Haberler:

Hukuk Forumumuza Hoşgeldiniz

Ana Menü
Menü

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır. Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz.

İletileri Göster Menü

Konular - webmaster

#1
Böyle bir şey asla olamaz denen ancak gelecekte olan büyük icatlar:

Tarih boyunca otoriteler, bilim insanları ve toplumlar tarafından gerçekleşmesi tamamen imkansız görülen ancak zamanla günlük hayatın sıradan birer parçasına dönüşen birçok gelişme yaşanmıştır.

Ağır nesnelerin havada uçması fikri uzun bir süre fizik kurallarına aykırı görülmüştür. Lord Kelvin 1895 yılında havadan ağır makinelerin uçmasının imkansız olduğunu beyan etmiş, Ancak Wright Kardeşler 1903 yılında ilk motorlu uçuşu gerçekleştirmiştir.

İnsan vücudunun içini ameliyat etmeden görüntülemek tıp dünyası için hayal dahi edilemezdi. Wilhelm Röntgen 1895 yılında X ışınlarını keşfettiğinde insan kemiklerinin dışarıdan fotoğraflanabilmesi dönemin toplumunda büyük bir şaşkınlık ve inançsızlıkla karşılanmıştır.

Nükleer enerjinin kullanımı ve atomun parçalanarak devasa bir güç üretmesi fikri fiziğin kurucuları tarafından bile imkansız sayılmıştır. Ernest Rutherford 1933 yılında atomun çekirdeğinden enerji elde etme fikrini tamamen saçmalık olarak nitelendirmiş, ancak yalnızca birkaç yıl sonra nükleer fisyon keşfedilmiştir.

Dünyanın her yerindeki insanların kablosuz ve anlık olarak birbiriyle iletişim kurabilmesi fikri uzun süre bilimkurgu olarak değerlendirilmiştir. Telefonun icadından önce sesin teller üzerinden bile iletilemeyeceği düşünülürken, günümüzde küresel bir veri ağı üzerinden anlık bilgi aktarımı standart bir durumdur.

Uzaya çıkmak ve Ay'a ayak basmak 20. yüzyılın başlarına kadar yalnızca romanlarda var olabilecek bir hayal olarak görülmüştür. The New York Times gazetesi 1920 yılında roketlerin havasız ortamda ilerleyemeyeceğini iddia eden bir makale yayımlamış, ancak 1969 yılında Apollo 11 göreviyle insanlık Ay'a ulaşmıştır.
#2
Televizyon yayıncılığında uyduların yaygınlaşmasıyla birlikte frekans ayarlama, TP tarama ve kanal sıralama gibi teknik detaylar uzun yıllar boyunca son kullanıcının en çok zorlandığı konular arasında yer aldı. Türksat A.Ş. tarafından geliştirilen ve Türkiye'deki uydu alıcısı standartlarına giren Türksat Kanal Güncelleme Sistemi (TKGS), tam da bu karmaşayı ortadan kaldırmak amacıyla hayata geçirildi. Ancak zamanla bu sistem, getirdiği pratikliğin yanında ciddi bir kullanıcı deneyimi sorununu da beraberinde getirdi.

TKGS, Türksat uydusu üzerinden yayın yapan TV ve radyo kanallarının frekans, PID ve yayın parametrelerindeki değişiklikleri arka planda otomatik olarak takip eden ve uydu alıcılarındaki kanal listesini güncelleyen merkezi bir veritabanı altyapısıdır. Esas amacı, frekansı değişen veya kapanan kanallar için kullanıcının manuel arama yapma ihtiyacını ortadan kaldırmak ve Türkiye genelinde standart bir kanal sıralaması oluşturmaktır. Teknik açıdan bakıldığında, karmaşık transponder ayarlarıyla uğraşmak istemeyen geniş kitleler için oldukça kolaylaştırıcı bir çözümdür.

Sistemin sunduğu bu konforun arka planında ise izleyicinin kendi cihazı üzerindeki denetimini tamamen kaybetmesi yatar. TKGS aktif olduğunda, kanal sıralaması ve kanal Kimlikleri (ID) tamamen merkezi yayıncının kontrolüne geçer. Bu durum, uydu frekanslarını kiralayan şirketlerin zaman içinde kanal içeriğini değiştirmesiyle kullanıcı tarafında ciddi mağduriyetler yaratmaktadır. Dini veya tematik içerik yayınlayan bir kanalın frekansı el değiştirdiğinde ya da kapandığında, aynı frekans üzerinden yayına başlayan agresif reklam kanalları veya niteliksiz içerikler doğrudan kullanıcının mevcut sıralamasına entegre olur. Üstelik kullanıcının kendi alışkanlıklarına göre oluşturduğu özel kanal sıralaması da gelen güncellemelerle sık sık bozulur.

Sonuç olarak TKGS, teknolojiyle arası iyi olmayan ve hazır bir kanal sıralamasıyla yayın izlemek isteyen kitleler için faydalı bir araçtır. Buna karşın, televizyonunda hangi kanalın yer alacağına kendisi karar vermek isteyen, kanal sıralamasının bozulmasını istemeyen ve cihazı üzerinde tam denetim arayan izleyiciler için TKGS bir kolaylıktan ziyade kısıtlamadır. Bu nedenle, cihazlarında TKGS seçeneğini devre dışı bırakıp manuel tarama ve kişiselleştirilmiş kanal sıralaması yöntemini seçmek, televizyon izleme deneyimini doğrudan yönetmek isteyenler için en ideal çözüm haline gelmiştir.
#3
"Ümmî = okuma-yazma bilmeyen" yorumu sonradan uydurulmuş, yüzeysel bir anlamdır.
Kur'an'ın kendi kullanımına uymaz.



1️⃣ Kur'an'daki asıl anlam: "Kitap ehli olmayan"
Alıntı Yap"Kitap verilenler ve ümmîler..."
(Âl-i İmrân 3/20)
Burada iki grup var:
  • Kitap verilenler (Yahudi-Hristiyan)
  • Ümmîler
Yani:
Ümmî = vahiy kitabı olmayan toplum

Araplar.


2️⃣ Başka ayet:
Alıntı Yap"Ümmîler içinde, onlara ayetlerini okuyan bir elçi gönderdi..."
(Cuma 62/2)
"Ümmîler" = Mekke toplumu.
Okuma yazma bilmeyenler demiyor.


3️⃣ Peygamber için kullanımı:
Alıntı Yap"O ümmî peygamber..."
(A'râf 7/157)
Anlamı:
"Kitap ehli olmayan toplumdan gelen peygamber"

Yani:
Tevrat-İncil eğitimi almamış.



4️⃣ "Okuma yazma bilmiyordu" iddiası niye uyduruldu?
İki sebep:
🔹 "Mucize olsun" diye
"Bak okuma yazma bilmiyor ama kitap getirdi" demek için.

🔹 Rivayet kültürü
Hadis-merkezli anlayış bunu yaydı.



5️⃣ Kur'an'a göre sorun:
İlk vahiy:
Alıntı Yap"Oku!" (Alak 96/1)
Okuma bilmeyene "oku" denmez.
#4

Derin düşünmeyi hak eden bir soru. Bilimsel ve teolojik açıları karıştırarak birkaç olası açıklama sunayım; her biri tam cevap değil ama birlikte düşündüğümüzde daha zengin bir resim çıkar.

  • Fiziksel gerekçe / koşulların sağlanması
    Kainatın çok büyük olması, madde ve enerji dağılımı, zaman ve uzayın genişliği gibi koşulların gelişmiş yapılar (galaksiler, yıldızlar, gezegenler, yaşam için ağır elementler) oluşmasını mümkün kıldığı anlamına gelir. Çok küçük, sınırlandırılmış veya kısa ömürlü bir evrende böyle karmaşık süreçlerin gerçekleşmesi olası olmazdı. Yani "büyüklük", canlılığı ve çeşitliliği ortaya çıkaracak fiziksel süreçleri sağlayan bir zemin olarak görülebilir.
  • Antropik bakış / rastlantı ve gereklilik

    Bazıları der ki: biz böyle bir kainatta var olduğumuz için kainatın bizim varlığımıza izin verecek şekilde "ince ayarlanmış" gibi görünmesi doğal — gözlemlediğimiz koşulların yaşamı mümkün kıldığı yerde varız. Bu, kainatın büyüklüğünü açıklamak için bir mantık sunar ama "neden asıl böyle tasarlandı" sorusuna henüz cevap vermez; sadece gözlemleme koşulumuzu hatırlatır.
  • İlahi sıfatların tecellisi (teolojik perspektif)
    İslamî ve diğer teistik yaklaşımlarda sıkça söylenir: kainat, Allah'ın kudretini, ilmini, hikmetini, rahmetini, güzelliğini gösterir. Yani büyüklük, yaratıcının sonsuzluğunu, niteliğini açığa vurma amacı taşıyabilir — yaratılanın sınırlılığı, yaratıcının büyüklüğünü daha net gösterir. Bu açı, kainatın sadece "insan için" değil, aynı zamanda yaratılışın kendisinde bir anlam ve tecelli barındırdığına işaret eder.
  • İmtihan, ahlak ve ruhsal gelişim
    Kainatın genişliği içinde insanın küçük ve sınırlı olması, insanın sorumluluğunu, seçimlerini ve erdemini ortaya koyar. Zorluklar, sınırlılıklar, sınırlı kaynaklar ve belirsizlikler ahlaki olgunlaşma, sabır, şükür, teslimiyet gibi erdemlerin ortaya çıkmasını sağlar. Kainatın büyüklüğü, insanın sınırlarını hatırlatarak bir tür içsel sınav alanı görevi görebilir.
  • Bilgi, keşif ve anlam arayışı için sahne
    Eğer kainat küçük olsaydı, öğrenme ve keşfetme maddi olarak çok sınırlı kalırdı. Büyük bir kainat insan zekâsına, bilime, sanata alan verir — keşifler, merak ve anlam arayışı ortaya çıkar. Bu da yaratılışın insanı bilgi sahibi yapma amacına, yaratılanı tanıma ve hikmetini anlama sürecine hizmet edebilir.
  • Estetik ve ilişki boyutu
    Büyüklük aynı zamanda estetik bir durumdur: insan, büyüklük karşısında hayranlık, tefekkür, ibadet ve aşk hissedebilir. Kainatın ihtişamı, insanın Yaratan'a yönelmesine, bağ kurmasına vesile olabilir. Bu, yalnızca mantıksal bir "niyet" değil, deneyimsel bir açıklamadır — büyük olan karşısında hissedilen huşu.
  • Bilincimizin ve kavrayışımızın sınırları
    Son olarak, insan aklı sınırlıdır. "Neden" sorusunun nihai cevabı bizim epistemik sınırlarımızın ötesinde olabilir. Bazı hikmetler bizim için açıkken bazıları gizlidir; bu da tevazu ve merakı gerektirir. "Neden bu kadar büyük?" sorusuna verilecek cevaplar kısmen mantıkla, kısmen imanla, kısmen de estetik ve etik değerlendirmelerle şekillenir.

Özetle: kainatın büyüklüğü fiziksel koşulların sağlanması, yaşam ve keşif için alan, ilahi sıfatların tecellisi, insanın ahlaki/ruhsal gelişimi ve estetik-tefekkürsel nedenlerle bir arada değerlendirilebilir. Hiçbiri tek başına tüm soruyu kapatmaz; hepsi farklı açıdan katkı sunar.

Kaynak:ChatGPT
#5
Hidrojenin otomobillerde yakıt olarak kullanılmasının sınırlı olmasının birkaç nedeni var:

  • Depolama Zorlukları: Hidrojen, çok düşük yoğunlukta bir gazdır. Yeterli miktarda hidrojen depolamak için ya çok yüksek basınç altında (tipik olarak 700 bar) gaz olarak saklanması ya da -253°C'de sıvılaştırılması gerekir. Bu, depolama tanklarının ağır ve pahalı olmasına neden olur.

  • Üretim Maliyeti: Hidrojen genellikle suyun elektrolizi veya doğal gazın reformasyonu yoluyla üretilir. Ancak bu işlemler maliyetlidir ve çoğunlukla fosil yakıtlarla gerçekleştirilir, bu da çevreye tam anlamıyla temiz bir çözüm sunmaz.

  • Yakıt Altyapısının Eksikliği: Hidrojen yakıt istasyonları oldukça sınırlıdır. Benzin veya elektrikli şarj istasyonları gibi yaygın bir altyapı henüz yoktur. Bu da hidrojen yakıtlı araçların kullanımını kısıtlar.

  • Araç Teknolojisi: Hidrojen yakıt hücreleri, pahalı malzemeler (örneğin platin katalizörler) gerektirir. Bu, hidrojenle çalışan araçların üretim maliyetini artırır. Ayrıca bu teknoloji hâlâ gelişmekte olduğundan, elektrikli araçlara kıyasla ticari olarak daha az tercih edilmektedir.

  • Verimlilik: Hidrojen üretiminden, taşınmasından ve kullanıma kadar geçen süreçte enerji kayıpları vardır. Elektrikli araçlar doğrudan elektrik kullanırken, hidrojen yakıtlı araçlarda elektriğe dönüştürme aşamaları daha karmaşıktır ve enerji kaybına yol açar.

Bu sebeplerden dolayı, hidrojen yakıtı ticari olarak geniş çapta kullanılmıyor ve elektrikli araçlar daha popüler hale geliyor. Ancak hidrojen yakıtı potansiyeli nedeniyle belirli uygulamalarda ve gelecekte daha fazla kullanılabilir.
#6
"Shutter priz" terimi, elektrik prizlerinde kullanılan bir güvenlik özelliğini ifade eder. Aynı zamanda çocuk korumalı priz olarak da anılır. Bu tip prizlerde, prizin iç kısmında bulunan yuvaları kapatan otomatik bir güvenlik kapısı veya menteşe bulunur. Bu kapı, prizin içine yabancı cisimlerin girmesini engelleyerek elektrik çocuklar veya diğer kişiler için güvenli hale getirir.


Shutter prizler, özellikle evlerde küçük çocukların kazara prizlere yabancı cisimleri sokmasını önlemek amacıyla kullanılır. Kapı, bir priz yuvasına bir şey sokulmadığı sürece kapalı kalır. Prizi kullanmak istediğinizde, prizdeki yabancı cisim (genellikle bir prize takılmış bir fiş) kapıyı açar ve yuvalara erişim sağlar. Bu tasarım, elektrikli cihazların güvenli bir şekilde kullanılmasını ve kazaların önlenmesini amaçlar.

Çocuk korumalı priz(shutter priz) örnekleri:

shutter priz 2.jpgshutter priz 1.jpg

Başlıca faydaları
  • Elektrik çarpması riskine karşı koruma sağlaması nedeniyle çocuklar için daha fazla güvenlik sağlar.
  • Çocuk koruması kullanımda zorluğa neden olmaz ve prizin şeklini değiştirmez.
Başlıca özellikler
  • Koruma sadece deliklere paralel bir basınç uygulandığında açılmaktadır. Yani fiş takıldığında.
  • Sonradan takılan korumalar kullanışlı değildir ve VDE standartlarına uymaz.
  • Koruma prizin içerisinde ulaşılamayacak yerde olduğu için çıkarılamaz.


#7
Chrome 2023 yılında görünümünde bazı değişiklikler yaptı. Ancak bu değişikliklerin bazıları kullanıcıları üzdü.

Chrome'da web sayfası içinde sağ tıklandığında açılan menüdeki (content menu) satırların yüksekliği çok arttırıldı ve sayfaya sığmaz oldu.

Yer imleri klasör simgeleri sarı klasör simgelerinden siyah çerçeveli içi boş klasör simgelerine dönüştü. Bu saçmalığı düzelmek için yapmanız gereken tek şey
chrome://flags/#chrome-refresh-2023 adresine gidip aktiflik durumunu "Disabled" yapmak.

chrome flags 2023 menu fix.png
#8
Site çatısında elektrik üretilip satılabilir mi?
Evde kendi elektriğini üretmek yasak mı?
Bir kat maliki çatıya güneşten elektrik üretim sistemi kurmak isterse diğerlerinin iznini almak zorunda mı?


Kat maliki veya çatı katında ikamet eden bir kişi, kendi özel terasında, binanın görsel estetiğine zarar vermeden ve yapısal bütünlüğüne herhangi bir olumsuz etkisi olmadan güneş enerjisi üretecek bir tesis kurmak istiyorsa, bu durumda apartman yönetimi veya diğer komşularından herhangi bir izin almasına gerek olmadığı kanaatindeyim. Güneş enerjisi sistemleri ile ilgili Yargıtay kararlarının henüz mevcut olmadığını düşünüyorum, ancak benzer durumlarda Yargıtay'ın daha önce verdiği kararlar bu konuda rehberlik sağlayabilir.

Zira güneş enerjisi sistemi kurmakla, elektrik üreten sistemi kurmak özü itibarıyla aynı amaca hizmet etmektedir. Hemen hemen her açıdan benzer bir tesistir. Yargıtay kararlarına göre hiçbir karara gerek olmadan isteyen kat maliki çatıya güneş enerjsi sistemi kurabilir.

Apartmanın çatısı ortak alan olarak kabul edilir ve her malik, arsa payı oranında bu alandan faydalanma hakkına sahiptir. Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, kat malikleri arsa paylarına göre ana gayrimenkulün tüm ortak yerlerine malik olurlar. Kat malikleri arasında aksine bir sözleşme bulunmadığı sürece, ortak alanlarda arsa payı oranında kullanma hakkına sahiptirler. Ancak, ortak alanlarda herhangi bir tesis yapabilmek için 4/5 çoğunluğun yazılı onayı gereklidir.

Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2016'daki bir kararında "Yargıtay uygulamalarına göre, ana taşınmazın çatısında tüm kat maliklerinin güneş enerji sistemi kurmaları hâlinde yetecek alanın bulunması ve ana taşınmazın statiğine olumsuz etkisinin olmaması koşulu ile diğer bağımsız bölümlere zarar vermeyecek şekilde güneş enerji sistemlerinin kurulması için kat maliklerinin muvafakati aranmamaktadır." denilmektedir.

Aynı dairenin 2015'teki bir kararında ise "Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, projesinde bulunmasa dahi diğer kat maliklerinin muvafakati alınmaksızın çatı veya terasta güneş enerjisi sisteminin kurulmasına;

Aynı dairenin 2015'teki bir kararında ise "Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, projesinde bulunmasa dahi diğer kat maliklerinin muvafakati alınmaksızın çatı veya terasta güneş enerjisi sisteminin kurulmasına;

karar verilmiştir

Sonuç:

Bu genel kurala rağmen, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre bir kat maliki, diğer maliklerin onayına ihtiyaç duymadan çatıya güneş enerjisi sistemi kurabilir.
#9
ergenekon-saniklari.jpg

Ergenekon davası (2008-2016) Türkiye'de önemli bir davadır. Bu dava, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bazı unsurların, sivil hükümete karşı darbe yapma girişimleri ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetleri iddiasına dayanıyordu. Dava, Türkiye'de büyük yankı uyandırdı ve birçok kişi, askeri ve sivil yetkililer dahil olmak üzere birçok kişi hakkında suçlamalar getirildi.

Ergenekon davası sonucunda birçok kişi mahkum edildi, ancak davayla ilgili bazı tartışmalar ve eleştiriler de ortaya çıktı. Davanın yargılama süreci ve delil değerlendirmesi konularında çeşitli görüşler bulunmaktadır. Ancak her durumda, Türkiye'nin yakın tarihinde önemli bir dava olarak hatırlanmaktadır.
#10
s.a.

Sayın Av. Yusuf Bey,

Aylardır aidatını ödemeyen sitemizdeki iki kiracı ile ilgili olarak ödenmemiş aidatları tahsil etmenin yolunu arıyorum. Aidatlar verilmediğinden kapıcının maaşını veremiyoruz. Kat mülkiyeti kanununda da yazdığı gibi bu borçtan kat maliki ve müteselsilen de kiracı sorumlu.

İcra takibi başlatmak istiyorum.

Daha önce kimseyi icraya vermediğim için ne yapacağım ve nereye, hangi belgelerle gideceğim hakkında bilgi taleb ediyorum.

İcra yoluna gidebilmek için en az gerekli olan bilgi ve belgeler nelerdir? Kiracı var kapıyı açmıyor. Ev sahibini tanımıyoruz...

Üfff :)

Nedir bu işin en kısa çözümü? Vereceğiniz cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.