize Yeşili Chip Siyah Chip Gri    Forum Renklerini Kendinize Göre Seçmek İçin Üst Taraftaki Renk Sekmelerini Tıklayınız.
 
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Tebligat Kanunu ve Adlî Sicil Kanununun tadil edilmesine dair kanun tasarısı  (Okunma Sayısı 2939 defa)
 
20 Eylül 2009, 02:43:24
Avukat
Yönetici
*****

Karma +27/-8
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1837

SAYGINLIK


Avatar Yok


Üyelik Bilgileri




Tebligat Kanunu İle Adlî Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı şu anda TBMM'de komisyona sevk edilmiş durumdadır. Tasarıda yer verilen en önemli değişiklik, 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununda kabul edilen “adres kayıt sistemi”nin Tebligat Kanununa intibakının sağlanmasıdır. Yapılan değişiklikler, tebligat bakımından büyük kolaylıklara vesile olacaktır. Aşağıda tasarının ve tasarı gerekçesinin tam metni bulunuyor:

TEBLİGAT KANUNU İLE ADLÎ SİCİL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 1 inci maddesi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 1- Kazaî merciler, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa
ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde
yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici
kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile il özel idareleri,
belediyeler, köy hükmî şahsiyetleri, barolar ve noterler tarafından yapılacak elektronik ortam
da dâhil tüm tebligat, bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel
Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılır.”

MADDE 2- 7201 sayılı Kanuna 7 nci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Elektronik tebligat:
MADDE 7/a- Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat
yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir.
Sermaye şirketlerine elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur.
Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple
yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır.
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen üçüncü
günün sonunda yapılmış sayılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”


MADDE 3- 7201 sayılı Kanunun 10 uncu maddesine birinci fıkradan sonra gelmek
üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat
yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen
en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Bunun dışında başkaca bir adres
araştırması yapılmaz.”


MADDE 4- 7201 sayılı Kanunun 21 inci maddesine birinci fıkradan sonra gelmek
üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş, mevcut ikinci fıkrada yer alan “fıkra” ibaresi “fıkralar” olarak
değiştirilmiştir.
“Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste
hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ
olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya
memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden
ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya
yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.”


MADDE 5- 7201 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı
bendinde yer alan “yapıldığını” ibaresi “yapıldığını, adreste bulunmama” olarak
değiştirilmiştir.

MADDE 6- 7201 sayılı Kanunun 25/a maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Bu maddeye göre kazaî merciler tarafından çıkarılacak tebligatta, tebliğ evrakı
doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna gönderilebilir.”


MADDE 7- 7201 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı
bendinde yer alan “ayrıca” ibaresi metinden çıkarılmış ve anılan bentte yer alan “gazetede”
ibaresi “gazetede ve ayrıca elektronik ortamda” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 8- 7201 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları
aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim
yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait
binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.”
“Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki
adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.”
“Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini
değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri
adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye
Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese
ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.”

MADDE 9- 7201 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“Celse esnasında veya kalemde tebligat:
MADDE 36- Celse esnasında veya kalemde, soruşturmaya, davaya ya da takibe ait
evrakın, taraflara, katılana veya vekillerine tutanağa geçirilmek suretiyle veya imza
karşılığında, tebliğ konusu belirtilerek tevdii, tebliğ hükmündedir. Bu durumda ayrıca tebliğ
mazbatası düzenlenmesi gerekmez.”

MADDE 10- 7201 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 49- Tapuda kayıtlı veya miras, istimlak, cebrî icra veya mahkeme ilâmı ile
iktisapta bulunan hak sahipleri, adreslerini ve değiştirdikleri takdirde yenisini, bulundukları
yerin tapu idaresine bildirmeye mecburdur. Davetiye veya tebliğ evrakı, bu suretle bilinen
son adrese gönderilir. Hak sahiplerinin adres bildirmemeleri hâlinde adres kayıt sistemindeki
adresleri tebligat adresleri olarak kabul edilir.”

MADDE 11- 7201 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
“Yönetmelik:
MADDE 60- Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar İçişleri, Maliye ve
Ulaştırma bakanlıklarının görüşü alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak
yönetmelikle belirlenir.”

MADDE 12- 7201 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“Teknik altyapının kurulması, tüzük hükümlerinin uygulanması:
GEÇİCİ MADDE 1- Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü, elektronik ortamda
yapılacak tebligatla ilgili her türlü teknik altyapıyı bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren en geç bir yıl içinde kurarak faaliyete geçirir.
60 ıncı maddede belirtilen yönetmelik, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen
altı ay içinde hazırlanır. Anılan yönetmelik yürürlüğe girene kadar Tebligat Tüzüğünün bu
Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.
Mevzuatta Tebligat Tüzüğüne yapılan atıflar 60 ıncı madde hükmü uyarınca
çıkarılacak yönetmeliğe yapılmış sayılır.”

MADDE 13- 25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adlî Sicil Kanununun 13 üncü maddesi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 13- (1) Bir suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma kapsamında adlî sicil ve
arşiv kayıtlarında; mahkeme, hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet başsavcılığı ve askerî savcılık
doğrudan doğruya sorgulama yapabilir.
(2) Kolluk ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev ve yetkileri kapsamında ihtiyaç
duydukları adlî sicil ve arşiv kayıtlarını, Adalet Bakanının izni ile Adlî Sicil ve Arşiv Kaydı
Paylaşım Sisteminden sorgular. Adlî Sicil ve Arşiv Kaydı Paylaşım Sistemi veri tabanındaki
bilgilerin tamamı hiçbir kuruma veya kişiye verilemez. Kolluk ile diğer kamu kurum ve
kuruluşları, mevzuatın izin verdiği durumlarda, kendi iş ve işlemlerine esas olmak üzere,
sadece o iş ve işlemle ilgili olarak sorgulama yapabilir. Sorgulanan adlî sicil ve arşiv
kayıtlarına ilişkin bilgi ve belgeler, sorgulama yapan kurumlarda sorgulamayla ilgili iş ve
işlemin tamamlanmasından sonra hiçbir şekilde muhafaza edilemez veya kayıt altına
alınamaz; sorgulamanın tamamlanmasından sonra imha edilir.
(3) Gerçek kişiler, kendileri ile ilgili adlî sicil ve arşiv kayıtlarını güvenli elektronik
imza veya yönetmelikle belirlenecek diğer güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak
sorgulayabilir. Sorgulama sonucu oluşturulan elektronik imzalı adlî sicil veya arşiv kaydı
belgesi, elektronik ortamda ilgilisine güvenli şekilde ulaştırılır.
(4) Adlî Sicil ve Arşiv Kaydı Paylaşım Sisteminden elektronik ortamda kamu kurum
ve kuruluşları ile gerçek kişilerce yapılacak sorgulamalardan ücret alınmaz.
(5) Bu maddenin uygulanmasına yönelik teknik altyapıya, kurulacak sistemlerin
güvenliğine, kişisel verilerin korunmasına, sorgulanan adlî sicil ve arşiv kayıtlarına ilişkin
bilgi ve belgelerin sorgulama yapan kurumlarca imha edilmesine ve bu maddenin
uygulanmasına dair diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından
çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

MADDE 14- 5352 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişilerce doğrudan sorgulamanın uygulamaya
geçirilmesi
GEÇİCİ MADDE 3- (1) 13 üncü maddenin beşinci fıkrasında belirtilen yönetmelik,
bu maddenin yayımını izleyen altı ay içinde Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanır.
(2) Kamu kurum ve kuruluşları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en
geç bir yıl içinde 13 üncü maddenin uygulanmasına yönelik teknik altyapıyı kurarak, Adalet
Bakanından gerekli izni alır.
(3) Adalet Bakanından izin alan kamu kurum ve kuruluşları, 13 üncü maddenin
birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren görev ve
yetkileri kapsamında ihtiyaç duydukları adlî sicil ve arşiv kayıtlarını, doğrudan Adlî Sicil ve
Arşiv Kayıtları Paylaşım Sisteminden sorgulamaya başlar; vatandaşlardan doğrudan adlî sicil
veya arşiv kaydı isteyemez.”

MADDE 15- Bu Kanunun;
a) 1 inci maddesiyle değiştirilen 7201 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde yer alan
elektronik ortamda tebligata ilişkin hüküm ile 2 nci maddesi yayımı tarihinden bir yıl sonra,
b) 7 nci maddesi yayımı tarihinden dokuz ay sonra,
c) 13 üncü maddesiyle değiştirilen 5352 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci,
ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları yayımı tarihinden bir yıl sonra,
ç) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.

MADDE 16- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

GENEL GEREKÇE
Ülkemizde resmî işlemlerde ve özellikle de yargı alanında, tebligatla ilgili problemler önemli bir yer işgal etmektedir. Tebligat, yargılamada, temelini Anayasada ve temel insan
haklarında bulan adil yargılanma hakkı, onun devamı niteliğindeki hukukî dinlenilme hakkı, bu çerçevede kişinin kendisi ile ilgili yargılamadan haberdar olma ve bilgilenme hakkıyla
doğrudan ilgilidir. Tebligattaki yanlışlık, eksiklik ve usulsüzlük adil yargılanma hakkı ihlâline kadar varacak sonuçlar doğurabilecektir. Tebligatın bir yandan güvenli ve doğru
şekilde yapılması, diğer yandan da mümkün olan en kısa sürede, en ucuz ve en basit şekilde yapılması gereklidir. Bu hassas denge, tüm tebligat işlemlerinde gözetilmeli, gerek yapılacak
kanunî düzenlemelerde gerekse uygulamada mutlaka göz önünde tutulmalıdır. Ancak, ne kadar ideal düzenleme yapılırsa yapılsın, bu konuda uygulamacıların bilgileri, tutumları ve
eğitimleri de önemlidir. Bu açıdan ilgililerin bu konudaki hassasiyeti, Tebligat Kanunu uygulamasının başarısında özel öneme sahiptir.

Yukarıda belirtilen amaçları sağlamak ve ortaya çıkan sorunların önüne geçmek, bir yandan da zaman içindeki gelişmelere intibak sağlamak ve bu gelişmelerden yararlanmak
üzere 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununda bazı değişiklikler yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu değişikliklerin başında, tebligat çıkartmaya yetkili mercilerin,
konuyla ilgili mevzuattaki değişikliklere paralel şekilde yeniden düzenlenmesi gelmektedir.

Uygulamada yaşanan sorunları önlemek üzere Tasarıda yer verilen en önemli değişiklik, 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununda kabul edilen “adres
kayıt sistemi”nin Tebligat Kanununa intibakının sağlanmasıdır. Madde gerekçelerinde de belirtildiği üzere, yapılan bu değişikliklerle, tebligat bakımından büyük kolaylık sağlanacak;
zaman, emek ve para kaybı önlenecek; şikâyetler önemli ölçüde giderilmiş olacaktır. Hatta bu yolla, bazen on-onbeş tebligatla dahi sonuç elde edilemeyen durumlarda (ilânen tebligatın
gerektirdiği istisnaî hâller hariç), en fazla iki veya üç tebligatla sorun çözülebilecektir. Her tebligatın yargılamada birkaç aylık süre kaybına sebebiyet verdiği düşünülürse, bunun
sağlayacağı yararın, hem ekonomik açıdan hem de yargılamaya sağladığı katkı bakımından önemi açıktır. Tasarıda, adres kayıt sistemi esas alınarak 7201 sayılı Kanunun ilgili
maddelerinde değişiklik yapılmış ve yenilikler getirilmiştir. Buna uygun olarak, uygulamada sıklıkla başvurulan Kanunun 10 uncu, 21 inci ve 35 inci maddelerinde değişiklikler
yapılmıştır. Bu değişikliklerle, özellikle adil yargılamadaki makul süre unsurunun gerçekleşmesine önemli katkı sağlanacak, diğer yandan da tebligatın güvenli bir adrese
yapılması imkânı doğacaktır.

Tasarıdaki diğer bir değişiklik ve yenilik ise kural olarak ihtiyarî şekilde elektronik yolla tebligat imkânının getirilmesi ve bununla bağlantılı olarak klasik ilânen tebligat
yanında elektronik ilânen tebligatın da kabul edilmesidir.

Yurt dışındaki Türk vatandaşlarına yapılacak tebligatta da daha basit ve kolay bir yol kabul edilmiş ve bu yönde değişiklikler gerçekleştirilmiştir.
Ayrıca, Tasarıda uygulamada yerleşmiş olan ancak tam olarak kanunî temeli bulunmayan, mahkeme, savcılık veya icra kalemlerinde yapılan doğrudan tebligatla ilgili
kanunî düzenleme yapılmakta ve bu tebligatın usûlü belirtilmektedir.

Adlî sicil ve arşiv kayıtlarının temini, vatandaşlarımızın resmî işlemlerini yerine getirirken en fazla zorluk yaşadığı konulardan biridir. Nitekim, okul kayıtlarından iş
başvurusuna kadar pek çok resmî işlemin gerçekleştirilmesi için yılda yaklaşık onbeş milyon adlî sicil başvurusu yapılmaktadır. Bu başvurular, vatandaş tarafından şahsen savcılıklara
gidilerek yapıldığı için özellikle büyük şehirlerde önemli zaman, enerji ve maddî kayıplara yol açmakta, ilave trafik yoğunluğu oluşturmakta ve sonuç olarak bu başvurular için yol
süreleri dahil yaklaşık iki ila dört saat arasında zaman harcanmaktadır. Bu ise yıllık 30-120 milyon saat zaman kaybı anlamına gelmektedir. Oysa günümüz teknolojisi sayesinde adlî sicil ve arşiv kayıtlarının fiziken adliyelere gitmeden temin etmek mümkün olduğu gibi, esasen mevcut teknolojik imkanlar göz önüne alındığında, bir kamu kurumunun bir başka kamu kurumunun elinde bulunan bir bilgiyi vatandaştan kağıt ortamında, ibrazını istemesine gerek kalmamıştır. Yapılan düzenleme ile adlî sicil ve arşiv kayıtlarının vatandaşlardan istenmesinin önüne geçilmiştir.

Bu bilgiler hassas kişisel veriler olup, adlî sicil ve arşiv sorgulaması yapacak yetkili kişilerin muhtemel suiistimallerine karşı gerekli müeyyide mekanizması da 5237 sayılı Türk
Ceza Kanununun 136 ncı ve devamı maddelerinde yer almaktadır. Bununla birlikte, suiistimallere karşı sadece zikredilen müeyyide mekanizması ile yetinilmemiş, bunun yanı
sıra, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak olan yönetmelik ile; ilgili maddelerin uygulanmasına, teknik altyapıya, kurulacak sistemlerin güvenliğine, kişisel verilerin
korunmasına, sorgulanan adlî sicil ve arşiv kayıtlarının imhasına ilişkin hususların düzenleneceği hükme bağlanarak, Kanunun yanı sıra daha detaylı bir şekilde ikincil mevzuat
vasıtasıyla da vatandaşların özel hayatları koruma altına alınmıştır.

MADDE GEREKÇELERİ
MADDE 1- Tebligat Kanununun 1 inci maddesinde tebligat çıkartmaya yetkili
merciler tek tek ve sınırlı olarak sayılmıştır. Bu çerçevede tüm kamu kurumları kapsama
alınmamış, yargı mercileri, belediyeler, köy tüzel kişilikleri, barolar ve noterler açıkça
belirtilerek, bunun dışında “genel ve katma bütçeli daireler” şeklinde bir sınır çizilerek,
bunların tebligat çıkartabileceği kabul edilmiştir. Ancak zaman içinde, mevzuatta
değişiklikler olmuş ve özellikle “genel ve katma bütçeli daireler” ifadesi mevzuattan
çıkartılmış olmasına rağmen, Tebligat Kanununda bu ifade kalmıştır.
Bu nedenle, özellikle mevzuattaki bu yönde yapılan değişiklikler dikkate alınarak,
Tebligat Kanununun 1 inci maddesi, önceki hükme paralel şekilde yeniden düzenlenmiştir.
Bu yeni düzenlemenin amacı, tebligat çıkartabilecek mercilerin kapsamının genişletilmesi
değil, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda kabul edilen yeni
terminolojiye uyum sağlamaktır. Bu bağlamda, 5018 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre
merkezî yönetim kapsamında kabul edilen ve anılan Kanuna ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı
cetvellerde yer alan kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumları ile il özel idareleri,
belediyeler, köy hükmî şahsiyetleri, barolar ve noterler tebligat çıkartmaya yetkili kurumlar
olarak kabul edilmiştir.
Kanunun 1 inci maddesinde tebligatın hangi usûllerle yapılacağı da genel olarak
belirtilmiştir. Bugüne kadar tebligat, posta idaresi veya memur vasıtasıyla yapılmaktadır.
Ancak, Kanuna eklenen “Elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesiyle, elektronik yolla
tebligat yapılması yöntemi de kabul edildiğinden, bu değişikliğe uyum sağlamak ve bu yeni
tebligat usûlüne temel oluşturmak üzere, hükümler arasında bir boşluğa sebebiyet vermemek
için, elektronik ortamda yapılacak tebligat da ayrıca belirtilmiştir.
MADDE 2- Son yıllarda bilişim alanında oldukça önemli ilerlemeler yaşanmış ve bu
ilerlemeler sonucu ortaya çıkan yenilikler hayatın tüm alanlarına yayılmıştır. Bilişim
alanında yaşanan bu gelişmelere adalet camiası da ilgisiz kalamamış ve birçok konuda
bilişim teknolojilerinin sunduğu imkanları ve kolaylıkları günlük iş hayatına taşımıştır.
Nitekim bu kullanımlar zamanla artmış ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) vasıtasıyla
bilişim teknolojilerinin yaygın olarak tüm Türkiye yargı birimlerinde kullanılması
sağlanmıştır. Zira elektronik iletişim, klasik yöntemlere göre çok daha süratli ve çok daha az
maliyetli bir iletişim yoludur. Bu yeni iletişim fırsatı, İtalya, İspanya ve Avusturya gibi bazı
gelişmiş ülkelerde erken fark edilmiş ve yargı alanındaki tebligatın elektronik yolla yapılması
için bazı yeni düzenlemelere ve uygulamalara gidilmiştir. Bu gelişmelere paralel olarak
e-adalet konusunda örnek gösterilen ülkemizde de elektronik tebligat müessesesinin
uygulamasına bu madde vasıtasıyla başlanacaktır.
Bu alandaki gelişmelerin yeni olması, herkesin şu anda bir elektronik adresi
kullanamaması gibi hususlar dikkate alınarak, e-tebligatın kural olarak zorunlu olmaması
esası kabul edilmiştir. Şu anda e-tebligatı kabul eden ülkelerde de henüz bu yöntem zorunlu
değildir, alternatif olarak sunulmaktadır. Bu gerekçelerle, maddenin birinci fıkrasında,
e-tebligat bir zorunluluk değil, kullanmak isteyenler için bir kolaylık ve imkân olarak
sunulmuştur. Özellikle her gün yargı alanında tebligatla karşılaşan avukatların, istedikleri
takdirde bu yolla daha seri usûllerle tebligat yapabilmelerinin önü açılmıştır. Bu şekilde,
e-tebligatın uygulama alanı kazanması ve yaygınlaşması da mümkün olabilecektir.
Birinci fıkrada, bir kimseye bu yolla tebligat yapılabilmesi için, kendisinin önce
tebligata elverişli bir elektronik adres vermesi aranmıştır. Fıkrada, “tebligata elverişli
elektronik adres” ifadesi özellikle kullanılmıştır. Ayrıntısı, maddenin son fıkrasındaki atıf
sebebiyle, yönetmeliğe bırakılmakla birlikte, herhangi bir elektronik adres değil, ancak
“tebligata elverişli” elektronik adres tebligat için esas alınacaktır. Zira, merkezi Türkiye’de
olmayan ve kontrol edilemeyen, denetlenemeyen bir elektronik adres birçok sakıncayı
doğurabilir.
Normal tebligatta, tebligatın ulaşıp ulaşmadığı veya tarihi ve benzeri hususları kontrol
etmek bakımından posta idaresinden sorulabilmesinde olduğu gibi, e-tebligatın da benzer
şekilde kontrol edilebilir ve güvenilir olması gerekir. Bu çerçevede, merkezî ve resmî bir
elektronik adresin esas alınarak, e-tebligatın yapılması kuralı kabul edilmiş, ancak tebligata
elverişli elektronik adresle ilgili hususların ayrıntılı düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasında, tek istisna olarak sermaye şirketleri bakımından e-tebligat
zorunlu kılınmıştır. Tüzel kişiler içinde bu konuda en uygun olanlar sermaye şirketleridir.
Zira, sermaye şirketleri nitelikleri gereği güven uyandırmak, sağlıklı bir organizasyon
yapmak ve belirli ölçüde de şeffaf olmak durumundadır. Sermaye şirketlerinin internet
sayfası oluşturması ve bu tür teknolojik gelişmeleri takip etmesi gibi zorunluluklar da
gündemde bulunmaktadır. Bu hususlar dikkate alındığında, e-tebligatın yaygınlaştırılmasını
sağlamak üzere uygun bir zemin de oluşturulmuş olacaktır. Sermaye şirketlerinin bu yolla
resmî işlemlerde daha hızlı iletişim kurmaları ve tebligat almaları da mümkün hâle
gelebilecektir.
Maddenin üçüncü fıkrasında, elektronik yolla tebligatın zorunlu hâllerde
yapılamaması hâli düzenlenmiştir. Birinci fıkrada iradî olarak, ikinci fıkrada ise zorunlu
olarak tebligatın elektronik ortamda yapılması esası benimsenmiştir. Ancak, bazen elektronik
yolla tebligat yapılması mümkün olmayabilir ve bu durum, tebligatı çıkartan veya
muhataptan kaynaklanmayabilir. Örneğin, elektronik postaların engellenmesi, teknik
altyapının zarara uğraması, istem dışı engellemeler gibi durumlarda, birçok yönden önem
taşıyan tebligatın yapılamaması ve bunun da muhatabın iradesi dışı gerçekleşmesi söz
konusu olacaktır. Zorunlu sebeplerle elektronik yolla tebligat yapılamıyorsa, tebligatın
amacını ortadan kaldırmamak için, alternatif olarak diğer tebligat yollarının devrede kalması
ve uygulanabilmesi mümkün olmalıdır. Fıkrada bu imkanın, yani diğer yollarla tebligatın
açık olduğu düzenlenerek bir boşluğun doğmaması amaçlanmıştır.
Maddenin dördüncü fıkrasında, elektronik yolla tebligatın ne zaman yapılmış
sayılacağı açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre, e-tebligat, muhatabın elektronik adresine
ulaştığı tarihte değil, ulaştığı tarihi izleyen üçüncü günün sonunda yapılmış sayılacaktır. Her
ne kadar (sermaye şirketleri dışında) e-tebligatın ihtiyarî olması esası kabul edilmişse de
kişilerin fizikî ortamda bulunmayan elektronik adreslerini her gün kontrol
edemeyebilecekleri ve kendileri izin vermedikçe onların yerine bir başkasının da bu adrese
ulaşması söz konusu olamayacağından, üç günlük süre öngörülmüştür. Bu şekilde üç gün
sonra tebligat yapılmış sayılsa da bu usûl, klasik tebligata göre yine de hızlı olacaktır. Burada
hesaplama bakımından, elektronik yolla tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı
tarih dikkate alınmaksızın, bu tarihi takip eden üçüncü günün sonunda tebligat yapılmış
sayılacaktır. Örneğin, elektronik posta 1/12/2009 tarihinde elektronik posta kutusuna
ulaşmışsa, bugün hesaba katılmayacak, bugünü takip eden üçüncü günün sonunda, 4/12/2009
tarihi bittiğinde tebligat yapılmış sayılacaktır. Dolayısıyla süre 5/12/2009’da işlemeye
başlayacaktır.
Kanunda tüm ayrıntıların yer alması mümkün olmadığı gibi, gelişen şartlara göre
Kanunda kısa aralıklarla değişiklik yapmak da doğru olmayacağından, son fıkrada, elektronik
yolla tebligata ilişkin ayrıntıların yönetmelikte düzenleneceği belirtilmiştir. Bu şekilde, genel
çerçevesi Kanunda ortaya konulan ve düzenlenen hükümlerin ayrıntıları yönetmeliğe
bırakılmıştır.
MADDE 3- Tebligat Kanununun 10 uncu maddesine eklenen ikinci fıkra ile tebligata
ilişkin sorunların belki de en önemli kısmının çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır.
Uygulamada özellikle gerçek kişilerin adreslerinin tam olarak tespit edilememesi sebebiyle,
resmî işlemlerde ve bilhassa yargılama sürecinde gereksiz birçok tebligat yapılmakta, bu ise
süreci oldukça uzatmakta, zaman, emek ve para harcanmasına yol açmaktadır. Hatta,
Ülkemizde yargılama ile ilgili aksamaların en başında tebligat sorununun geldiği
söylenebilir. Yapılan düzenlemeyle bu sorunun önemli ölçüde çözümlenmesi amaçlanmıştır.
Daha önce, sağlıklı bir adres veri sistemi mevcut değilken, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri
Kanunuyla günümüzde merkezî ve kapsamlı bir adres kayıt sistemi oluşturulmuş
bulunmaktadır. Bu sistemden şu anda tüm kuruluşlar, kişisel veriler korunmak suretiyle
yararlanabilmektedir. Adres kayıt sistemi, farklı bileşenlerle kontrol edilmekte ve
güncellenmektedir. Bu sayede gerek Türkiye’de bulunan Türk vatandaşları ve yabancılar,
gerekse yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının yerleşim yerleri kayıt altına alınmış
bulunmaktadır. Hatta bu sistem içinde kişilerin yerleşim yeri adresleri yanında ikincil ve
üçüncül adresleri de kayıtlı hâle getirilebilmektedir. Kısaca, artık bir kişinin adresinin
bilinmemesi, çok düşük bir ihtimal olarak karşımıza çıkacaktır. Bu sistemi düzenleyen 5490
sayılı Kanuna göre, yürütülecek iş ve işlemlerde bu sistemdeki adresin esas alınacağı da
hükme bağlanmıştır. Yani, adres kayıt sistemindeki adresi kabul etmek hem fiilî hem de
kanunî bir zorunluluktur.
Yapılan yeni düzenlemeyle, önce yine bilinen en son adrese tebligat yapılacaktır.
Böylelikle, muhataba daha kolay ulaşılabilecek bir adres biliniyorsa oraya tebligat yapılması
imkânı açık tutulmuştur. Ancak, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan
makamın bildirdiği adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese
tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın 5490 sayılı Kanuna göre adres kayıt sistemindeki
adresi bilinen son adresi olarak kabul edilerek, tebligat buraya yapılacaktır. Yukarıda
açıklanan gerekçelerle, adres kayıt sistemindeki adres, kişinin resmî tebligat adresi olarak
kabul edilmiştir. Bu gerekçeler yanında, bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olmak aynı
zamanda belirli yükümlülükleri de içermektedir. Bir vatandaşın adresini doğru bir şekilde
bildirmesi ve kendisine ulaşılabilmesi önemlidir. Hiç kimse, adres değişikliğini bildirmemek
suretiyle ihmali veya adresini belirsiz hâle getirecek kötü niyetli davranışlarıyla hak elde
etmemelidir. Hukuk düzeni, kişinin açık ihmal veya kötü niyetini korumaz. Kaldı ki, yeni
adres kayıt sistemi sadece beyana değil, aynı zamanda değişik bileşenlere göre adres tespiti
ve doğrulaması yapmakta, kişinin resmî işlemlere esas olacak yerleşim yeri adresi başta
olmak üzere, ikincil ve diğer adreslerini de kaydetmektedir. Şu anda tüm adres araştırmaları
bu adres kayıt sistemi esas alınarak yapılmaktadır. Adres kayıt sistemi dışında ayrıca bir
adres araştırması yapılmayacaktır. Bu açıdan, adres kayıt sistemindeki adres, başkaca
araştırma yapılmasını gerekli kılmayan son adres olarak kabul edilmiştir. Bu durumda, ne
tebligatı çıkartan merciin ne de posta memurunun başkaca bir adres araştırması yapmasına
gerek bulunmamaktadır.
Adres kayıt sistemiyle ilgili olarak yapılan bu düzenlemenin sonucu olarak gereksiz
zaman, iş gücü ve maddî kaybın önüne geçmek için, bilinen adrese yapılan tebligatın
karşılıksız kalması hâlinde adres kayıt sistemindeki adrese yapılan tebligatın geçerli
sayılacağı kabul edilmiştir. Bu yeni düzenleme, tebligatla ilgili temel sorunların hukukî
bakımdan önemli bir kısmını çözebilecek mahiyettedir.
Çok zayıf bir ihtimal olmakla birlikte, muhatabın adres kayıt sisteminde de bir adresi
bulunmuyorsa, bu durumda ancak o zaman adresi meçhul sayılarak, 28 inci maddedeki
araştırmanın ardından ilânen tebligat yapılacaktır. Yeni düzenlemeyle birlikte adres kayıt
sisteminde bir adres mevcut olduğu sürece, adresin meçhul sayılması ve adres araştırması
yapılması mümkün değildir. Bu sebeple 28 inci madde hükmünün uygulanması oldukça
istisnaî kullanılabilecek bir hâl alacaktır.
MADDE 4- Tebligat Kanununun 21 inci maddesi çok sık uygulanan bir hükümdür.
Bu maddede, muhatap veya kendisine tebliğ yapılabilecek kimselerden hiçbiri tebliğ
adresinde bulunmaz veya bulunduğu hâlde tebellüğden imtina ederse, hangi yolun izleneceği
belirtilmiştir. Bu durumda maddenin birinci fıkrasındaki yol izlenerek tebligat yapılacaktır.
Bu maddeye ikinci fıkra eklenmiş, mevcut ikinci fıkra, üçüncü fıkra olarak teselsül
ettirilmiştir. Eklenen fıkrayla adres kayıt sistemindeki adrese tebligat yapılması hâlinde
izlenecek yöntem belirtilmiştir. Zira, 10 uncu maddede yapılan değişiklikle birlikte, bilinen
en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, adres kayıt sistemindeki adres esas
alınacak, başkaca araştırma yapılmadan tebligat o adrese yapılacaktır. Böyle bir durumda,
muhatabın adresi, adres kayıt sisteminde görülmek ve kaydedilmekle birlikte, kendisi o
adreste hiç bulunmaz ya da sürekli şekilde o adresten ayrılmış olursa, tebliğ memurunun
evrakı iade etmemesi, 21 inci maddeye göre tebliğ işlemlerini yapması gereklidir. Zira, adres
kayıt sistemindeki adres, nihaî adres olarak kabul edilecektir. Muhatap adresini değiştirmişse,
bu değişikliği belirli bir süre içinde ilgili mercilere bildirmek zorundadır.
Yeni düzenlemeye göre, adres kayıt sistemine çıkartılacak tebliğ evrakında, tebliğin,
“adres kayıt sistemi”ndeki adrese çıkartıldığının açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Böylece
tebliğ memuru, yapacağı tebligatın bu çerçevede bir tebligat olduğunu bilerek hareket
edecektir. Böyle bir durumda muhatabın adres kayıt sistemindeki adresinde oturmamış
olduğu veya sürekli olarak ayrıldığı tespit edildiğinde, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı,
o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına
imza mukabilinde teslim ederek tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen
adresteki binanın kapısına yapıştıracaktır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ
tarihi sayılacaktır. Bu durumda komşu, kapıcı ya da yöneticiye haber verme zorunluluğu
bulunmamaktadır. Bu fıkrayla, muhatabın gerçek adresini ilgili mercilere bildirmemesi
durumunda, adres araştırması yapma zorunluluğu ortadan kaldırılmaktadır.
MADDE 5- Tebligat Kanununun 23 üncü maddesi tebliğ mazbatasında yer alması
gereken hususları düzenlemektedir. Tebliğ mazbatasının içereceği hususlar oldukça önem
taşımaktadır. Bu çerçevede, mazbatada tebligatın neden yapılıp neden yapılamadığının da
belirtilmesi ve belgelendirilmesi gerekir. Özellikle adreste bulunmama sebebi, bilhassa 20 nci
veya 21 inci maddelerden hangisinin uygulanacağının tespiti bakımından önemlidir. Tebligat
görevlileri zaman zaman adreste bulunmama sebebini mazbataya açıkça yazmamaktadır.
Bunun önüne geçilmesi ve tebligatın usûlsüzlüğünü engellemek bakımından, “adreste
bulunmama” sebebinin de mazbataya yazılacağı hususu açık ve tereddütsüz bir düzenlemeye
kavuşturulmuştur.
MADDE 6- Tebligat Kanununun 25/a maddesinde siyasî temsilcilikler aracılığıyla
yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarına tebligat usûlü düzenlenmiştir. Bugüne kadar yurt
dışı temsilciliklere gönderilen tebligat Adalet Bakanlığı aracılığıyla yapılmaktaydı. Maddeye
eklenen yeni fıkrada bu hususta kolaylık getirilmiştir. Bu bağlamda, Türk vatandaşları
bakımından, Adalet Bakanlığının aracılığı olmadan, doğrudan ilgili temsilciliğe tebligatın
gönderilmesi usûlü kabul edilmiştir. Zira, Adalet Bakanlığının aracılığı sadece şeklî
hususların incelenmesi ile ilgilidir. Bu inceleme yargı organınca yapılıp tebliğ evrakı
gönderilebilecek, böylece hem zaman hem de para kaybı önlenecektir. Ayrıca, Türk yargı
organının yine Türk vatandaşı olan taraf için doğrudan Türk temsilciliğini kullanarak tebligat
yapması hiçbir sakınca doğurmayacak, bilakis birçok yarar sağlayacaktır.
Yukarıdaki gerekçelerle birlikte, çok özel durumlarda, ilgili yargı organının Adalet
Bakanlığı aracılığıyla temsilcilik üzerinden tebligat yaptırması bazen gerekli olabilir. Bu gibi
istisnaî durumlarda da bir sakıncanın ve boşluğun doğmaması için, hüküm emredici şekilde
düzenlenmemiş, “gönderilebilir” ifadesi kullanılarak bu ihtimal de açık tutulmuştur. Böylece,
gerektiğinde yargı organının ilgili temsilciliğe doğrudan değil, Adalet Bakanlığı aracılığıyla
tebligatı ulaştırmasının önü de tamamen kapatılmamıştır.
MADDE 7- Maddede yapılan değişiklikle ilânen tebligatın elektronik ortamda
yapılabilmesi mümkün hâle getirilmiştir. Burada ilânen tebligatın tamamen elektronik
ortamda yapılması değil, diğer ilânen tebligat yöntemlerine ek bir şekilde düzenlenmesi
kabul edilmiştir. Buna göre ilânen tebligatın, gazete yanında, ayrıca elektronik ortamda da
yapılması gerekmektedir.
Aslında ilânen tebligat farazî bir tebligattır. Zira, ilânı, muhatabın görüp görmeyeceği,
bu tebligattan haberdar olup olamayacağı meçhuldür. Bu sebepledir ki, ilânen tebligat, en son
çare olarak ve araştırmalara rağmen muhataba ulaşamama ihtimaline karşı düzenlenmiştir.
Elektronik ortamda yapılacak ilânen tebligattan haberdar olma ihtimali, klasik yöntemlerle
yapılan ilânen tebligata göre çok yüksektir. Bir kimsenin her gazeteyi okuması ya da her
ilâna bakması mümkün değildir; ancak bir arama motorundan veya ilgili elektronik resmî ilân
ortamına girerek ilânen tebligatı öğrenmesi mümkündür. Tüm bu yararları dikkate
alındığında, klasik yöntemler yanında elektronik ortamda da ilânen tebligat yapılması kabul
edilmiştir.
MADDE 8- Kanunun 35 inci maddesi ile ilgili olarak, tebligata elverişli adresin
bulunamaması veya bu maddenin uygulanmasındaki bilgi eksikliği gibi nedenlerle
uygulamada birçok sorun ortaya çıkmaktadır. Bu konuda ortaya çıkan sorunlar, gerçek kişiler
bakımından adres kayıt sisteminin oluşturulması sebebiyle bundan böyle giderilebilecek
niteliktedir. Tüzel kişiler bakımından ise adresleri farklı şekillerde tutulan sicil ve kayıtlarda
bulunduğundan, bu resmî kayıtlarındaki adreslerinin esas alınması gereklidir.
Maddenin birinci fıkrası aynen muhafaza edilmiştir. Buna göre, daha önce kendisine
usûlüne uygun şekilde tebligat yapılmış kimse, adresini değiştirdiğinde yenisini bildirirse,
tebligat bu yeni adrese yapılır. İkinci fıkradaki yeni düzenleme sonucu, daha önce kendisine
tebligat yapılıp da adresini değiştiren ve bunu bildirmeyen kişiye ne şekilde tebligat
yapılacağı hususu yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, adresini değiştiren, ancak yeni adresini
yargı organına bildirmeyen kişi, gerçek kişi ise, öncelikle adres kayıt siteminde kayıtlı
adresine tebligat yapılacaktır. Adres kayıt sistemi oluşturulduğundan, tebligat memurunun
ayrıca adres araştırması yapması yöntemi terkedilmiştir.
Gerçek kişiler bakımından adres kayıt sisteminde bir adresin bulunmaması çok zayıf
bir ihtimaldir. Ancak zayıf da olsa, bu ihtimalin gerçekleşmesi durumu da gözetilerek,
evrakın bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına asılacağı ve bunun da tebligat tarihi
sayılacağı şeklindeki fıkranın geri kalan kısmı aynen muhafaza edilmiştir.
Maddenin dördüncü fıkrası, tüzel kişiler bakımından özel ve açık bir düzenleme
getirmektedir. Tüzel kişilerin adreslerinin, bir sicil veya resmî kayıtta belirli olması sebebiyle
meçhul olması düşünülemez. Bu çerçevede daha önce kendilerine tebligat yapılmamış olsa
bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adreslerinin esas alınacağı ve bu madde
hükümlerinin uygulanacağı açıkça düzenlenmiştir.
Maddeye yeni eklenen son fıkrada ise, yurt dışında bulunan Türk vatandaşları
bakımından 35 inci maddenin nasıl uygulanacağı hususu açıklığa kavuşturulmuştur. Bu
düzenleme ile daha önce kendisine yurt dışında tebligat yapılan Türk vatandaşlarının da adres
değişikliklerini ilgili yargı organına bildirmesi zorunluluğu kabul edilerek, bu değişiklik
bildirilmediğinde nasıl bir yol izleneceği belirtilmektedir. Daha önce kendisine usûlünce
tebligat yapılan kimse adresini değiştirdiği hâlde bu değişikliği bildirmezse, önce adres kayıt
sistemindeki adresine bakılacaktır. Çünkü, yurt dışındaki Türk vatandaşları bakımından da
adres kayıt sisteminde açık adres kaydı tutulmaktadır. Zayıf bir ihtimal de olsa, adres kayıt
sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce
usûlüne uygun şekilde tebligat yapılan adresine, Türkiye Büyükelçiliği veya
Konsolosluğunca Kanunun 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının
belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılacaktır. Bu yöntem, aynı
zamanda Kanunun 25/a maddesindeki yöntemle uyumlu bir düzenleme olup, ortaya çıkacak
belirsizlikleri gidereceği gibi, bu yolla ortaya çıkacak zaman ve para kaybının da önüne
geçilmiş olacaktır.
MADDE 9- Maddeyle, sadece celse esnasında doğrudan tebligat düzenlenmekte iken,
yapılan değişiklikle aynı zamanda mahkeme, savcılık kalemlerinde ve icra dairelerinde
yapılan tebligat da madde kapsamına alınmıştır. Uygulamada özellikle avukatlara,
dilekçelerin, belgelerin veya kararların mahkeme veya savcılık kaleminde ya da icra
dairelerinde elden ve memur aracılığıyla tebliğ edildiği görülmektedir. Bu, kısa, ucuz ve
pratik bir tebligat yöntemidir. Ancak, uygulamada başvurulan bu yöntemin tam bir kanunî
dayanağı yoktur. Değişiklikle birlikte uygulamada izlenen bu yöntem kanunî bir çerçeveye
kavuşturulmuştur. Böylece, kalemde taraflara, katılana ve vekillere imza karşılığında
belgelendirilerek yapılan tevdi, tebliğ olarak kabul edilmiştir.
Celse ve kalemde yapılan tebligatın nasıl yapılması gerektiği de açıkça belirtilmiştir.
Buna göre, tebligat yapılan kişinin (taraf, katılan veya vekil) imzası alınarak ve tebliğ konusu
da belirtilerek, tebligatın belgelendirilmesi gerekmektedir. Bu şekilde tebligat yapılması
hâlinde, ayrıca tebliğ mazbatası düzenlenmesi gerekmeyecektir. Zira, bu tür tebligat
ya mahkeme tutanağı veya mahkeme kalemindeki belgelerle belgelendirilmektedir.
MADDE 10- Maddede özellikle adres kayıt sisteminin oluşturulması sebebiyle, tapu
idaresince yapılacak tebligat yeniden düzenlenmiştir. Adres kayıt sistemi oluşturulduğu için,
ikinci fıkradaki adres belirsizliği ve ilânen tebligat ihtiyacı ortadan kalktığından bu yöndeki
düzenleme kaldırılmıştır. Birinci fıkraya, hak sahibinin adresinin bilinmemesi durumunda,
adres kayıt sistemindeki adresin tebligat adresi sayılacağı şeklinde cümle eklenmiştir.
MADDE 11- Maddeyle, Kanunun 60 ıncı maddesi değiştirilerek Tebligat Tüzüğü
yerine geçmek üzere bir yönetmelik hazırlanması öngörülmektedir.
MADDE 12- Maddeyle, 60 ıncı maddede belirtilen yönetmeliğin bu Kanunun
yayımını izleyen altı ay içinde hazırlanması ve anılan yönetmeliğin yürürlüğe konulmasına
kadar Tebligat Tüzüğünün bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam
olunması öngörülmekte ve mevzuatta Tebligat Tüzüğüne yapılan atıfların yönetmeliğe
yapılmış sayılması hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, Kanunun amacına ulaşabilmesi için en önemli husus elektronik
ortamda tebligatın yapılabilmesi için teknik altyapının zamanında yerine getirilmesidir.
Kamu kurum veya kuruluşları ile kişiler arasında elektronik yolla yapılacak tebligatın
hukuken ve teknik olarak güvenli ve geçerli bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayan sistemin
altyapısı PTT Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilecektir. Genel Müdürlüğe daha önce
sistemi uygulayan uluslararası örneklerdeki tecrübe dikkate alınarak azamî bir yıllık süre
verilmiştir. Böylece, hâli hazırda resmî tebligatı fizikî ortamda yapma görevi ve inhisarı olan
PTT’ye, elektronik tebligat konusunda da bu görevi yürütmesi hususunda tekel olma hakkı
verilmiştir.
MADDE 13- Ülkemizde adlî sicil kaydı yılda yaklaşık onbeş milyon vatandaşımızı
ilgilendirmektedir. Buna bağlı olarak Adalet Bakanlığı bu hizmeti sunmak için çok sayıda
personel istihdam etmektedir. Adlî sicil ve arşiv kayıtlarında sorgulamaların elektronik
ortamda Adlî Sicil ve Arşiv Kaydı Paylaşım sistemi üzerinden sunulmaya başlanmasıyla bu
personelin başka alanlarda çalıştırılması kamuda kaynak artışı sağlayacaktır.
Adalet Bakanlığı, kişilere adlî sicil veya arşiv kaydı belgelerini beş TL’ye
vermektedir. Adalet Bakanlığının 2007 yılında vatandaşlardan almış olduğu ücret toplamı
yaklaşık kırkbeş milyon TL’ye ulaşmıştır. Ancak, vatandaşlar için ulaşım masrafları, otopark
ücreti, mesaiden feragat, sırada bekleme süreleri dikkate alındığında görünmeyen masrafların
çok daha fazla olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu hizmetten yararlanma, vatandaşlarımıza,
standart maliyet modeli yöntemiyle yapılan hesaplamalara göre yaklaşık ikiyüz milyon
TL’lik yük oluşturmaktadır.
Madde ile 5352 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi değiştirilmiştir. Tüm kamu kurum
ve kuruluşlarına, görev ve yetkileri ile sınırlı olmak üzere, gerçek kişilere ise güvenli
elektronik imzaları vasıtasıyla, sadece kendileri ile ilgili olmak şartıyla, doğrudan adlî sicil ve
arşiv kayıtlarını sorgulama imkânı getirilmektedir.
Bu düzenleme ile; maddenin eski hâlinde de olduğu üzere mahkeme, hâkim, askerî
hâkim, Cumhuriyet başsavcılığı ve askerî savcılık makamları, bir suça ilişkin soruşturma ve
kovuşturma kapsamında adlî sicil ve arşiv kayıtlarında doğrudan doğruya sorgulama
yapabileceklerdir. İkinci fıkraya göre ise kolluk ve diğer kamu kurum ve kuruluşları, Adalet
Bakanından gerekli izni almak suretiyle, görev ve yetkileri kapsamındaki ihtiyaç duydukları
adlî sicil ve arşiv kayıtlarını doğrudan Adlî Sicil ve Arşiv Kayıtları Paylaşım Sisteminden
sorgulayabileceklerdir. Bununla birlikte, Adlî Sicil ve Arşiv Kayıtları Paylaşım Sistemi veri
tabanındaki bilgilerin tamamı toplu hâlde hiçbir kuruma veya kişiye verilemeyecektir. Diğer
taraftan, adlî sicil ve arşiv bilgileri hassas kişisel veriler kapsamında değerlendirilen kişisel
veriler arasında yer aldığından, sorgulanan adlî sicil ve arşiv kayıtlarına ilişkin bilgi ve
belgelerin, sorgulama yapan kurumlarda sorgulamayla ilgili iş ve işlemin tamamlanmasından
sonra hiçbir şekilde muhafaza edilmeyeceği veya kayıt altına alınamayacağı açıkça
vurgulanarak, bu bilgi ve belgelerin sorgulamanın tamamlanmasından sonra imha edileceği
hükme bağlanmıştır.
Maddenin üçüncü fıkrasında gerçek kişiler, kendileri ile ilgili adlî sicil ve arşiv
kayıtlarını güvenli elektronik imza veya yönetmelikte sayılan güvenli kimlik doğrulama
araçlarını kullanarak sorgulama yapabilmelerine imkan tanınmıştır. Sorgulama sonucu
oluşturulan elektronik imzalı adlî sicil belgesi talep sahibine elektronik ortamda güvenli bir
şekilde ulaştırılacaktır.
Dördüncü fıkrada, Adlî Sicil ve Arşiv Kaydı Paylaşım Sisteminden elektronik
ortamda, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişilerce yapılacak sorgulamalardan ücret
alınmaması hükme bağlanmıştır.
Beşinci fıkrada, maddenin uygulanmasına yönelik hususların Adalet Bakanlığı
tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür.
MADDE 14- Madde ile 5352 sayılı Kanuna geçici 3 üncü madde eklenmektedir.
Geçici 3 üncü madde ile Kanunun 13 üncü maddesinin uygulanması bakımından kamu
kurum ve kuruluşlarına maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde
teknik altyapılarını kurmaları amacıyla geçiş süreci öngörülmüştür.
Ayrıca, 13 üncü maddede belirtilen yönetmeliğin hazırlanma süreciyle ilgili
düzenleme yapılmıştır.
Diğer taraftan, kamu kurum ve kuruluşlarının maddenin yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren en geç bir yıl içinde gerekli altyapıyı kurup Adalet Bakanından gerekli izni aldıktan
sonra, vatandaşlardan doğrudan adlî sicil veya arşiv kaydı isteyemeyeceği açıkça hükme
bağlanmıştır.
MADDE 15- Yürürlük maddesidir.
MADDE 16- Yürütme maddesidir.

http://www.kgm.adalet.gov.tr/tbmmkom/tblgtkantas.pdf
Moderatöre Bildir   Logged



www.Vekil.Net Avukat İmza Seçmediniz.Profilinizden İmzanızı Seçebilirsiniz..

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor
Powered by SMF and SimplePortal
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.548 Saniyede 28 Sorgu ile Oluşturuldu

02 Mart 2020, 13:39:04