(Devamı)
[44] Kutal, Uyuşmazlık, s.82; Aynı yazar, Barışçı Yollar, s.77; Çelik, İş Hukuku, s.510; Tuncay, İş Hukuku, s.219; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.76-78; Ulucan, Sorunlar, s.200-201; Demir, s.279-280; Şakar, İş Hukuku, s.228; Meagher, Genel İlkeler, s.86-91; Günay, s.715; Subaşı, s.542; Berksun/Eşmelioğlu, s.405
[45] Çelik, İş Hukuku, s.510; Kutal, Genel Görüşme, Yargıtayın İş Hukuku Kararlarının Değerlendirilmesi 1976, Millî Komite Yay., İstanbul 1979, s.229-230; Köse, s.108; Arabulmanın amacı; uyuşmazlığı bir karar ile kotarmak, çözmek değil; fakat, ikna ve telkin ile tarafların yeniden müzakereye girişmelerine ve bir anlaşma sağlanmasına elverişli ortamı hazırlamaktır. Arabulucunun görevi; haklı veya haksızı belirleme, bulma değil; uyuşmazlığı, çatışma durumunda bulunan menfaatleri anlaşmaya götürmektir. (Talas, s.437; ILO, Uzlaştırma, s.3,70); Arabuluculuk gerçekten çok zor bir iştir, arabuluculuğun bir sanat olduğu söylenmiştir. (İnce, İş Hukuku, s.40; S.Arthur Meyer, Toplu Pazarlıkta Arabulucunun Fonksiyonu, (Çev.İnce), İşletme ve Hukuk D., C.I, S.10, İstanbul 1968, s.14; ILO, Uzlaştırma, s.69); Bazı yazarlara göre; uygulamalar ve tahliller, arabulucuların toplu iş sözleşmeleri ve uyuşmazlıklarının karmaşıklığını anladığını, grevleri azalttığını, anlaşmaların sağlanmasında ve endüstriyel barışın temininde önemli bir etki ve katkısının olduğunu kesinlikle göstermiştir. Arabulucunun esas amacı; taraflar arasında bir anlaşma temin etmek olup, anlaşmanın muhtevası ve hakkaniyete uygun olup olmaması onu pek fazla ilgilendirmez. (Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.93) ; Tarafsız olan arabulucuyu; anlaşmanın hakkaniyete uygun olup olmadığının da ilgilendirmesi gerekir. Aksini düşünmek, hukukun temel ilkelerinden olan hakkaniyet ve adalet ilkelerinin gözardı edilmesi anlamına gelir.
[46] Kutal, Çözüm, s.257; Dereli, Arabuluculuk Sistemi, s.3; Kocaoğlu, Prensipler, s.4-5; Aynı yazar, Barışçı Yollar, s.6-11; Günay, s.709; Meagher, Toplu Pazarlık, s.128-129; Aynı yazar, Genel İlkeler, s.89; M.Fatih Gümüş, s.197-198; ILO, Uzlaştırma, s.3-5; Berksun/Eşmelioğlu, s.407; Köse, s.108; Dicleli/Akkaya, s.207-212; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.51; Alper Topçuoğlu, Gelişmekte Olan Ülkelerde Toplu Çalışma Uyuşmazlıklarının Çözümlenmesi, Amme İdaresi D., Aralık 1980, s.35-37
[47] Dereli, Toplu Pazarlık Düzeni, s.86-90; Aynı yazar, (Toplu Pazarlık Taktikleri) Toplu Pazarlık Kriter ve Taktikleri, SSKonferansları, XXXV-XXXVI.Kitaplar, İ.Ü. İktisat Fak. Yay., İstanbul 1986, s.100-101; Arabulma; uyuşmaya görüşlerden birinin kabul edilmesi, ya da her iki görüşten de ödün verilerek anlaşmaya varılması demektir. Uyuşmazlığın çözümlenmesinde yardımcı olmak amacıyla dışarıdan katılan kişi, taraflar arasında çeşitli teknikler kullanarak yakınlaşmayı sağlayacaktır. Arabulucu; tarafların sakin, makûl bir biçimde görüş ayrılıklarını tartışmalarını sağlamak amacıyla iş uyuşmazlığına katılır. Uzayan görüşmelerde sinirlerin gerildiği, gurur sorunlarının ortaya çıktığı gözönüne alınacak olursa, arabulucunun rolü soruna daha akılcı bir yaklaşımla bakılmasını sağlamaktır. (Işık, Hukuksal Çerçeve, s.39-41); Her ne kadar Işık; Uzlaştırma ile Arabuluculuğun farklarını açıklamakta ise de, her ikisinin de amacı aynıdır.; Bazı yazarlara göre; taraflar arabulucuların önerilerini kabul edecekleri yolunda önceden yazılı anlaşma yapmışlarsa, bunun geçerli olduğu ve tarafları bağladığı kabul edilmelidir. Bu takdirde artık arabulucudan değil özel hakemden söz etmek daha doğru olur. (Tuncay, İş Hukuku, s.219-220)
[48] RG., 19.6.1986, 19139
[49] Kutal, Endüstri İlişkileri, s.62; Aynı yazar, Türk İş Hukuku, s.132-133
[50] Demircioğlu/Centel, s.245-248; Ulucan, Sorunlar, s.200-201; Demir, s.279-280; Tuncay, Arabuluculuk, s.76-78; Kutal, Çözüm, s.257-258; Mollamahmutoğlu, s.10-13; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.267; Aynı yazar, Barışçı Yollar, s.4-6; Sümer, İş Hukuku, s.241; Günay, s.706-707; ILO, Uzlaştırma, s.3-5; Subaşı, s.541; Şahin, s.4; Berksun/Eşmelioğlu, s.407
[51] Süral, 2822 sayılı Yasa, s.56; Genel olarak uzlaştırma ile daha formel, genellikle ortaya bir karar çıkartan ve bir kurul yoluyla gerçekleşen yöntem anlaşılır. Arabuluculuk ise daha dinamiktir, genellikle bir kişinin, bir arabulucunun becerisi ve psikolojik taktikleriyle taraflar arasındaki farkları ortadan kaldırmaya yönelik bir süreçtir. Fakat gerek ILO'da gerek uluslararası literatürde, bu ikisinin bunun tersi şekilde kullanıldığı da görülmektedir. Yani, uzlaştırmaya daha dinamik ve enformel bir yaklaşım olarak bakanlar da bulunmaktadır. Ancak bu ikisi arasındaki anlam giderek dünyada azalmıştır. (Dereli, Barışçı Çözüm, s.247)
[52] Bazı yazarlara göre; resmî arabulucudan kasıt, arabulucu olarak görev yapacak olan kişidir. Bu kişi, resmî listeden seçilmiş olabileceği gibi, tarafların anlaşmasıyla resmî listeden veya liste dışından da seçilmiş olabilir. Bu bakımdan Yasadaki m.59/III hükmünün uygulanmasında arabulucunun resmî listeden veya dışından seçilmiş olmasının bir rolü yoktur. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.127 dn.121)
[53] Şakar, İş Hukuku, s.228; Kutal, Uyuşmazlık, s.83-84; Sümer, İş Hukuku, s.245; İnce, (Toplu Pazarlık) Toplu Pazarlık Hukuku, İşletmelerde İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku İnsangücü Yönetimi, C.III, 2.Kitap, Kazancı Hukuk Yay., İstanbul 1985, s.100; Kengerli, Barışçı Yollar I, s.22; ÇSGB, (Bülten) Resmî Arabuluculuk Bülteni, S.1, Eylül 2001, s.10-12
[54] RG., 16.6.1984, 18433
[55] Bazı yazarlara göre; Resmî Arabulucular Seçici Kurulu'nda işçi temsilcileri 5'e karşı 2 oy ile azınlıktadır. Bu kurulun seçtiği Resmî Arabulucuların arasında ise İşveren Sendikası Hukuk Danışmanları ve İşveren Avukatları bulunmaktadır. (Muhittin Yılmaz, Yeni Yasal Düzenlemelere Göre Türkiye'de Toplu Pazarlık Sorunları ve Muhtemel Gelişmeler, SSKonferansları, XXXV-XXXVI.Kitaplar, İ.Ü. İktisat Fak. Yay., İstanbul 1986, s.118)
[56] Arabulucuların seçiminin; yetkili meslek kuruluşları, Sendika üst kuruluşları ve YÖK'ün belirleyeceği, işçi ve işveren ilişkilerinde bilgi ve otoritesi ile tanınmış bir uzmanlar kurulunca yapılması daha yerinde olurdu. (Kocaoğlu, 3299 sayılı Kanun, s.20)
[57] Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.242-243; Aynı yazar, Barışçı Yollar, s.6-7; Okuyan, s.3; Şahin, s.4; Benokan, s.5-6; Afşin, s.7-9
[58] Kutal, Toplu Görüşme, s.150-152
[59] Uyuşmazlık Mahkemesi, 26.10.1992, E.1992/37, K.1992/40, İHD., C.II, S.4, Ekim-Aralık 1992, s.621-624
[60] Mimaroğlu, s.197; Mollamahmutoğlu, s.9; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.203; Çolakoğlu, s.237; Bertram R. Crane, Türk İş Hukuku Mevzuatına Göre İş Uyuşmazlıklarının Halli, Prodüktivite Merkezi Yay., Ankara 1965, s.9-21; Ünsal, s.45-46
[61] Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.139-140; Dereli, Arabuluculuk, s.61
[62] Gürgan Çelebican, İş Uyuşmazlıklarından Doğan İktisadî Kaybın Ölçülmesi, Türk İş Hukukunun Temel Sorunları Semineri-Tebliğler, DYF-İş/Ulaş-İş/Tütis Yay., Ankara 1977, s.3
[63] 2822 sayılı Yasadaki hükümler uyarınca arabuluculuğa başvurmada "taraflardan biri" (m.21/I) sözünden çağrılan tarafın anlaşılması gerekir. Çünkü, çağrıyı yapan tarafın çağrı tarihinden itibaren otuz gün içinde gelmemesi ve toplu görüşmeye başlanmaması halinde yetkisi düşecektir (m.19/III). (Çelik, İş Hukuku, s.511; Süral, 2822 sayılı Yasa, s.55 dn.13; Berksun/Eşmelioğlu, s.397; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.50)
[64] Kutal, Endüstri İlişkileri, s.61; Aynı yazar, (3299 sayılı Yasa) Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasasında 3299 Sayılı Yasa İle Yapılan Değişiklikler II, İMD., C.XXXIII, S.7, Ekim 1986, s.239; Ulucan, Sorunlar, s.200-201
[65] Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.228-229
[66] Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.229-230; Karş. Tunçomağ, Değerlendirme, s.113-115
[67] Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.140
[68] RG., 2.6.1988, 19830
[69] Çelik, İş Hukuku, s.512; Ekonomi, (3451 sayılı Kanun) 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununda 3451 Sayılı Kanun İle Yapılan Değişiklikler, Kamu-İş İş Hukuku ve İktisat D. (Kamu-İş D.), C.1, S.7, Ocak 1989, s.8
[70] Kutal, Endüstri İlişkileri, s.62; Aynı yazar, 2822 sayılı Yasa, s.508-510; Oğuzman, (Çözüm) Bankalarda Toplu İş Uyuşmazlıklarının Çözümü, Sendikal Mevzuat Eğitim Semineri, Basisen Yay., İstanbul 1985, s.161-162; Aynı yazar, Değişiklik, s.147; Çelik, İş Hukuku, s.512; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.54; Elbir, s.226-227; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.232-234; Tuncay, İş Hukuku, s.221; Aynı yazar, Karar İncelemesi, s.18-19; Ulucan, Sorunlar, s.201-202; Dereli, Barışçı Çözüm, s.248; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.61-62; Narmanlıoğlu, Grev, s.142; Aynı yazar, İş Hukuku, s.493; Şakar, İş Hukuku, s.228; Işıklı, s.303-304; Koray, Endüstri İlişkileri, s.212; Sümer, İş Hukuku, s.242-243; Aynı yazar, Zorunlu Tahkim, s.56; Günay, s.709-710; Özbek, s.341; M.Fatih Uşan, Toplu Görüşme, Çimento İşveren D., C.8, S.4, Temmuz 1994; s.25; Melek Koçer, (Arabuluculuk) Türk İş Hukukunda Arabuluculuk, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 1990, s.43; Köse, s.119; Uçum, s.32-33; Bazı yazarlar; öğretide otuz günlük sürenin geçmesini takiben başlayan arabuluculuğu "ihtiyarî arabuluculuk", altmış günlük sürenin geçmesini takiben başlayan arabuluculuğu " zorunlu arabuluculuk" olarak nitelendiren görüşe katılmamaktadırlar. Bu görüşe göre; burada yalnızca arabuluculuğun başlama tarihinde bir farklılık sözkonusudur. İlk otuz günün anlaşmazlıkla sonuçlanmasında taraflardan birinin başvurusuyla arabuluculuğun başlangıç tarihi daha erkene alınmaktadır. Ülkemizde gerek toplu pazarlık gerek arabuluculuk; mücadeleci çözüm yollarına zorunlu bir alternatif oluşturmazlar, bu nedenle her ikisi de ihtiyarî çözüm yollarıdır. (Süral, 2822 sayılı Yasa, s.57-58; Geniş bilgi için bkz. Aynı yazar, Barışçı Çözüm Yolları, s.36-38); Bazı yazarlara göre de; burada ki arabuluculuk her zaman ihtiyarî değildir ve bu aşamadaki arabuluculuğu da ihtiyarî arabuluculuk olarak isimlendirmek tam doğru değildir. Çünkü, arabuluculuğun ihtiyarî olması için arabuluculuğu başlatma ve işletme gücünün tarafların müşterek iradesine bağlı olması gerekir. (Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.212)
[71] Bazı yazarlara göre; bunun anlamı, toplu görüşmenin uyuşmazlıkla sonuçlandığı ve barışçı son bir yolun deneneceğidir. (Akyiğit, s.391)
[72] Yasa; toplantı çağrısının altı işgünü içinde yapılmasını öngörmüş olmakla beraber, toplantının ne zamana kadar yapılmış olması gerekeceği konusunda açık bir ifade taşımamaktadır. Konunun bir an önce halli gerektiği düşünülürse, toplantının da bu altı işgünlük süre içinde yapılması herhalde yerinde olur. Başvuruyu alan görevli makam; arabulucu tayini için tarafları altı işgünü içinde toplantıya çağırmasa, çağrı altı işgünü dışında da yapılsa, toplantının yine yapılması gerekir. Çünkü, görevli makamın hatalı tutumunun Yasa hükmünün uygulanmasını engelleyebileceği düşünülemez. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.144)
[73] Çelik, Arabuluculuk, s.54; Kutal, Türk İş Hukuku, s.132; Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.239-240; Aynı yazar, 3451 sayılı Yasa, s.362-363; Oğuzman, Toplu İş Uyuşmazlıkları, s.112; Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.495-496; Demircioğlu/Centel, s.246; Demir, s.278; Şakar, İş Hukuku, s.228; Mollamahmutoğlu, s.12; Safa Reisoğlu, Barışçı Yollar, s.74; Ulucan, Sorunlar, s.201; Dereli, Barışçı Çözüm, s.250; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.62; Aktay, s.106; Günay, s.710; Berksun/Eşmelioğlu, s.410-411; Uşan, s.25; Uçum, s.32-33; Afşin, s.9; Kengerli, Barışçı Yollar I, s.24; 1982 T.C. Anayasasından sonra Türk endüstri ilişkileri yeni bir yasal çerçeveye kavuşturulurken 275 sayılı Yasa döneminde uygulamada karşılaşılan sorunları giderebilmek amacı ile 2822 sayılı Yasaya yeni hükümler konulmuştur. Buna göre; uzlaştırma kurulu kaldırılmakta, tek kişinin devreye gireceği arabuluculuk benimsenmektedir. Uyuşmazlık halindeki tarafları uzlaştırabilmek, grev veya lokavta gitmeden önce tarafları barışçı bir çözümde buluşturabilmek için resmî arabulucu her türlü girişimi yapabilecektir. Yeni Yasanın bir özelliği de taraflardan birinin isteği üzerine toplu pazarlık henüz devam ederken resmî bir (gönüllü) arabulucunun devreye girebilmesidir. Toplu pazarlık süresi dolduğu halde tarafların anlaşmaya varamamaları halinde ise resmî bir (zorunlu) arabulucunun devreye girmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Toplu pazarlık döneminde devreye giren resmî arabulucu ÇSGB Bölge Müdürlüğünde ad çekme suretiyle belirlenirken, pazarlık dönemi sonunda zorunlu olarak görevlendirilen resmî arabulucu ise yine resmî listeden ancak iş hâkimi tarafından serbestçe tespit edilecektir. (Kutal, Arabuluculuk, s.152)
[74] Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri,s.130-131; Aynı yazar, Çözüm, s.161-162; Ulucan, Sorunlar, s.203; Narmanlıoğlu, Grev, s.141-142; Aynı yazar, İş Hukuku, s.496; Şakar, İş Hukuku, s.228; Kutal, Türk İş Hukuku, s.132; Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.239-241; Kocaoğlu, 3299 sayılı Kanun, s.9-10; 3299 sayılı Yasa ile getirilen hükme rağmen bazı yazarlara göre; taraflar toplantıya katılır da aynı toplantıda bir arabulucu seçilmesi konusunda görüş birliğine varırlarsa, o arabulucu seçilmiş olur. Tarafların aralarında anlaşmaya vardıkları arabulucunun mutlaka resmî listeden olmasını Yasa aramamaktadır. (Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.232); Bazı yazarlara göre de; görevli makam, arabulucu tayini için tarafları altı işgünü içinde toplantıya çağırır. Taraflar bu toplantıya katılır ve bir arabulucu üzerinde anlaşmaya varırlarsa, kanunun ifadesinden bu arabulucunun resmî liste dışından da olabileceği sonucu çıkmaktadır. Görevli makamca ad çekmek suretiyle belirlenen arabulucu ise resmî listedendir. (Mollamahmutoğlu, s.12 dn.1); Bazı yazarlara göre ise; toplu görüşme başladıktan sonra otuz gün içinde anlaşma olmazsa, taraflardan biri resmî listeden veya liste dışı bir arabulucuyu görevli makamdan ister. (Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.51)
[75] Tunçomağ/Centel, s.412; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.232; Berksun/Eşmelioğlu, s.411; Bazı yazarlara göre; eğer taraflardan hiçbiri bulunmazsa, arabulucu atanamayacaktır. Bu noktada yasa koyucu hatalı bir düzenleme yapmıştır. Taraflar, anlaşamadıklarını belirterek bir arabulucu atanmasını istediklerine göre, artık bir uyuşmazlık çıktığı bellidir. Görevli makamın, taraflar bu toplantıya gelmeseler bile kendiliğinden mahkemeye başvurarak bir arabulucu atanmasını istemesi uygun olurdu. Otuz gün içinde anlaşmaya varılamamasına karşın, tarafların toplantıya katılmaması nedeniyle arabulucu atanmasının ancak altmışıncı günden sonra yapılabilmesi, süreyi boşu boşuna uzatmaktan başka anlam taşımayacaktır. (İnce, İş Hukuku, s.189; Aynı yazar, Toplu Pazarlık, s.97)
[76] Sümer, İş Hukuku, s.242; Aynı yazar, Uygulama, s.325; Özbek, s.341-342
[77] Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.232; Berksun/Eşmelioğlu, s.411
[78] Çelik, Arabuluculuk, s.54; Oğuzman, Toplu İş Uyuşmazlıkları, s.113; Şakar, İş Hukuku, s.228; Dereli, Arabuluculuk, s.62; Günay, s.709-710; ILO'nun 154 sayılı Toplu Pazarlığın Geliştirilmesi Sözleşmesi (Toplu Görüşme, Toplu Pazarlığın Teşvikine Dair Sözleşmesi)'nin 6.maddesinde; tarafların toplu görüşme sürecine gönüllü olarak katıldıkları ve toplu sözleşme görüşmelerinin uzlaştırma ve/veya hakemlik mekanizması çerçevesinde gerçekleştirildiği endüstriyel ilişkiler sistemlerinin işlerliğini dışlamadığı belirtilmiştir. ILO'nun 92 sayılı Gönüllü Uzlaştırma ve Hakemlik (İhtiyarî Uzlaştırma ve Hakemlik, Tahkime Dair) Tavsiye Kararı'nın 1.paragrafında; isteğe bağlı uzlaştırma mekanizmasının ulusal koşullara uygun olarak, işçiler ve işverenler arasında çıkan iş uyuşmazlıklarının çözümüne ve önlenmesine yardımcı olacağı; 3.paragrafının 2.bendinde de uzlaştırma (arabuluculuk) prosedürünün ya uyuşmazlık taraflarından birinin talebi ile ya da isteğe bağlı uzlaştırma organı tarafından re'sen harekete geçirilebileceği belirtilmiştir. (Mesut Gülmez, Sendikal Hakların Uluslararası Kuralları ve Türkiye, TODAİE Yay., Ankara 1988, s.79,148-150; Süral Barışçı Çözüm Yolları, s.74-77); 2822 sayılı Yasanın gönüllü arabuluculuk hükümleri 92 sayılı Tavsiye Kararının bu normlarıyla uyumludur. Ancak zorunlu arabuluculuk aşamasında ise arabuluculuğa başvuru tarafların isteğine bırakılmamıştır. (Koçer, (Normlar) Türk Arabuluculuk Müessesesinin ILO Normları Karşısında Durumu, İHD., C.I, S.3, Temmuz-Eylül 1991, s.399-403; Köse, s.161-162)
[79] Tuncay, İş Hukuku, s.221; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.80; Kutal, 3299 sayılı Yasa, s.240; Aynı yazar, 2822 sayılı Yasa, s.508-512; Tunçomağ, (Yetki) Toplu İş Sözleşmesinin Meydana Getirilmesi ve Yetki Sorunu, 1984 Yılı Konferansları, İ.Ü. Hukuk Fak. Yay., İstanbul 1985, s.15; Elbir, s.227; Kocaoğlu, 3299sayılı Kanun, s.10; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.232; Uçum,s.32; Bazı yazarlara göre; toplantının amacı arabulucuyu tayindir. Bu amaçla yapılan çağrıya her iki tarafta uyarak toplantıya katılacak olurlarsa, yapılacak ilk iş tarafların arabulucu tayini hususunda aralarında anlaşıp anlaşamadıklarını tespit olmalıdır. Taraflar arabulucu tayini konusunda fikir birliğine varırlarsa, bu taktirde üzerinde anlaşabilecekleri bir arabulucuyu tayin etmeleri gerekir. Tarafların bu tayinlerini, resmî arabulucu listesi dışından yapabilecekleri hususunda Yasada bir açıklık yoktur. Tarafların üzerinde anlaşabilecekleri arabulucunun mutlaka resmî listeden seçilecek bir arabulucu olması şart değildir. Çünkü, TİS yapılması prosedürü içerisinde tarafların serbest irade beyanları her zaman üstün tutulur. Bunun yanında, tarafların üstünde anlaştıkları arabulucunun başarılı olması ihtimalinin büyüklüğü düşünülecek olursa, onları belki de üzerinde ittifak edecekleri resmî bir arabulucu olmamasına rağmen ille de resmî listeden bir arabulucu seçme yolunda zorlanmalarının herhangi bir faydası da düşünülememektedir. Taraflar arabulucu tayininde aralarında anlaşamazlarsa veya taraflardan biri görevli makamın yaptığı toplantıya katılmazsa, görevli makam tarafından tayinin mutlaka resmî listeden ve ad çekme suretiyle yapılması zorunluluğu vardır. Bu bakımdan ad çekmeden görevli makamın tayin yapması da mümkün değildir. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.144-145)
[80] Sümer, İş Hukuku, s.243; Aynı yazar, Uygulama, s.326
[81] Kutal, Endüstri İlişkileri, s.61; Aynı yazar, Türk İş Hukuku, s.132;Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.239-241; Dereli, Barışçı Çözüm, s.250
[82] Kocaoğlu, 3299 sayılı Kanun, s.9; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.215; Sümer, İş Hukuku, s.242; Aynı yazar, Uygulama, s.324
[83] Kutal, Endüstri İlişkileri, s.62-63; Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.240-241; Demircioğlu/Centel, s.246-247; Şakar, İş Hukuku, s.228-229; Köse, s.128; Berksun/Eşmelioğlu, s.411; Bazı yazarlara göre; 3299 sayılı Yasa ile toplu görüşme süresi içindeki gönüllü arabuluculuk için taraflara tanınan ve aralarında anlaşarak liste dışından istedikleri bir kişiyi arabulucu seçebilme olanağı da ortadan kaldırılmıştır. Kısmen dahi olsa varsayılan gönüllü arabuluculuk, bu değişiklikle ortadan kaldırılmıştır. Uyuşmazlıkların çözümünde taraf iradelerine söz hakkı tanımayan, gönüllü ve özel arabuluculuğa yer vermeyen böyle bir düzenleme yerinde değildir. (Kocaoğlu, 3299 sayılı Kanun, s.29; Aynı yazar, Barışçı Yollar, s.7; Bkz. ve Karş. Aynı yazar, Arabuluculuk, s.222-223); Uygulamada, gönüllü arabuluculuk yolu da pek işletilememektedir. (Kutal, Arabuluculuk, s.155; Çelik, İş Hukuku, s.520 dn.23)
[84] Fıkranın 3299 sayılı Kanunla değiştirilen şekli, Kanunda yanlışlıkla "ikinci fıkra" yerine "birinci fıkra" denilmiştir. (Çelik, İş Hukuku, s.513; Berksun/Eşmelioğlu, s.412 dn.24)
[85] Görevli makam; işyeri TİS için işyerinin bağlı olduğu Bölge Müdürlüğü, işletme TİS için işletme merkezinin bulunduğu Bölge Müdürlüğü ve başvurulacak mahkeme de, Müdürlüğün bulunduğu yerdeki iş davalarına bakmakla görevli mahkemedir. Birden fazla Bölge Müdürlüğünün yetki alanına giren işyerlerini kapsayacak TİS için ise görevli makam ÇSGB ve başvurulacak mahkeme de Ankara İş Mahkemesi'dir (m.15, 18, 22).
[86] 2822 sayılı Yasa; bu hususta görevli makamın altı işgünü içinde talepte bulunmasını öngörmüş ise de, bu süre bir hak düşürücü süre değildir. Hüküm, görevli makamın uyması gereken bir düzen hükmüdür. Uyulmaması ilgili memurun disiplin cezasına maruz kalmasına yol açabilir. Fakat bunun dışında başka bir olumsuz sonuç doğurmaz. (Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.133; Aynı yazar, Çözüm, s.164; Narmanlıoğlu, Grev, s.142 dn.167; Aynı yazar, İş Hukuku, s.498 dn.53; Dereli, Arabuluculuk, s.64; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.224; Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.13; Koçer, Arabuluculuk, s.47; Köse, s.126)
[87] Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.133; Demircioğlu/Centel, s.247; Kutal, (Sorunlar II) Türk Hukukunda Resmî Arabuluculuk Uygulaması ve Sorunları II, İMD., C.XXXV, S.1, Nisan 1988, s.31; Ulucan, Sorunlar, s.202; Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.497; Demir, s.278-279; Şakar, İş Hukuku, s.229; Mollamahmutoğlu, s.13; Kocaoğlu, 3299 sayılı Kanun, s.11; Aynı yazar, Hukuksal Çerçeve I, s.35; Koray, Endüstri İlişkileri, s.212; Sümer, İş Hukuku, s.243; Aynı yazar, Uygulama, s.325; Safa Reisoğlu,Barışçı Yollar, s.73-74; Günay, s.711; Uşan, s.25; Berksun/Eşmelioğlu, s.411-412; Afşin, s.9
[88] Kutal, Uyuşmazlık, s.83; Aynı yazar, 2822 sayılı Yasa, s.510; Elbir, s.227; Safa Reisoğlu, Barışçı Yollar, s.74
[89] Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.139 dn.132; Şakar, İş Hukuku, s.229
[90] Çelik, İş Hukuku, s.513; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.54; Ulucan, Sorunlar, s.203-204; Oğuzman, Değişiklik, s.148; Karş. Kutal, Arabuluculuk, s.153-154; Bazı yazarlara göre; görevli makamın, tarafların özgür iradesini gözönüne alması ve önce tarafları bir toplantıya çağırarak, arabulucuyu kendilerinin seçmesini, eğer bu seçim yapılamıyorsa, arabulucuyu resmî listeden seçtirmeyi sağlaması daha uygun bir yol olurdu. (Safa Reisoğlu, (Tasarı) Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu Tasarısının Toplu İş Uyuşmazlıklarının Barışçı Yollarla Çözümü Açısından Değerlendirilmesi, Tüba İİÇB, S.386, 28 Mart 1983, s.3; İnce, İş Hukuku, s.189-190) Böylece, bu kurumun amacıyla ilgili daha iyi bir düzenleme yapılmış olurdu. Fakat, bugünkü metin karşısında, tarafların altmış günün sonunda anlaşarak arabulucu seçmelerine olanak yoktur. Tek bir olasılık olarak, özel hakeme başvurma (m.58) ile ilgili anlaşma olarak düşünülebilir. (İnce, İş Hukuku, s.190; Aynı yazar, Toplu Pazarlık, s.97); Bazı yazarlara göre de; Yasada öngörülen mahkemeler, görevli makamın başvurusu üzerine bu resmî listeden bir resmî arabulucu tayin edeceklerdir. Görevli makamın başvurusu, toplu görüşmenin başladığı tarihten itibaren altmış gün geçmesine rağmen anlaşma sağlanamamışsa kaydına tabi tutulmuştur. Bu anlaşma sağlanamamışsa ifadesinin, arabulucu seçimi konusunda da anlaşma sağlanamadığı şeklinde anlamak gerekir. Örneğin; taraflar toplu görüşmede konuşulan maddelerde kısmen veya tamamen anlaşma sağlamamış olmakla beraber, resmî listeden veya liste dışından bir arabulucu tayini hususunda aralarında anlaşmışlarsa, bu takdirde hiç şüphesiz görevli makamın mahkemeye arabulucu tayini hakkında bir başvuruda bulunamaması gerekir. Çünkü, esas olan tarafların birbirine uygun olarak beyan edecekleri iradeleridir. Tarafların, kendisine güvendikleri için anlaşarak seçtikleri arabulucunun anlaşmayı sağlama konusunda başarısının daha yüksek olacağı açıktır. Arabuluculuktan amaç da; zaten uyuşmazlık konusu sorunlar üzerinde anlaşmayı sağlamak olduğu cihetle, tarafların anlaşarak bir arabulucu seçemeyeceklerini düşünmek pek mümkün değildir. Yasa da; tarafların anlaşarak tayin edecekleri arabulucunun ücretinin kendileri tarafından serbestçe tespit edileceği hükmünü taşımaktadır. Taraflar aralarında, arabulucu tayininde anlaşamamışlarsa, işte ancak bu takdirde görevli makam, taraflardan birinin başvurusu üzerine veya re'sen altı işgünü içinde mahkemeye başvurmak suretiyle resmî listeden bir arabulucunun tayinini talep edebilecektir. Mahkeme bu tayini, resmî listeden re'sen seçerek yapabileceği gibi, resmî listedeki isimler arasından kur'a çekerek seçim yapmak suretiyle de yapabilir. Mahkemeyi bu konuda bağlayan yegane husus, ne şekilde yapılmış olursa olsun yapılacak tayinin resmî listede kayıtlı isimler arasından yapılması keyfiyetidir. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.126,140)
[91] Tuncay, İş Hukuku, s.221; Demir, s.279; Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.490-491; Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.131-132; Aynı yazar, Toplu İş Uyuşmazlıkları, s.112; Aynı yazar, Çözüm, s.163; Şakar, İş Hukuku, s.229; Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.137-138; Kocaoğlu, 3299 sayılı Kanun, s.12; Aynı yazar, Hukuksal Çerçeve I, s.35; Dereli, Arabuluculuk, s.63; Koçer, Normlar, s.402-403; Bazı yazarlara göre; yürürlükteki zorunlu arabuluculuk düzenlenmesinde, arabulucunun görevli makamın talebi üzerine mahkemece resmî listeden seçilmesi öngörülmüş bulunmaktadır. Tarafların anlaşmasına yardımcı olma işlevine dayalı olması gereken bir sistemde onlara arabulucuyu seçme olanağını tanımamak barışçı yolun temel düşüncesine ters düşmektedir. Bu nedenle, 2822 sayılı Yasada bir değişikliğin yapılması ve uzlaştırma sistemine (Uzlaştırma Kurulu) yer verilmesi halinde, kurulun başkanlığını yürütecek olan üçüncü aracının, eski sistemde olduğu gibi, taraf aracılarınca serbestçe seçilmesi esası kabul edilmelidir. Ayrıca, yürürlükteki RAT'na ve Resmî arabulucular listesine ilişkin esaslar sürdürülse bile, barışçı çözüm yolunun tarafların anlaşmasına yardımcı olma işlevi karşısında, üçüncü aracının resmî liste dışından da seçilebilmesi esasının kabul edilmesi gerekir. Bu esas resmî listenin oluşmasında rolü olsun ya da olmasın, bütün işçi ve işveren tarafları için ortaya çıkan uyuşmazlıklarda geçerli olmalıdır. Ancak, bunun resmî arabulucuları seçmeye yetkili Seçici Kurulda temsil olunmayan Konfederasyonlara üye olan ya da hiçbir konfederasyona üye olmayan bağımsız sendikalar için ayrı bir önem taşıyacağı açıktır. Çünkü, bunların resmî listeye güven duymaları pek beklenemez. Ancak, ayrı bir tartışma konusu olan resmî listeye (Bkz. Kutal, Arabuluculuk, s.152-155) ilişkin yürürlükteki esasların varlığını sürdürmesi halinde, üçüncü aracı seçiminde anlaşma olmadığı takdirde üçüncü aracının resmî listeden atanması sözkonusu olabilecektir. (Çelik, Arabuluculuk, s.61-62; Aynı yazar, Değişim, s.35; Aynı yazar, İş Hukuku, s.520)
[92] Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.233-234; Mahkemenin arabulucuyu kaç gün içinde atayacağının Yasada belirtilmemesi de bir noksanlıktır. Uygulamada, bu sürenin uzaması olasılığı her zaman vardır. Yasa koyucunun, mahkemeyi de bu atama işlemi için bir süre ile bağlaması çok yerinde olurdu. (İnce, İş Hukuku, s.190; Aynı yazar, Toplu Pazarlık, s.97-98; Karş. Kocaoğlu, Arabuluculuk, 283; Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.30); Taraflar; toplu görüşme için tespit edilen yer, gün ve saatte başladıkları görüşmeleri, otuz günlük bir süreyi aşacak şekilde sürdürmüş de olabilirler, ya da otuz günlük süre içinde bir anlaşma olmamasına karşın, taraflardan biri "anlaşma olur umuduyla" uyuşmazlığı bekletmiş de olabilir. Ancak her durumda taraflar, toplu görüşmeleri "altmış gün" içinde bitirmek zorundadırlar. Toplu görüşmenin başladığı günden itibaren altmış gün geçmesine rağmen bir anlaşma sağlanamamışsa, uyuşmazlık yine bir tutanakla tespit edilerek görevli makama yazı ile bildirilir (m.21/II). (Demir, s.278)
[93] Yarg. 9.HD., 1.10.1968, E.13301, K.11768, Çolakoğlu, s.249
[94] Reisoğlu, 275 Şerhi, s.275-276; Aynı yazar, 2822 Şerhi, s.234; Bazı yazarlara göre; mahkemece resmî listeden tayin olunan arabulucunun, Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun "Hakemlerin Reddine" ilişkin hükümlerine (m.521) göre, bu hükümlerin kıyasen uygulanması suretiyle reddolunabileceğini kabul etmek gerekir. Çünkü, arabulucunun kararının, bağlayıcı olmamasına rağmen, duruma göre ciddî bir ağırlığa sahip bulunması doğaldır. (Safa Reisoğlu, Barışçı Yollar, s.75)
[95] Tuncay, Arabuluculuk, s.83
[96] Kocaoğlu, Hukuksal Çerçeve I, s.35; Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.10; Köse, s.132; Bazı yazarlara göre; gönüllü arabulucu olarak belirlenen kişi bu görevi kabul edip etmemekte serbesttir. (Oğuzman, Çözüm, s.162; Dereli, Arabuluculuk, s.62)
[97] Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.288; Aynı yazar, Hukuksal Çerçeve I, s.35
[98] Safa Reisoğlu, Tasarı, s.3; İnce, İş Hukuku, s.186-187
[99] Kutal, Endüstri İlişkileri, s.62; Çelik, İş Hukuku Dersleri, 9.Bası, İstanbul 1988, s.441-442; Ekonomi, Arabuluculuk, s.21; Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.133; Tunçomağ, İş Hukuku 1985, s.258-259; Aynı yazar, Yetki, s.15-16; Esener, (Sözleşme) Toplu Sözleşme Düzenimiz Üzerine Düşünceler, Endüstriyel İlişkiler 1984 Yıllığı, Kutyay Yay., İstanbul 1984, s.94-95; Dereli, Arabuluculuk, s.64; Safa Reisoğlu, Tasarı, s.3; İnce, İş Hukuku, s.186-187; Aynı yazar, Toplu Pazarlık, s.97
[100] Ekonomi, 3451 sayılı Kanun, s.8-9; Kutal, Endüstri İlişkileri, s.62; Tunçomağ, İş Hukuku 1985, s.258-259; Aynı yazar, Yetki, s.15-16; Narmanlıoğlu, Grev, s.143-144 dn.169; Oğuzman, Çözüm, s.164; Esener, Sözleşme, s.94-95
[101] Çelik, İş Hukuku, s.513-514; Ekonomi, 3451 sayılı Kanun, s.8-9; Şakar, İş Hukuku, s.229; Demir, s.278; Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.498; Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.140; Kocaoğlu, Barışçı Yollar, s.7; Günay, s.710; Berksun/Eşmelioğlu, s.402,412; Uşan, s.25
[102] Kutal, 3451 sayılı Yasa, s.363
[103] Şakar, İş Hukuku, s.229; Sümer, Uygulama, s.325-326; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.224-225; Safa Reisoğlu, Barışçı Yollar, s.73-74
[104] Yargıtaya göre; toplu görüşmeye çağrının, bununla ilgili yazının onbeş gün içinde tebliğ edecek makama verilmesi ile gerçekleşmiş sayılması gerekir. (Yarg. 9.HD., 8.10.1985, E.1985/9808, K.1985/9168, Fevzi Şahlanan, Toplu İş Sözleşmesi, İstanbul 1992, s.93; Kamu-İş/Tühis/Kamu-Sen, 1475 Sayılı İş Kanunu 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu İle İlgili Yargıtay Kararları, C.1, İstanbul 1989, s.512-513; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.47-48; Erdal Egemen/Semih Temiz, İş Hukuku Mevzuatı İle İlgili Örnek Kararlar, İstanbul 1991, s.748-749; Tühis D., C.10, S.1, Ocak 1986, s.27-28)
[105] Şahlanan, s.99; Şakar, İş Hukuku, s.229; Kutal, (TİS) 2822 Sayılı Yasada Toplu İş Sözleşmesinin Yapılması, İMD., C.XXXI, S.1, Nisan 1984, s.40; Süral, 2822 sayılı Yasa, s.55; Sümer, Uygulama, s.326; Aynı yazar, İş Hukuku, s.243; Günay, s.704; Uşan, s.24; Berksun/Eşmelioğlu, s.398; Köse, s.114; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.50
[106] Ulucan, Toplu Görüşme ve Toplu İş Sözleşmesine Konulamayacak Hükümler, Toplu İş Sözleşmesine İlişkin Temel Sorunlar Semineri, Kamu-İş Yay., Ankara 1990, s.69; Kocaoğlu, Hukuksal Çerçeve I, s.29; Sümer, Uygulama, s.326; Uşan, s.24
[107] Şahlanan, s.99-100; Sümer, İş Hukuku, s.243; Aynı yazar, Uygulama, s.326; Süral, 2822 sayılı Yasa, s.54-55; Yargıtay konu ile ilgili bir kararında aynı sonuca ulaşmıştır. Yargıtaya göre; yasa koyucu çağrıyı takip eden ilk toplantı (m.19/III) ile daha sonraki toplantı ya da toplantıların (m.21/I) yapılmamasını değişik hukukî sonuçlara bağlamış, çağrıyı yaptığı halde gelmemek suretiyle süresinde görüşmeleri başlatmayan çağrıcı tarafın yetkisinin düşeceğini kabul etmiştir (m.19/III). 21.maddenin 1.fıkrasında ise, toplantıya gelmemek, gelip de görüşmeye başlamamak yetki düşmesi gibi bir sonuç doğurmamakta, ancak arabuluculuk hükümlerinin işletilmesine olanak sağlamaktadır. (Yarg. 9.HD., 24.6.1987, E.1987/6019, K.1987/6298, Şahlanan, s.100; Sümer, Uygulama, s.324; Uşan, s.24 dn.54; Berksun/Eşmelioğlu, s.325-328; Tühis D., C.2, S.2, Ağustos 1987, s.37-39; Kamu-İş/Tühis/Kamu-Sen, s.513-516)
[108] Çelik, Arabuluculuk, s.55; Tuncay, İş Hukuku, s.222; Demir, s.278; Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.139-140; Süral, 2822 sayılı Yasa, s.54-55; Uşan, s.25; Bazı yazarlara göre; görevli makama bildirilen yazı (m.21/I) ile ne
yapılacağı Yasada belirtilmemiştir. Makûl olan, Hükümet tasarısında da belirtildiği gibi görevli makamın arabuluculuk için gerekli işlemlere hemen başlayacağının kabulüdür. Maalesef, bir taraf görüşmelere gelmediği durumda yine de altmış günlük sürenin beklenmesi gerekecektir. (Aktay, s.50)
[109] Demircioğlu/Centel, s.247;Şakar, İş Hukuku, s.229; Mollamahmutoğlu, s.12-13; Sümer, İş Hukuku, s.243-244; Aynı yazar, Uygulama, s.327; Uşan, s.25
[110] Koçer, Normlar, s.401
[111] Yarg. 9.HD., 30.4.1992, E.1992/4308, K.1992/4881, Tuncay, Karar İncelemesi, s.17-20; Çelik, (1992 Kararları) Toplu İş İlişkileri, Yargıtayın İş Hukukuna İlişkin Kararlarının Değerlendirilmesi 1992, Millî Komite Yay., İstanbul 1994, s.119; Aynı yazar, İş Hukuku, s.514; İHD., C.II, S.2, Nisan-Haziran 1992, s.297; Günay, s.712-713; Tühis D., C.12, S.10, Ağustos 1992, s.25; Kamu-İş, (Kararlar) Çalışma Hayatı İle İlgili Yargıtay Kararları, Ankara 1996, s.524
[112] Çelik, 1992 Kararları, s.119-120; Aynı yazar, İş Hukuku, s.514; Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.133; Tuncay, Karar İncelemesi, s.19
[113] Çelik, 1992 Kararları, s.120; Aynı yazar, İş Hukuku, s.514; Tuncay, Karar İncelemesi, s.19
[114] Tuncay, Karar İncelemesi, s.19
[115] Geniş bilgi için bkz. Kutal, 2822 Sayılı Yasada Toplu İş Sözleşmesi Kavramı Düzeyi İçeriği ve Sona Ermesi, İMD., C.XXX, S.12, Mart 1984, s.495; Aynı yazar, Grup Toplu İş Sözleşmeleri Hakkında Bazı Düşünceler, İMD., C.XXVI, S.2, Mayıs 1979, s.91-97; Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.145-147; Aynı yazar, (Grup TİS) Grup Toplu İş Sözleşmeleri Hakkında Yargıtayın Görüşünün Değerlendirilmesi, Türk İş Mevzuatı Açısından Grup Toplu İş Sözleşmeleri, MESS Yay., İstanbul 1989, s.3 vd.; Aynı yazar, Genel Görüşme, Yargıtayın İş Hukuku Kararlarının Değerlendirilmesi 1986, Millî Komite Yay., İstanbul 1988, s.145-147; Ekonomi, Toplu İş Sözleşmesi Türleri Ehliyet ve Yetki, Toplu İş Sözleşmesine İlişkin Temel Sorunlar Semineri, Kamu-İş Yay., Ankara 1990, s.4-13; Aynı yazar, Toplu İş Sözleşmeleri, Sendikal Mevzuat Eğitim Semineri, Basisen Yay., İstanbul 1985, s.12; Aynı yazar, İşletme Toplu İş Sözleşmeleri ve Uygulamada Karşılaşılan Başlıca Sorunlar, Kamu-İş D., C.1, S.1, Temmuz 1987, s.6-8; Aynı yazar, (Grup TİS) Birden Çok İşyerini Kapsamak Üzere Yapılan İşyerleri Toplu İş Sözleşmesi -Grup Toplu İş Sözleşmesi- ve Yargıtayın Bu Sözleşmelere İlişkin Görüşleri Sebebiyle Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar, Türk İş Mevzuatı Açısından Grup Toplu İş Sözleşmeleri, MESS Yay., İstanbul 1989, s.13 vd.; Elbir, s.200-201; Çelik, İş Hukuku, s.421-423; Tunçomağ, Esaslar, s.520; Tunçomağ/Centel, s.331-332; Şahlanan, s.27-32; Tuncay, (Grup TİS) Karşılaştırmalı Hukukta ve Türkiye'de Grup Toplu İş Sözleşmeleri, Çimento İşveren D., C.1, S.1, Ocak 1987, s.7 vd.; Aynı yazar, İş Hukuku, s.222; Ulucan, (1986 Kararları) Toplu İş sözleşmeleri ve Toplu İş Uyuşmazlıkları Açısından Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi, Yargıtayın İş Hukuku Kararlarının Değerlendirilmesi 1986, Millî Komite Yay., İstanbul 1988, s.118-119; Demir, s.229-230; Çifter, s.143-146; Ali Nazım Sözer, Grup Toplu İş Sözleşmesi ve 2822 Sayılı Yasa Açısından Değerlendirilmesi, İMD., C.XXXIII, S.7, Ekim 1986, s.246-256; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.66
[116] Kararda yer verilen sözlerden, olayın aynı işkolunda birden çok işyeri için yapılmak istenen işyerleri TİS'nden doğan bir uyuşmazlık ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. 2822 sayılı Yasada açıkça düzenlenen işyerleri TİS türüne, uygulamada 275 sayılı Yasa döneminden beri " grup sözleşmesi" denilmektedir. (Bkz. Şahlanan, s.28; Tuncay, Grup TİS, s.7 vd.; Aynı yazar, (1990 Kararları) Toplu İş İlişkileri Açısından Yargıtayın 1990 Yılı Kararlarının Değerlendirilmesi, Yargıtayın İş Hukukuna İlişkin Kararlarının Değerlendirilmesi 1990, Millî Komite Yay., İstanbul 1992, s.118-120) Ayrıca, "Grup TİS" deyimi Yasada yer almamakla beraber, Yasanın gerekçesinde açıkça ifade edilmiştir. (Tuncay/Centel, Yeni Türk İş Hukuku Mevzuatı, İstanbul 1984, s.426-430; Şahlanan, s.28)
[117] Yarg. 9.HD., 24.4.1986, E.1986/3377, K.1986/4325, Tühis D., C.10, S.3-4, Mayıs-Temmuz 1987, s.16-17; YKD., C.13, S.3, Mart 1987, s.414-415; Yarg. 9.HD., 18.4.1988, E.1988/4524, K.1988/4293, Kamu-İş D., C.I, S.5, Temmuz 1988, s.26-27; Yarg.HGK., 21.12.1988, E.1988/9-695, K.1988/1021, Kamu-Sen D., C.1, S.7, Mart 1989, s.30-31; Tuncay, 1990 Kararları, s.118-119
[118] İşletme TİS'nde uyuşmazlık çıkması halinde tek bir arabulucu tayin edilmesi gerekir. (Ekonomi, İşletme Sözleşmesinin Kapsamına Giren İşyeri İçin Ayrı Sözleşme Yapılamaması, İHU 1987, TSGLK. 3 (No.3); Tuncay, Karar İncelemesi, Çimento İşveren D., C.2, S.5, Eylül 1988, s.22; Yarg. 9.HD., 1.3.1988, E.1988/2266, K.1988/2288, Çimento İşveren D., C.2, S.5, Eylül 1988, s.19-21)
[119] Bu kararlar ve bunların eleştirisi için bkz. Oğuzman, Grup TİS, s.3 vd.; Ekonomi, Grup TİS, s.13 vd.; Çelik, (1988 Kararları) Toplu İş Sözleşmeleri ve Toplu İş Uyuşmazlıkları Açısından Yargıtayın 1988 Yılı Kararlarının Değerlendirilmesi, Yargıtayın İş Hukukuna İlişkin Kararlarının Değerlendirilmesi 1988, Millî Komite Yay., İstanbul 1990, s.171 vd.; Şahlanan, s.27 vd.; Narmanlıoğlu, Grev, s.137-138; Günay, s.57
[120] Çelik, 1988 Kararları, s.174; Aynı yazar, 1992 Kararları, s.120-121; Aynı yazar, İş Hukuku, s.514-515; Oğuzman, Grup TİS, s.6; Aynı yazar, Genel Görüşme, Yargıtayın İş Hukukuna İlişkin Kararlarının Değerlendirilmesi 1992, Millî Komite Yay., İstanbul 1994, s.134; Ekonomi, Grup TİS, s.25; Ulucan, 1986 Kararları, s.118-119; Narmanlıoğlu, Grev, s.138; Şahlanan, s.30-31; Günay, s.109; Uşan, s.21; Bazı yazarlara göre; eğer toplu sözleşme müzâkerelerine grup sözleşmesi yapmak üzere oturulmuş ve tek zabıt tutulmuşsa, müzâkerelerin sonunda anlaşmaya varılmazsa tek arabulucuya gitmek zorunludur. Ama, başlangıçta grup sözleşmesi için oturmak mecburiyeti yoktur. Tek müzâkere yürütülmemişse tek arabulucu da sözkonusu değildir. Kaç tane müzâkere yürütülmüşse o kadar da arabulucu gerekir. (Oğuzman, (Etki) Toplu İş Uyuşmazlıkları Alanında Yargıtay Kararlarının Etkisi, Yargıtay D., Özel Sayı, C.15, S.1-4, Ocak-Ekim 1989, s.567-568; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.51) Bazı yazarlara göre de; grup sözleşmeleri aynı işkolunda birden çok işvereni temsil eden bir işveren sendikasının gruba dahil işyerinde yetkili işçi sendikasıyla ortak görüşmeler yapması şeklinde ortaya çıktığına göre, iş arabuluculuk safhasına geldiğinde tek bir arabulucu mu yoksa her işyeri için ayrı arabulucu mu tayin edileceği sorusuyla karşılaşılır. Yasada bunun açık cevabı yoktur. Taraflar gruba dahil işyerleri için tek bir görüşme yürütme hususunda anlaştıklarına göre, uyuşmazlığa da tek bir arabulucu tayini, getirilen sisteme daha uygun düşer. Böylece, grup TİS'nden beklenen bütünlük muhafaza edilmiş olur. Bununla birlikte, işyerlerinin çok sayıda olması ve her işyerinde bazı farklı hükümler kabul etme zorunluluğu bulunması ihtimalinde, tek bir arabulucunun onbeş gün gibi kısa bir sürede işi sonuca ulaştırması zor görülebilir. Böyle teknik imkânsızlıkların bulunması halinde, her işyeri için ayrı arabulucu tayinine de gidilebilir. Esasen, Yasa bu konuda bir tercih yapmamıştır. O halde görüşmelerin özelliğine ve yoğunluğuna göre, grup sözleşmelerinin rızaî temele dayanması ilkesi karşısında bunu da caiz görmek gerekir. Yargıtay kararında; birden çok arabulucu tayininde Yasaya aykırılık yoktur denmesinden, Yüksek Mahkemenin tek bir arabulucu tayinine karşı olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Taraflar; grup sözleşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanması halinde, tek ya da her işyeri için ayrı arabulucu tayini formülünde anlaşmış olurlarsa, Bölge Çalışma Müdürlüğünün ya da İş Mahkemesinin bu anlaşmaya saygı göstermesi gerekir. (Tuncay, Karar İncelemesi, s.20; Aynı yazar, Grup TİS, s.15; Aynı yazar, İş Hukuku, s.222)
[121] Yarg. 9.HD., 18.2.1987, E.1987/2077, K.1987/2138, Savaş Taşkent, Toplu İş Sözleşmeleri ve Toplu İş Uyuşmazlıkları Açısından Yargıtayın 1987 Yılı Kararlarının Değerlendirilmesi, Yargıtayın İş Hukuku Kararlarının Değerlendirilmesi 1987, Millî Komite Yay., İstanbul 1989, s.209; Çimento İşveren D., C.1, S.3, Mayıs 1987, s.31-32; Yasa Hukuk D., C.10, S.8, Ağustos 1987, s.1196; Tüba, İİÇB., S.635, 4 Ocak 1988, s.7; Berksun/Eşmelioğlu, s.412-413; Kamu-İş D., C.1, S.1, Temmuz 1987, s.66-67; Kamu-İş/Tühis/Kamu-Sen, s.519; Egemen/Temiz, s.750; Bazı yazarlar Yargıtay kararına katılmaktadırlar. Bu aynı görüşe göre; arabulucunun tarafsızlığı incelenebilir, hakem tayininin temyiz edilebildiğinin benzerliği ile de bu karar doğrudur. (Erdoğan Çubukçu, Genel Görüşme, Yargıtay D., Özel Sayı, C.15, S.1-4, Ocak-Ekim 1989, s.565; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.53); Bazı yazarlara göre de; arabulucu tayini ile ilgili mahkeme kararı "kesin" olmadığından, temyiz edilebilir. (Demir, s.279); Bazı yazarlara göre ise; resmî arabulucu kararı bağlayıcı nitelikte olmadığından, taraflarca resmî arabulucunun reddedilmemesi gerekir. (Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.234; Aynı yazar, 275 Şerhi, s.275-276); Mahkemenin bu kararı, kazaî (yargısal) karar niteliğinde değildir. Nizasız kaza dahi sözkonusu değildir. Sadece hâkimin görevlendirildiği bir idarî işlemden söz edilebilir. İdarî işlem niteliğindeki kararlar temyiz edilemez. (Oğuzman, Etki, s.557-558,570; Aynı yazar, İşçi-İşveren İlişkileri, s.133 dn.17a; Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.498 dn.54)
[122] Tüzükte, resmî arabulucularda aranacak nitelikler şöyle gösterilmiştir: a) Türk vatandaşı olmak, b) Medenî ve siyasî hakları tam olarak kullanma ehliyetine sahip olmak, c) Devlet memuru olmada aranan genel koşulları taşımak, (Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere, ağır hapis veya altı aydan fazla hapis ve yahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak) (3697 sayılı Yasa ile değişik 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48/A-5) (Değişik: 1.5.1997), d) Siyasî partilerin organlarında görevli olmamak, e) Sendika şubesi, sendika veya konfederasyonlarda herhangi bir suretle görevli bulunmamak (Değişik: 1.5.1997), f) Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli bulunmamak (Yükseköğretim Kanunu hükümleri saklıdır.), g) Hukuk, sosyal politika, endüstri ilişkileri, iktisat ve işletme öğrenimi yapılan en az dört yıllık bir yükseköğretim kurumunu bitirmiş ve işçi-işveren ilişkileri alanında en az beş yıl çalışmış olmak veya diğer yükseköğretim kurumlarını bitirmiş ve kamu kurum ve kuruluşlarında en az on yıl İş Hukukuyla ilgili görevlerde çalışmış olmak (Değişik: 1.5.1997) (m.26). (Şakar, (Mevzuat) İş Hukuku Mevzuatı, 4.Bası, Beta Yay., İstanbul 2000, s.443)
[123] Çelik, İş Hukuku, s.515; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.53-54; Tuncay, İş Hukuku, s.222; Kengerli, Barışçı Yollar I, s.23-24; Ayrıca; Tüzüğe göre, arabuluculuk yapmaları yasaklanmış olan kişiler seçilmiş olsalar bile arabuluculuk yapamamaları gerekir. Seçimi yapan görevli makama veya mahkemeye başvurarak durumlarını beyan edip görevden af isteyerek, ilgili kuruluşça yeniden bir seçim yapılması yoluna gidilmesi yerinde olacaktır. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.141)
[124] Kutal, Toplu İş Uyuşmazlıkları, s.223; Tuncay, Arabuluculuk, s.82; Tunçomağ, İş Hukuku 1985, s.369; Aynı yazar, Toplu İş Uyuşmazlıkları, s.7-8; Meagher, Genel İlkeler, s.89; Dereli, Arabuluculuk, s.70-81; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.51-63; Aynı yazar, Amerika Birleşik Devletlerindeki İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk, Kamu-İş D., C.2, S.2, Ekim 1989, s.13; Aynı yazar, Prensipler, s.7-8; Subaşı, s.542; Dicleli/Akkaya, s.143-146; Berksun/Eşmelioğlu, s.416; Özdemir, s.18; Koçer, Arabuluculuk, s.90-95; Köse, s.133-138; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.51-53; ILO, Uzlaştırma, s.17-23; Yazman, s.161-169; Keith Davis, İşletmede İnsan Davranışı-Örgütsel Davranış, 2.Baskı, İ.Ü.İşletme Fak. Yay., İstanbul 1984, s.399; Jay A.Conger, İkna Sanatı, İnsanları Yönetmek, Harvard Business Review, MESS Yay., İstanbul 1999, s.219-244; Ünsal, s.52; Uzlaştırma Kurulu başkan ve üyelerinde de benzer nitelikler aranmaktaydı. (Tunçomağ, İş Hukuku 1980, s.196-197; Aynı yazar, Uzlaştırma, s.21-23; Kutal, Toplu Görüşme, s.153; Esener, İş Hukuku, s.556; Aynı yazar, Uyuşmazlık, s.818-822; Çelik, Uzlaştırma, s.73; Oğuzman, Arabuluculuk, s.15-16; Çolakoğlu, s.241; Crane, s.227-239; Özbek, s.344; Özdemir, s.17; Teoman, s.65)
[125] Ekonomi, Arabuluculuk, s.21
[126] Meagher, Toplu Pazarlık, s.129; Aynı yazar, Genel İlkeler, s.88-89; Dereli, Arabuluculuk, s.74-76; Günay, s.707; ILO, Uzlaştırma, s.17-23; Yazman, s.168-169; Davis, s.399; Conger, s.241; Uzlaştırma Kurulunun yeniden düzenlenmesini isteyen görüşe göre; taraf aracılarına resmî liste dışından üçüncü aracıyı seçme olanağını tanıyan bir yasal düzenlemenin yapılması halinde, eski uzlaştırma sisteminde kabul edilenin aksine, bu kişide tarafsızlık sıfatı ya da başka bir nitelik aranmamalıdır. Zira, taraf aracılarınca seçilen üçüncü aracı, objektif esaslara göre tarafsız sayılsın ya da sayılmasın, yahut belirli niteliklere sahip olsun ya da olmasın, tarafların güvenini kazanmış ve böylece uzlaştırmada ilk olumlu adımın atılmasını sağlamış kişi durumunda olacaktır. Uzlaştırma Kurulu kararı kesin olmayıp tarafların kabulüne bağlı bir karar niteliğinde olacağından, uzlaştırmada önemli olan nokta, tarafların mümkün olduğu kadar birbirlerine yaklaştırılmalarıdır. Taraf aracılarının güven duyarak seçecekleri üçüncü aracı da bu işlevi en iyi gerçekleştirebilecek kişidir. (Çelik, Arabuluculuk, s.62; Karş. Talas, s.448-449); Uzlaştırma veya arabuluculukta başarı adımı, ancak tarafların güveninin sağlanmasıyla atılabilir. (Çelik, Uzlaştırma, s.30; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.62; Kutal, Batı Ülkeleri, s.379; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.153-154)
[127] Çelik, İş Hukuku, s.516; Ekonomi, Arabuluculuk, s.21; Kutal, Çözüm, s.257; Aynı yazar, Sorunlar II, s.30-31; Demir, s.279; Ulucan, Sorunlar, s.202; Şakar, İş Hukuku, s.228; Erkul, 2822 sayılı Kanun,s.145; Işıklı, s.305; Dereli, Arabuluculuk, s.64; Berksun/Eşmelioğlu, s.416; Köse, s.138; Can Şafak, Yeni Toplu Sözleşme Düzeni, Ekin Yay., İstanbul 1984, s.59-60; Kengerli, Barışçı Yollar I, s.25
[128] Tuncay, İş Hukuku, s.223; Resmî listeden taraflarca veya ad seçme yolu ile belirlenecek gönüllü arabulucu, resmî arabulucu olacağı için, burada da ücret dışında resmî arabuluculuk hükümleri uygulanmak gerekir. (Tunçomağ, Esaslar, s.470; Tunçomağ/Centel, s.412)
[129] Yasanın; zorunlu arabulucunun atanması için altmış günlük zorunlu bekleme süresini kabul etmesinin nedeni, tarafların soğukkanlılıkla düşünüp hareket etmelerinin sağlamak için olsa gerektir. Bu nedenledir ki taraflar; ister toplantıya katılmadıkları için, isterlerse anlaşamadıkları için durumu görevli makama iletsinler, altmış günlük süre içinde her zaman bir araya gelip görüşmeye devam edebileceklerdir. Ancak, taraflardan birinin diğer tarafı görüşmeye zorlama olanağı bulunmayacaktır. Ayrıca, tarafların her zaman altmış gün içinde veya daha sonra, hatta grev ve lokavt uygulanırken yahut uyuşmazlık YHK'nun gündeminde iken görüşmeleri devam ettirmeleri ve aralarında anlaşarak geçerli bir TİS imzalamaları mümkündür. (Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.230)
[130] Tunçomağ/Centel, s.412; Tuncay, İş Hukuku, s.223; Narmanlıoğlu, Grev, s.142-144; Ulucan, Sorunlar, s.202-203; Çelik, İş Hukuku, s.516; Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.145-146; Kocaoğlu, Hukuksal Çerçeve I, s.35; Kengerli, Barışçı Yollar I, s.25; Arabulucunun bütün gayretine ve çabalarına rağmen, uyuşmazlık konuları üzerinde kısmen veya tamamen anlaşma sağlanamaması suretiyle arabuluculuk süresinin geçmesi durumunda uyuşmazlık devam edecektir. Arabulucu ise; üç işgünü içinde uyuşmazlığı belirleyen bir tutanak düzenler ve bu tutanağı uyuşmazlığın sona erdirilmesi için gerekli gördüğü tavsiyeleri de ekleyerek görevli makama tevdi eder. Görevli makam, bu tutanağı en geç altı işgünü içinde taraflara tebliğ eder (m.23/IV). Üç işgününün başlangıcı, arabuluculuk görev süresinin bittiği günü izleyen ilk işgünüdür. Yasa, uyuşmazlığı belirleyen bir tutanaktan bahsettiği cihetle, tek kişi tarafından bir tutanak düzenlenmesi mümkün olamayacağına göre, bu tutanağın uyuşmazlık taraflarının katılmasıyla tutulması gerekir. Arabulucu tarafından hazırlanan bilginin tutanak nitelini kazanabilmesi için uyuşmazlık taraflarından birinin dahi bu tutanakta imzasının bulunması yeterlidir. Tutulan tutanağın görevli makama tevdi süresinde Yasada açık bir husus yoktur. Uyuşmazlık konusunun sürüncemede kalmayıp TİS'nin bir an evvel yapılabilmesi için Yasanın bu gibi konuları daima kısa bir süreye bağlamayı amaç edindiği cihetle, mevcut noksanlığın açıklığa kavuşturulması gerekir. Yasanın amacına uygun bir yorum yapmak gerekirse, bu tevdi işleminin de tutanağın tutulması için öngörülen üç işgünü içinde yapılması yasa koyucunun görüşüne uygun olacaktır. Yani, madde hükmünün anılan tutanağın üç işgünü içinde tutulması ve görevli makama tevdi şeklinde anlaşılması yerinde olacaktır. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.148)
[131] Yarg. 9.HD., 14.12.1990, E.1990/12928, K.1990/13831, İHD., C.I, S.1, Ocak-Mart 1991, s.151-152; Günay, s.717; Kamu-İş D., C.2, S.6-7, Ocak 1991, s.24-25; Tühis, (Kararlar) İş Hukuku Mevzuatı ile İlgili Yargıtay Kararları, C.II, Ankara 1991, s.255-256; Kamu-İş, Kararlar, s.527-528; İşveren D., Haziran 1991, s.20; Kamu-Sen D., C.2, S.2, Aralık 1990, s.21-22; 2822 sayılı Yasaya göre; bu Yasada aksi öngörülmedikçe tebligatlar Tebligat Yasası hükümlerine göre yapılır (m.66/I). Bu hükme rağmen muhatabın yazıyı tebellüğ ettiği anlaşıldığı durumlarda tebligatı geçerli saymak gerekir. (Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.439; Tuncay, 1990 Kararları, s.123) Tebligatın usûlüne uygun olarak yapılması; işlemin geçerlilik şartı olmayıp bir düzen ilkesidir, ispat kolaylığı sağlar. Bu nedenle, Yargıtayın kararı isabetlidir. (Tuncay, 1990 Kararları, s.123)
[132] Meagher, Toplu Pazarlık, s.123; ILO, Uzlaştırma, s.1-5
[133] Bazı yazarlara göre; Yasada gönüllü arabulucunun görev süresi belirtilmemiştir. 3299 sayılı Yasayla değişiklik yapılırken, bunun belirtilmesi ihmal edilmiştir. Görevin, en geç toplu görüşmenin başlangıç tarihinden hesaplanan görüşme süresi olan altmış günün dolması ile sona ereceği söylenebilir. Arabulucu, görevinin sona ermesinden itibaren üç işgünü içinde tutanağını düzenlemeli ve görevli makama tevdi etmelidir (m.23 kıyasen). (Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.131; Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.496 dn.47; İnce, İş Hukuku, s.191; Şafak, s.61; Uçum, s.35; Karş. Narmanlıoğlu, Grev, s.142 dn.164); Bazı yazarlara göre de; Yasada açıklık bulunmamakla beraber, gönüllü arabulucunun (görüşme arabulucusu) görevi, görevli makam tarafından kendisine yapılacak duyurudan itibaren başlayacağı ve görüşmeler süresince devam edeceği söylenebilir. (Elbir, s.228; Karş. Kocaoğlu, Hukuksal Çerçeve I, s.36 dn.189); Bazı yazarlara göre ise; gönüllü (seçimlik) arabulucunun, altmış günlük sürenin dolmasına rağmen arabulma faaliyetine devam edip edemeyeceği yeni düzenlemeden anlaşılamamaktadır. Şayet altmış günlük süre dolmadan anlaşma sağlanamamışsa, arabulucu sürenin sonunu beklemeden tutanağını hazırlayabilecektir. Gönüllü arabuluculuğun süresi, toplu pazarlık süresi olan altmış günlük süre ile sınırlıdır. Başka bir deyimle, altmış gün içinde tarafların görüşlerini birbirlerine yaklaştırmaya çalışan gönüllü arabulucu, örneğin ellinci günde anlaşma sağlanamadığını tespit ederse, tutanağını hazırlayarak görevli makam verecektir. Bu uyuşmazlıkta, artık arabuluculuk aşaması kesin olarak sona ermiş olacak, taraflar grev veya lokavt kararı alabilecektir. (Kutal, Endüstri İlişkileri, s.63-64)
[134] Tunçomağ, Esaslar, s.470; Tunçomağ/Centel, s.412; Demircioğlu/Centel, s.247; Mollamahmutoğlu, s.12; Tuncay, İş Hukuku, s.223; Şakar, İş Hukuku, s.228; Demir, s.279; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.233; Işıklı, s.305; Sümer, İş Hukuku, s.242; Aynı yazar, Uygulama, s.324-325; Günay, s.714; Köse, s.148; Berksun/Eşmelioğlu, s.415
[135] Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.499
[136] Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.127
[137] 3451 sayılı Yasayla 22.maddenin başına yeni bir fıkra getirilirken, bu fıkrada (m.23/I) gözden kaçırılma sonucu değiştirilmeyen "ikinci fıkrasında" sözünü "üçüncü fıkrasında" şeklinde anlamak gerekir. (Çelik, İş Hukuku, s.516 dn.11a)
[138] Tuncay, Arabuluculuk, s.81; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.236; Mollamahmutoğlu, s.13; Tunçomağ, İş Hukuku 1985, s.370; Aynı yazar, Esaslar, s.468; Tunçomağ/Centel, s.411; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.256; Aynı yazar, 3299 sayılı Kanun, s.21; Berksun/Eşmelioğlu, s.415; Köse, s.147
[139] Ulucan, Sorunlar, s.202; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.236; Çelik, İş Hukuku, s.516; Şakar, İş Hukuku, s.229; Kocaoğlu, Hukuksal Çerçeve I, s.36; Günay, s.714; Köse, s.146; Berksun/Eşmelioğlu, s.415-416
[140] Tunçomağ, İş Hukuku 1985, s.370; Aynı yazar,Toplu İş Uyuşmazlıkları, s.8; Tunçomağ/Centel, s.411; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.235
[141] Çelik, İş Hukuku, s.516; Arabulucu, tarafları onbeş günden önce anlaştırabilirse kuşkusuz bu sürenin sona ermesi beklenmeyecek, TİS imzalanacaktır. Aksi takdirde, tarafsız arabulucunun onbeş gün süre ile çabasını sürdürmesi ve bu süre sonunda başarı sağlayamazsa, uyuşmazlığı belirleyen tutanağı düzenlemesi gerekecektir. Arabulucu, taraflar arasında anlaşma ümidi olmadığı gerekçesiyle, arabuluculuğu sona erdirip, süre bitiminden önce tutanak düzenleyemeyecektir. (Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.236; Ulucan, Sorunlar, s.202; Koray, Endüstri İlişkileri, s.212; Günay, s.715)
[142] Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.134; Aynı yazar, Çözüm, s.165; Yasada öngörülen onbeş günlük süre ve tarafların anlaşmasıyla buna ilave edilen altı işgünlük süre kesindir. Bu süre içinde arabulucunun hastalanması, ölmesi, istifa etmesi gibi hallerde nasıl hareket edileceğine dair Yasada bir hüküm yoktur. Bu gibi durumlarda genel hükümlere göre hareket edilmesi, hastalık ve diğer makûl bir mazeret halinde arabulucuyu seçen mahkemenin ek bir süre verebilmesi veya yeni bir arabulucu seçilmesi ve yeni bir süre başlaması gerekecektir. Buna karşılık, görev kendisine verilen arabulucu sırf tarafları zarara sokmak kasdıyla süreyi uzatacak bahaneler yaratırsa 69.madde kendisi hakkında uygulanacaktır. Ayrıca, haksız fiil hükümlerine dayanılarak, ilgililerin kendisinden tazminat istemeleri de mümkün olacaktır. (Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.236; Günay, s.715; Berksun/Eşmelioğlu, s.417); Süre uzatılma talebinin; sürenin yetmeyeceğinin, süre uzatılırsa anlaşma olasılığının mümkün olduğunun anlaşılması üzerine herhalde arabulucudan gelmesi gerekir. Taraflar buna muvafakat ederlerse süre uzatılabilecektir. Bu hususun bir tutanakla tespiti yerinde olacaktır. Taraflardan biri dahi buna muvafakat etmezse onbeş gün sonra arabuluculuk görevi biter. Süre uzatılacak olursa bu durumun görevli makama bildirilmesi gerekmektedir. Yasada öngörülen bildiri yükümlülüğü şüphesiz sürenin uzatılıp uzatılmadığı konusunda çıkabilecek uyuşmazlıkları önleyebilecek bir hükümdür. Bununla beraber, bildiri yükümlülüğünün nasıl yapılacağı ve kime yüklendiği keyfiyeti Yasada açık ve seçik belirtilmemiştir. Yasanın esnek ifadesi, görevin her iki tarafa ve arabulucuya yüklendiğini göstermektedir. Bildirinin mutlaka yazılı yapılması gerekir. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.127,141)
[143] Kiplas İşv. Sen., Resmî Arabuluculuk ve Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar Semineri, (4-5 Temmuz 1985 İstanbul), Kiplas İşv. D., Yıl 1, S.3, Eylül 1985, s.21
[144] Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.284; Karş. Crane, s.79-82
[145] Kutal, Çözüm, s.257; Çelik, İş Hukuku, s.516-517; Demircioğlu/Centel, s.245-247; Tuncay, İş Hukuku, s.224; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.80-81; Mollamahmutoğlu, s.13; Aktay, s.107; Uçum, s.35-36; Şafak, s.59-61; Bkz. ve Karş. Esener, İş Hukuku, s.557; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.237; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.261 M.Fatih Gümüş, s.232; Arabulucu görevini, taraflar arasında çıkan "uyuşmazlık konuları" ile sınırlı olarak yerine getirir. Taraflardan biri veya her ikisinin imzalayarak görevli makama verdiği "uyuşmazlık tutanağındaki konular (teklif tasarısı maddeleri)" arabulucunun görevinin sınırını belirler. Bununla birlikte, uyuşmazlık konusu maddelerin tarafların anlaşmasıyla daha önce üzerinde mutabık kalınan maddelerle birlikte ele alınarak değişikliğe uğratılması da mümkündür. Önemli olan tarafların serbest iradeleri ile bir TİS imzalamalarına yardımcı olmaktır. (Demir, s.279)
[146] Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.499; Tuncay, İş Hukuku, s.222-223; Oğuzman, Çözüm, s.165; Tunçomağ/Centel, s.410; Tunçomağ, İş Hukuku 1980, s.200; Aynı yazar, Esaslar, s.468; Günay, s.714; Kocaoğlu, 32299 sayılı Kanun, s.22-23; Aynı yazar, Barışçı Yollar, s.8-11
[147] Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.63-88; ILO, Uzlaştırma, s.25-30; Allıson, s.172; Todd B. Carver/Albert A.Vondra, Alternatif Uyuşmazlık Çözümü İşlemesinin ve İşlememesinin Nedenleri, (Çev. İbrahim Bingöl) Müzâkere ve Anlaşmazlık Çözümü, MESS Yay., İstanbul 2000, s.208; Dicleli/Akkaya, s.207-219; Arabulucu, taraflarla görüşerek onlara uyuşmazlık sorununu çözmeye elverişli öneriler getirir, önerilerin kabulü için tarafları etkilemeye çalışır. Ancak , arabulucunun getirdiği tekliflere taraflar uymak zorunda değildir. Arabulucu yaptığı önerilerde değişiklikler yaparak, gerekirse yeni önerilerde bulunur, uyuşmazlığın çözümü için ne gerekiyorsa onu yapar, çözüm için aktif bir rol oynar. (Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.499; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.80; Aynı yazar, Prensipler, s.5; Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.141; ILO, Uzlaştırma, s.63-68); Taraflar; arabuluculuk olmadığı sürece, ortak bir zeminde birleşemeyecekler ve tarafları bilgilendirme süreci düzgün işlemeyecektir. Bunun sonucu olarak, en azından taraflardan biri diğer tarafın kararlılığı veya durumu konusunda mükemmel bilgiye sahip olamayacaklardır. Arabuluculuk kurumu, süreci olumlu etkilemediği müddetçe grev kaçınılmaz olacaktır. (Recep Seymen, Bir Toplu Pazarlık Model Denemesi-Arabuluculuğun Önemi, İ.Ü. İktisat Fakültesi Mecmuası, C.49, 60.Yıl Özel Sayısı, İstanbul 1998, s.178)
[148] Süral, 2822 sayılı Yasa, s.58
[149] Dereli, Arabuluculuk, s.69
[44] Kutal, Uyuşmazlık, s.82; Aynı yazar, Barışçı Yollar, s.77; Çelik, İş Hukuku, s.510; Tuncay, İş Hukuku, s.219; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.76-78; Ulucan, Sorunlar, s.200-201; Demir, s.279-280; Şakar, İş Hukuku, s.228; Meagher, Genel İlkeler, s.86-91; Günay, s.715; Subaşı, s.542; Berksun/Eşmelioğlu, s.405
[45] Çelik, İş Hukuku, s.510; Kutal, Genel Görüşme, Yargıtayın İş Hukuku Kararlarının Değerlendirilmesi 1976, Millî Komite Yay., İstanbul 1979, s.229-230; Köse, s.108; Arabulmanın amacı; uyuşmazlığı bir karar ile kotarmak, çözmek değil; fakat, ikna ve telkin ile tarafların yeniden müzakereye girişmelerine ve bir anlaşma sağlanmasına elverişli ortamı hazırlamaktır. Arabulucunun görevi; haklı veya haksızı belirleme, bulma değil; uyuşmazlığı, çatışma durumunda bulunan menfaatleri anlaşmaya götürmektir. (Talas, s.437; ILO, Uzlaştırma, s.3,70); Arabuluculuk gerçekten çok zor bir iştir, arabuluculuğun bir sanat olduğu söylenmiştir. (İnce, İş Hukuku, s.40; S.Arthur Meyer, Toplu Pazarlıkta Arabulucunun Fonksiyonu, (Çev.İnce), İşletme ve Hukuk D., C.I, S.10, İstanbul 1968, s.14; ILO, Uzlaştırma, s.69); Bazı yazarlara göre; uygulamalar ve tahliller, arabulucuların toplu iş sözleşmeleri ve uyuşmazlıklarının karmaşıklığını anladığını, grevleri azalttığını, anlaşmaların sağlanmasında ve endüstriyel barışın temininde önemli bir etki ve katkısının olduğunu kesinlikle göstermiştir. Arabulucunun esas amacı; taraflar arasında bir anlaşma temin etmek olup, anlaşmanın muhtevası ve hakkaniyete uygun olup olmaması onu pek fazla ilgilendirmez. (Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.93) ; Tarafsız olan arabulucuyu; anlaşmanın hakkaniyete uygun olup olmadığının da ilgilendirmesi gerekir. Aksini düşünmek, hukukun temel ilkelerinden olan hakkaniyet ve adalet ilkelerinin gözardı edilmesi anlamına gelir.
[46] Kutal, Çözüm, s.257; Dereli, Arabuluculuk Sistemi, s.3; Kocaoğlu, Prensipler, s.4-5; Aynı yazar, Barışçı Yollar, s.6-11; Günay, s.709; Meagher, Toplu Pazarlık, s.128-129; Aynı yazar, Genel İlkeler, s.89; M.Fatih Gümüş, s.197-198; ILO, Uzlaştırma, s.3-5; Berksun/Eşmelioğlu, s.407; Köse, s.108; Dicleli/Akkaya, s.207-212; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.51; Alper Topçuoğlu, Gelişmekte Olan Ülkelerde Toplu Çalışma Uyuşmazlıklarının Çözümlenmesi, Amme İdaresi D., Aralık 1980, s.35-37
[47] Dereli, Toplu Pazarlık Düzeni, s.86-90; Aynı yazar, (Toplu Pazarlık Taktikleri) Toplu Pazarlık Kriter ve Taktikleri, SSKonferansları, XXXV-XXXVI.Kitaplar, İ.Ü. İktisat Fak. Yay., İstanbul 1986, s.100-101; Arabulma; uyuşmaya görüşlerden birinin kabul edilmesi, ya da her iki görüşten de ödün verilerek anlaşmaya varılması demektir. Uyuşmazlığın çözümlenmesinde yardımcı olmak amacıyla dışarıdan katılan kişi, taraflar arasında çeşitli teknikler kullanarak yakınlaşmayı sağlayacaktır. Arabulucu; tarafların sakin, makûl bir biçimde görüş ayrılıklarını tartışmalarını sağlamak amacıyla iş uyuşmazlığına katılır. Uzayan görüşmelerde sinirlerin gerildiği, gurur sorunlarının ortaya çıktığı gözönüne alınacak olursa, arabulucunun rolü soruna daha akılcı bir yaklaşımla bakılmasını sağlamaktır. (Işık, Hukuksal Çerçeve, s.39-41); Her ne kadar Işık; Uzlaştırma ile Arabuluculuğun farklarını açıklamakta ise de, her ikisinin de amacı aynıdır.; Bazı yazarlara göre; taraflar arabulucuların önerilerini kabul edecekleri yolunda önceden yazılı anlaşma yapmışlarsa, bunun geçerli olduğu ve tarafları bağladığı kabul edilmelidir. Bu takdirde artık arabulucudan değil özel hakemden söz etmek daha doğru olur. (Tuncay, İş Hukuku, s.219-220)
[48] RG., 19.6.1986, 19139
[49] Kutal, Endüstri İlişkileri, s.62; Aynı yazar, Türk İş Hukuku, s.132-133
[50] Demircioğlu/Centel, s.245-248; Ulucan, Sorunlar, s.200-201; Demir, s.279-280; Tuncay, Arabuluculuk, s.76-78; Kutal, Çözüm, s.257-258; Mollamahmutoğlu, s.10-13; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.267; Aynı yazar, Barışçı Yollar, s.4-6; Sümer, İş Hukuku, s.241; Günay, s.706-707; ILO, Uzlaştırma, s.3-5; Subaşı, s.541; Şahin, s.4; Berksun/Eşmelioğlu, s.407
[51] Süral, 2822 sayılı Yasa, s.56; Genel olarak uzlaştırma ile daha formel, genellikle ortaya bir karar çıkartan ve bir kurul yoluyla gerçekleşen yöntem anlaşılır. Arabuluculuk ise daha dinamiktir, genellikle bir kişinin, bir arabulucunun becerisi ve psikolojik taktikleriyle taraflar arasındaki farkları ortadan kaldırmaya yönelik bir süreçtir. Fakat gerek ILO'da gerek uluslararası literatürde, bu ikisinin bunun tersi şekilde kullanıldığı da görülmektedir. Yani, uzlaştırmaya daha dinamik ve enformel bir yaklaşım olarak bakanlar da bulunmaktadır. Ancak bu ikisi arasındaki anlam giderek dünyada azalmıştır. (Dereli, Barışçı Çözüm, s.247)
[52] Bazı yazarlara göre; resmî arabulucudan kasıt, arabulucu olarak görev yapacak olan kişidir. Bu kişi, resmî listeden seçilmiş olabileceği gibi, tarafların anlaşmasıyla resmî listeden veya liste dışından da seçilmiş olabilir. Bu bakımdan Yasadaki m.59/III hükmünün uygulanmasında arabulucunun resmî listeden veya dışından seçilmiş olmasının bir rolü yoktur. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.127 dn.121)
[53] Şakar, İş Hukuku, s.228; Kutal, Uyuşmazlık, s.83-84; Sümer, İş Hukuku, s.245; İnce, (Toplu Pazarlık) Toplu Pazarlık Hukuku, İşletmelerde İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku İnsangücü Yönetimi, C.III, 2.Kitap, Kazancı Hukuk Yay., İstanbul 1985, s.100; Kengerli, Barışçı Yollar I, s.22; ÇSGB, (Bülten) Resmî Arabuluculuk Bülteni, S.1, Eylül 2001, s.10-12
[54] RG., 16.6.1984, 18433
[55] Bazı yazarlara göre; Resmî Arabulucular Seçici Kurulu'nda işçi temsilcileri 5'e karşı 2 oy ile azınlıktadır. Bu kurulun seçtiği Resmî Arabulucuların arasında ise İşveren Sendikası Hukuk Danışmanları ve İşveren Avukatları bulunmaktadır. (Muhittin Yılmaz, Yeni Yasal Düzenlemelere Göre Türkiye'de Toplu Pazarlık Sorunları ve Muhtemel Gelişmeler, SSKonferansları, XXXV-XXXVI.Kitaplar, İ.Ü. İktisat Fak. Yay., İstanbul 1986, s.118)
[56] Arabulucuların seçiminin; yetkili meslek kuruluşları, Sendika üst kuruluşları ve YÖK'ün belirleyeceği, işçi ve işveren ilişkilerinde bilgi ve otoritesi ile tanınmış bir uzmanlar kurulunca yapılması daha yerinde olurdu. (Kocaoğlu, 3299 sayılı Kanun, s.20)
[57] Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.242-243; Aynı yazar, Barışçı Yollar, s.6-7; Okuyan, s.3; Şahin, s.4; Benokan, s.5-6; Afşin, s.7-9
[58] Kutal, Toplu Görüşme, s.150-152
[59] Uyuşmazlık Mahkemesi, 26.10.1992, E.1992/37, K.1992/40, İHD., C.II, S.4, Ekim-Aralık 1992, s.621-624
[60] Mimaroğlu, s.197; Mollamahmutoğlu, s.9; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.203; Çolakoğlu, s.237; Bertram R. Crane, Türk İş Hukuku Mevzuatına Göre İş Uyuşmazlıklarının Halli, Prodüktivite Merkezi Yay., Ankara 1965, s.9-21; Ünsal, s.45-46
[61] Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.139-140; Dereli, Arabuluculuk, s.61
[62] Gürgan Çelebican, İş Uyuşmazlıklarından Doğan İktisadî Kaybın Ölçülmesi, Türk İş Hukukunun Temel Sorunları Semineri-Tebliğler, DYF-İş/Ulaş-İş/Tütis Yay., Ankara 1977, s.3
[63] 2822 sayılı Yasadaki hükümler uyarınca arabuluculuğa başvurmada "taraflardan biri" (m.21/I) sözünden çağrılan tarafın anlaşılması gerekir. Çünkü, çağrıyı yapan tarafın çağrı tarihinden itibaren otuz gün içinde gelmemesi ve toplu görüşmeye başlanmaması halinde yetkisi düşecektir (m.19/III). (Çelik, İş Hukuku, s.511; Süral, 2822 sayılı Yasa, s.55 dn.13; Berksun/Eşmelioğlu, s.397; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.50)
[64] Kutal, Endüstri İlişkileri, s.61; Aynı yazar, (3299 sayılı Yasa) Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasasında 3299 Sayılı Yasa İle Yapılan Değişiklikler II, İMD., C.XXXIII, S.7, Ekim 1986, s.239; Ulucan, Sorunlar, s.200-201
[65] Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.228-229
[66] Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.229-230; Karş. Tunçomağ, Değerlendirme, s.113-115
[67] Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.140
[68] RG., 2.6.1988, 19830
[69] Çelik, İş Hukuku, s.512; Ekonomi, (3451 sayılı Kanun) 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununda 3451 Sayılı Kanun İle Yapılan Değişiklikler, Kamu-İş İş Hukuku ve İktisat D. (Kamu-İş D.), C.1, S.7, Ocak 1989, s.8
[70] Kutal, Endüstri İlişkileri, s.62; Aynı yazar, 2822 sayılı Yasa, s.508-510; Oğuzman, (Çözüm) Bankalarda Toplu İş Uyuşmazlıklarının Çözümü, Sendikal Mevzuat Eğitim Semineri, Basisen Yay., İstanbul 1985, s.161-162; Aynı yazar, Değişiklik, s.147; Çelik, İş Hukuku, s.512; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.54; Elbir, s.226-227; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.232-234; Tuncay, İş Hukuku, s.221; Aynı yazar, Karar İncelemesi, s.18-19; Ulucan, Sorunlar, s.201-202; Dereli, Barışçı Çözüm, s.248; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.61-62; Narmanlıoğlu, Grev, s.142; Aynı yazar, İş Hukuku, s.493; Şakar, İş Hukuku, s.228; Işıklı, s.303-304; Koray, Endüstri İlişkileri, s.212; Sümer, İş Hukuku, s.242-243; Aynı yazar, Zorunlu Tahkim, s.56; Günay, s.709-710; Özbek, s.341; M.Fatih Uşan, Toplu Görüşme, Çimento İşveren D., C.8, S.4, Temmuz 1994; s.25; Melek Koçer, (Arabuluculuk) Türk İş Hukukunda Arabuluculuk, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 1990, s.43; Köse, s.119; Uçum, s.32-33; Bazı yazarlar; öğretide otuz günlük sürenin geçmesini takiben başlayan arabuluculuğu "ihtiyarî arabuluculuk", altmış günlük sürenin geçmesini takiben başlayan arabuluculuğu " zorunlu arabuluculuk" olarak nitelendiren görüşe katılmamaktadırlar. Bu görüşe göre; burada yalnızca arabuluculuğun başlama tarihinde bir farklılık sözkonusudur. İlk otuz günün anlaşmazlıkla sonuçlanmasında taraflardan birinin başvurusuyla arabuluculuğun başlangıç tarihi daha erkene alınmaktadır. Ülkemizde gerek toplu pazarlık gerek arabuluculuk; mücadeleci çözüm yollarına zorunlu bir alternatif oluşturmazlar, bu nedenle her ikisi de ihtiyarî çözüm yollarıdır. (Süral, 2822 sayılı Yasa, s.57-58; Geniş bilgi için bkz. Aynı yazar, Barışçı Çözüm Yolları, s.36-38); Bazı yazarlara göre de; burada ki arabuluculuk her zaman ihtiyarî değildir ve bu aşamadaki arabuluculuğu da ihtiyarî arabuluculuk olarak isimlendirmek tam doğru değildir. Çünkü, arabuluculuğun ihtiyarî olması için arabuluculuğu başlatma ve işletme gücünün tarafların müşterek iradesine bağlı olması gerekir. (Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.212)
[71] Bazı yazarlara göre; bunun anlamı, toplu görüşmenin uyuşmazlıkla sonuçlandığı ve barışçı son bir yolun deneneceğidir. (Akyiğit, s.391)
[72] Yasa; toplantı çağrısının altı işgünü içinde yapılmasını öngörmüş olmakla beraber, toplantının ne zamana kadar yapılmış olması gerekeceği konusunda açık bir ifade taşımamaktadır. Konunun bir an önce halli gerektiği düşünülürse, toplantının da bu altı işgünlük süre içinde yapılması herhalde yerinde olur. Başvuruyu alan görevli makam; arabulucu tayini için tarafları altı işgünü içinde toplantıya çağırmasa, çağrı altı işgünü dışında da yapılsa, toplantının yine yapılması gerekir. Çünkü, görevli makamın hatalı tutumunun Yasa hükmünün uygulanmasını engelleyebileceği düşünülemez. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.144)
[73] Çelik, Arabuluculuk, s.54; Kutal, Türk İş Hukuku, s.132; Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.239-240; Aynı yazar, 3451 sayılı Yasa, s.362-363; Oğuzman, Toplu İş Uyuşmazlıkları, s.112; Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.495-496; Demircioğlu/Centel, s.246; Demir, s.278; Şakar, İş Hukuku, s.228; Mollamahmutoğlu, s.12; Safa Reisoğlu, Barışçı Yollar, s.74; Ulucan, Sorunlar, s.201; Dereli, Barışçı Çözüm, s.250; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.62; Aktay, s.106; Günay, s.710; Berksun/Eşmelioğlu, s.410-411; Uşan, s.25; Uçum, s.32-33; Afşin, s.9; Kengerli, Barışçı Yollar I, s.24; 1982 T.C. Anayasasından sonra Türk endüstri ilişkileri yeni bir yasal çerçeveye kavuşturulurken 275 sayılı Yasa döneminde uygulamada karşılaşılan sorunları giderebilmek amacı ile 2822 sayılı Yasaya yeni hükümler konulmuştur. Buna göre; uzlaştırma kurulu kaldırılmakta, tek kişinin devreye gireceği arabuluculuk benimsenmektedir. Uyuşmazlık halindeki tarafları uzlaştırabilmek, grev veya lokavta gitmeden önce tarafları barışçı bir çözümde buluşturabilmek için resmî arabulucu her türlü girişimi yapabilecektir. Yeni Yasanın bir özelliği de taraflardan birinin isteği üzerine toplu pazarlık henüz devam ederken resmî bir (gönüllü) arabulucunun devreye girebilmesidir. Toplu pazarlık süresi dolduğu halde tarafların anlaşmaya varamamaları halinde ise resmî bir (zorunlu) arabulucunun devreye girmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Toplu pazarlık döneminde devreye giren resmî arabulucu ÇSGB Bölge Müdürlüğünde ad çekme suretiyle belirlenirken, pazarlık dönemi sonunda zorunlu olarak görevlendirilen resmî arabulucu ise yine resmî listeden ancak iş hâkimi tarafından serbestçe tespit edilecektir. (Kutal, Arabuluculuk, s.152)
[74] Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri,s.130-131; Aynı yazar, Çözüm, s.161-162; Ulucan, Sorunlar, s.203; Narmanlıoğlu, Grev, s.141-142; Aynı yazar, İş Hukuku, s.496; Şakar, İş Hukuku, s.228; Kutal, Türk İş Hukuku, s.132; Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.239-241; Kocaoğlu, 3299 sayılı Kanun, s.9-10; 3299 sayılı Yasa ile getirilen hükme rağmen bazı yazarlara göre; taraflar toplantıya katılır da aynı toplantıda bir arabulucu seçilmesi konusunda görüş birliğine varırlarsa, o arabulucu seçilmiş olur. Tarafların aralarında anlaşmaya vardıkları arabulucunun mutlaka resmî listeden olmasını Yasa aramamaktadır. (Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.232); Bazı yazarlara göre de; görevli makam, arabulucu tayini için tarafları altı işgünü içinde toplantıya çağırır. Taraflar bu toplantıya katılır ve bir arabulucu üzerinde anlaşmaya varırlarsa, kanunun ifadesinden bu arabulucunun resmî liste dışından da olabileceği sonucu çıkmaktadır. Görevli makamca ad çekmek suretiyle belirlenen arabulucu ise resmî listedendir. (Mollamahmutoğlu, s.12 dn.1); Bazı yazarlara göre ise; toplu görüşme başladıktan sonra otuz gün içinde anlaşma olmazsa, taraflardan biri resmî listeden veya liste dışı bir arabulucuyu görevli makamdan ister. (Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.51)
[75] Tunçomağ/Centel, s.412; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.232; Berksun/Eşmelioğlu, s.411; Bazı yazarlara göre; eğer taraflardan hiçbiri bulunmazsa, arabulucu atanamayacaktır. Bu noktada yasa koyucu hatalı bir düzenleme yapmıştır. Taraflar, anlaşamadıklarını belirterek bir arabulucu atanmasını istediklerine göre, artık bir uyuşmazlık çıktığı bellidir. Görevli makamın, taraflar bu toplantıya gelmeseler bile kendiliğinden mahkemeye başvurarak bir arabulucu atanmasını istemesi uygun olurdu. Otuz gün içinde anlaşmaya varılamamasına karşın, tarafların toplantıya katılmaması nedeniyle arabulucu atanmasının ancak altmışıncı günden sonra yapılabilmesi, süreyi boşu boşuna uzatmaktan başka anlam taşımayacaktır. (İnce, İş Hukuku, s.189; Aynı yazar, Toplu Pazarlık, s.97)
[76] Sümer, İş Hukuku, s.242; Aynı yazar, Uygulama, s.325; Özbek, s.341-342
[77] Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.232; Berksun/Eşmelioğlu, s.411
[78] Çelik, Arabuluculuk, s.54; Oğuzman, Toplu İş Uyuşmazlıkları, s.113; Şakar, İş Hukuku, s.228; Dereli, Arabuluculuk, s.62; Günay, s.709-710; ILO'nun 154 sayılı Toplu Pazarlığın Geliştirilmesi Sözleşmesi (Toplu Görüşme, Toplu Pazarlığın Teşvikine Dair Sözleşmesi)'nin 6.maddesinde; tarafların toplu görüşme sürecine gönüllü olarak katıldıkları ve toplu sözleşme görüşmelerinin uzlaştırma ve/veya hakemlik mekanizması çerçevesinde gerçekleştirildiği endüstriyel ilişkiler sistemlerinin işlerliğini dışlamadığı belirtilmiştir. ILO'nun 92 sayılı Gönüllü Uzlaştırma ve Hakemlik (İhtiyarî Uzlaştırma ve Hakemlik, Tahkime Dair) Tavsiye Kararı'nın 1.paragrafında; isteğe bağlı uzlaştırma mekanizmasının ulusal koşullara uygun olarak, işçiler ve işverenler arasında çıkan iş uyuşmazlıklarının çözümüne ve önlenmesine yardımcı olacağı; 3.paragrafının 2.bendinde de uzlaştırma (arabuluculuk) prosedürünün ya uyuşmazlık taraflarından birinin talebi ile ya da isteğe bağlı uzlaştırma organı tarafından re'sen harekete geçirilebileceği belirtilmiştir. (Mesut Gülmez, Sendikal Hakların Uluslararası Kuralları ve Türkiye, TODAİE Yay., Ankara 1988, s.79,148-150; Süral Barışçı Çözüm Yolları, s.74-77); 2822 sayılı Yasanın gönüllü arabuluculuk hükümleri 92 sayılı Tavsiye Kararının bu normlarıyla uyumludur. Ancak zorunlu arabuluculuk aşamasında ise arabuluculuğa başvuru tarafların isteğine bırakılmamıştır. (Koçer, (Normlar) Türk Arabuluculuk Müessesesinin ILO Normları Karşısında Durumu, İHD., C.I, S.3, Temmuz-Eylül 1991, s.399-403; Köse, s.161-162)
[79] Tuncay, İş Hukuku, s.221; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.80; Kutal, 3299 sayılı Yasa, s.240; Aynı yazar, 2822 sayılı Yasa, s.508-512; Tunçomağ, (Yetki) Toplu İş Sözleşmesinin Meydana Getirilmesi ve Yetki Sorunu, 1984 Yılı Konferansları, İ.Ü. Hukuk Fak. Yay., İstanbul 1985, s.15; Elbir, s.227; Kocaoğlu, 3299sayılı Kanun, s.10; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.232; Uçum,s.32; Bazı yazarlara göre; toplantının amacı arabulucuyu tayindir. Bu amaçla yapılan çağrıya her iki tarafta uyarak toplantıya katılacak olurlarsa, yapılacak ilk iş tarafların arabulucu tayini hususunda aralarında anlaşıp anlaşamadıklarını tespit olmalıdır. Taraflar arabulucu tayini konusunda fikir birliğine varırlarsa, bu taktirde üzerinde anlaşabilecekleri bir arabulucuyu tayin etmeleri gerekir. Tarafların bu tayinlerini, resmî arabulucu listesi dışından yapabilecekleri hususunda Yasada bir açıklık yoktur. Tarafların üzerinde anlaşabilecekleri arabulucunun mutlaka resmî listeden seçilecek bir arabulucu olması şart değildir. Çünkü, TİS yapılması prosedürü içerisinde tarafların serbest irade beyanları her zaman üstün tutulur. Bunun yanında, tarafların üstünde anlaştıkları arabulucunun başarılı olması ihtimalinin büyüklüğü düşünülecek olursa, onları belki de üzerinde ittifak edecekleri resmî bir arabulucu olmamasına rağmen ille de resmî listeden bir arabulucu seçme yolunda zorlanmalarının herhangi bir faydası da düşünülememektedir. Taraflar arabulucu tayininde aralarında anlaşamazlarsa veya taraflardan biri görevli makamın yaptığı toplantıya katılmazsa, görevli makam tarafından tayinin mutlaka resmî listeden ve ad çekme suretiyle yapılması zorunluluğu vardır. Bu bakımdan ad çekmeden görevli makamın tayin yapması da mümkün değildir. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.144-145)
[80] Sümer, İş Hukuku, s.243; Aynı yazar, Uygulama, s.326
[81] Kutal, Endüstri İlişkileri, s.61; Aynı yazar, Türk İş Hukuku, s.132;Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.239-241; Dereli, Barışçı Çözüm, s.250
[82] Kocaoğlu, 3299 sayılı Kanun, s.9; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.215; Sümer, İş Hukuku, s.242; Aynı yazar, Uygulama, s.324
[83] Kutal, Endüstri İlişkileri, s.62-63; Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.240-241; Demircioğlu/Centel, s.246-247; Şakar, İş Hukuku, s.228-229; Köse, s.128; Berksun/Eşmelioğlu, s.411; Bazı yazarlara göre; 3299 sayılı Yasa ile toplu görüşme süresi içindeki gönüllü arabuluculuk için taraflara tanınan ve aralarında anlaşarak liste dışından istedikleri bir kişiyi arabulucu seçebilme olanağı da ortadan kaldırılmıştır. Kısmen dahi olsa varsayılan gönüllü arabuluculuk, bu değişiklikle ortadan kaldırılmıştır. Uyuşmazlıkların çözümünde taraf iradelerine söz hakkı tanımayan, gönüllü ve özel arabuluculuğa yer vermeyen böyle bir düzenleme yerinde değildir. (Kocaoğlu, 3299 sayılı Kanun, s.29; Aynı yazar, Barışçı Yollar, s.7; Bkz. ve Karş. Aynı yazar, Arabuluculuk, s.222-223); Uygulamada, gönüllü arabuluculuk yolu da pek işletilememektedir. (Kutal, Arabuluculuk, s.155; Çelik, İş Hukuku, s.520 dn.23)
[84] Fıkranın 3299 sayılı Kanunla değiştirilen şekli, Kanunda yanlışlıkla "ikinci fıkra" yerine "birinci fıkra" denilmiştir. (Çelik, İş Hukuku, s.513; Berksun/Eşmelioğlu, s.412 dn.24)
[85] Görevli makam; işyeri TİS için işyerinin bağlı olduğu Bölge Müdürlüğü, işletme TİS için işletme merkezinin bulunduğu Bölge Müdürlüğü ve başvurulacak mahkeme de, Müdürlüğün bulunduğu yerdeki iş davalarına bakmakla görevli mahkemedir. Birden fazla Bölge Müdürlüğünün yetki alanına giren işyerlerini kapsayacak TİS için ise görevli makam ÇSGB ve başvurulacak mahkeme de Ankara İş Mahkemesi'dir (m.15, 18, 22).
[86] 2822 sayılı Yasa; bu hususta görevli makamın altı işgünü içinde talepte bulunmasını öngörmüş ise de, bu süre bir hak düşürücü süre değildir. Hüküm, görevli makamın uyması gereken bir düzen hükmüdür. Uyulmaması ilgili memurun disiplin cezasına maruz kalmasına yol açabilir. Fakat bunun dışında başka bir olumsuz sonuç doğurmaz. (Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.133; Aynı yazar, Çözüm, s.164; Narmanlıoğlu, Grev, s.142 dn.167; Aynı yazar, İş Hukuku, s.498 dn.53; Dereli, Arabuluculuk, s.64; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.224; Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.13; Koçer, Arabuluculuk, s.47; Köse, s.126)
[87] Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.133; Demircioğlu/Centel, s.247; Kutal, (Sorunlar II) Türk Hukukunda Resmî Arabuluculuk Uygulaması ve Sorunları II, İMD., C.XXXV, S.1, Nisan 1988, s.31; Ulucan, Sorunlar, s.202; Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.497; Demir, s.278-279; Şakar, İş Hukuku, s.229; Mollamahmutoğlu, s.13; Kocaoğlu, 3299 sayılı Kanun, s.11; Aynı yazar, Hukuksal Çerçeve I, s.35; Koray, Endüstri İlişkileri, s.212; Sümer, İş Hukuku, s.243; Aynı yazar, Uygulama, s.325; Safa Reisoğlu,Barışçı Yollar, s.73-74; Günay, s.711; Uşan, s.25; Berksun/Eşmelioğlu, s.411-412; Afşin, s.9
[88] Kutal, Uyuşmazlık, s.83; Aynı yazar, 2822 sayılı Yasa, s.510; Elbir, s.227; Safa Reisoğlu, Barışçı Yollar, s.74
[89] Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.139 dn.132; Şakar, İş Hukuku, s.229
[90] Çelik, İş Hukuku, s.513; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.54; Ulucan, Sorunlar, s.203-204; Oğuzman, Değişiklik, s.148; Karş. Kutal, Arabuluculuk, s.153-154; Bazı yazarlara göre; görevli makamın, tarafların özgür iradesini gözönüne alması ve önce tarafları bir toplantıya çağırarak, arabulucuyu kendilerinin seçmesini, eğer bu seçim yapılamıyorsa, arabulucuyu resmî listeden seçtirmeyi sağlaması daha uygun bir yol olurdu. (Safa Reisoğlu, (Tasarı) Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu Tasarısının Toplu İş Uyuşmazlıklarının Barışçı Yollarla Çözümü Açısından Değerlendirilmesi, Tüba İİÇB, S.386, 28 Mart 1983, s.3; İnce, İş Hukuku, s.189-190) Böylece, bu kurumun amacıyla ilgili daha iyi bir düzenleme yapılmış olurdu. Fakat, bugünkü metin karşısında, tarafların altmış günün sonunda anlaşarak arabulucu seçmelerine olanak yoktur. Tek bir olasılık olarak, özel hakeme başvurma (m.58) ile ilgili anlaşma olarak düşünülebilir. (İnce, İş Hukuku, s.190; Aynı yazar, Toplu Pazarlık, s.97); Bazı yazarlara göre de; Yasada öngörülen mahkemeler, görevli makamın başvurusu üzerine bu resmî listeden bir resmî arabulucu tayin edeceklerdir. Görevli makamın başvurusu, toplu görüşmenin başladığı tarihten itibaren altmış gün geçmesine rağmen anlaşma sağlanamamışsa kaydına tabi tutulmuştur. Bu anlaşma sağlanamamışsa ifadesinin, arabulucu seçimi konusunda da anlaşma sağlanamadığı şeklinde anlamak gerekir. Örneğin; taraflar toplu görüşmede konuşulan maddelerde kısmen veya tamamen anlaşma sağlamamış olmakla beraber, resmî listeden veya liste dışından bir arabulucu tayini hususunda aralarında anlaşmışlarsa, bu takdirde hiç şüphesiz görevli makamın mahkemeye arabulucu tayini hakkında bir başvuruda bulunamaması gerekir. Çünkü, esas olan tarafların birbirine uygun olarak beyan edecekleri iradeleridir. Tarafların, kendisine güvendikleri için anlaşarak seçtikleri arabulucunun anlaşmayı sağlama konusunda başarısının daha yüksek olacağı açıktır. Arabuluculuktan amaç da; zaten uyuşmazlık konusu sorunlar üzerinde anlaşmayı sağlamak olduğu cihetle, tarafların anlaşarak bir arabulucu seçemeyeceklerini düşünmek pek mümkün değildir. Yasa da; tarafların anlaşarak tayin edecekleri arabulucunun ücretinin kendileri tarafından serbestçe tespit edileceği hükmünü taşımaktadır. Taraflar aralarında, arabulucu tayininde anlaşamamışlarsa, işte ancak bu takdirde görevli makam, taraflardan birinin başvurusu üzerine veya re'sen altı işgünü içinde mahkemeye başvurmak suretiyle resmî listeden bir arabulucunun tayinini talep edebilecektir. Mahkeme bu tayini, resmî listeden re'sen seçerek yapabileceği gibi, resmî listedeki isimler arasından kur'a çekerek seçim yapmak suretiyle de yapabilir. Mahkemeyi bu konuda bağlayan yegane husus, ne şekilde yapılmış olursa olsun yapılacak tayinin resmî listede kayıtlı isimler arasından yapılması keyfiyetidir. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.126,140)
[91] Tuncay, İş Hukuku, s.221; Demir, s.279; Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.490-491; Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.131-132; Aynı yazar, Toplu İş Uyuşmazlıkları, s.112; Aynı yazar, Çözüm, s.163; Şakar, İş Hukuku, s.229; Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.137-138; Kocaoğlu, 3299 sayılı Kanun, s.12; Aynı yazar, Hukuksal Çerçeve I, s.35; Dereli, Arabuluculuk, s.63; Koçer, Normlar, s.402-403; Bazı yazarlara göre; yürürlükteki zorunlu arabuluculuk düzenlenmesinde, arabulucunun görevli makamın talebi üzerine mahkemece resmî listeden seçilmesi öngörülmüş bulunmaktadır. Tarafların anlaşmasına yardımcı olma işlevine dayalı olması gereken bir sistemde onlara arabulucuyu seçme olanağını tanımamak barışçı yolun temel düşüncesine ters düşmektedir. Bu nedenle, 2822 sayılı Yasada bir değişikliğin yapılması ve uzlaştırma sistemine (Uzlaştırma Kurulu) yer verilmesi halinde, kurulun başkanlığını yürütecek olan üçüncü aracının, eski sistemde olduğu gibi, taraf aracılarınca serbestçe seçilmesi esası kabul edilmelidir. Ayrıca, yürürlükteki RAT'na ve Resmî arabulucular listesine ilişkin esaslar sürdürülse bile, barışçı çözüm yolunun tarafların anlaşmasına yardımcı olma işlevi karşısında, üçüncü aracının resmî liste dışından da seçilebilmesi esasının kabul edilmesi gerekir. Bu esas resmî listenin oluşmasında rolü olsun ya da olmasın, bütün işçi ve işveren tarafları için ortaya çıkan uyuşmazlıklarda geçerli olmalıdır. Ancak, bunun resmî arabulucuları seçmeye yetkili Seçici Kurulda temsil olunmayan Konfederasyonlara üye olan ya da hiçbir konfederasyona üye olmayan bağımsız sendikalar için ayrı bir önem taşıyacağı açıktır. Çünkü, bunların resmî listeye güven duymaları pek beklenemez. Ancak, ayrı bir tartışma konusu olan resmî listeye (Bkz. Kutal, Arabuluculuk, s.152-155) ilişkin yürürlükteki esasların varlığını sürdürmesi halinde, üçüncü aracı seçiminde anlaşma olmadığı takdirde üçüncü aracının resmî listeden atanması sözkonusu olabilecektir. (Çelik, Arabuluculuk, s.61-62; Aynı yazar, Değişim, s.35; Aynı yazar, İş Hukuku, s.520)
[92] Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.233-234; Mahkemenin arabulucuyu kaç gün içinde atayacağının Yasada belirtilmemesi de bir noksanlıktır. Uygulamada, bu sürenin uzaması olasılığı her zaman vardır. Yasa koyucunun, mahkemeyi de bu atama işlemi için bir süre ile bağlaması çok yerinde olurdu. (İnce, İş Hukuku, s.190; Aynı yazar, Toplu Pazarlık, s.97-98; Karş. Kocaoğlu, Arabuluculuk, 283; Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.30); Taraflar; toplu görüşme için tespit edilen yer, gün ve saatte başladıkları görüşmeleri, otuz günlük bir süreyi aşacak şekilde sürdürmüş de olabilirler, ya da otuz günlük süre içinde bir anlaşma olmamasına karşın, taraflardan biri "anlaşma olur umuduyla" uyuşmazlığı bekletmiş de olabilir. Ancak her durumda taraflar, toplu görüşmeleri "altmış gün" içinde bitirmek zorundadırlar. Toplu görüşmenin başladığı günden itibaren altmış gün geçmesine rağmen bir anlaşma sağlanamamışsa, uyuşmazlık yine bir tutanakla tespit edilerek görevli makama yazı ile bildirilir (m.21/II). (Demir, s.278)
[93] Yarg. 9.HD., 1.10.1968, E.13301, K.11768, Çolakoğlu, s.249
[94] Reisoğlu, 275 Şerhi, s.275-276; Aynı yazar, 2822 Şerhi, s.234; Bazı yazarlara göre; mahkemece resmî listeden tayin olunan arabulucunun, Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun "Hakemlerin Reddine" ilişkin hükümlerine (m.521) göre, bu hükümlerin kıyasen uygulanması suretiyle reddolunabileceğini kabul etmek gerekir. Çünkü, arabulucunun kararının, bağlayıcı olmamasına rağmen, duruma göre ciddî bir ağırlığa sahip bulunması doğaldır. (Safa Reisoğlu, Barışçı Yollar, s.75)
[95] Tuncay, Arabuluculuk, s.83
[96] Kocaoğlu, Hukuksal Çerçeve I, s.35; Aynı yazar, 3299 sayılı Yasa, s.10; Köse, s.132; Bazı yazarlara göre; gönüllü arabulucu olarak belirlenen kişi bu görevi kabul edip etmemekte serbesttir. (Oğuzman, Çözüm, s.162; Dereli, Arabuluculuk, s.62)
[97] Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.288; Aynı yazar, Hukuksal Çerçeve I, s.35
[98] Safa Reisoğlu, Tasarı, s.3; İnce, İş Hukuku, s.186-187
[99] Kutal, Endüstri İlişkileri, s.62; Çelik, İş Hukuku Dersleri, 9.Bası, İstanbul 1988, s.441-442; Ekonomi, Arabuluculuk, s.21; Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.133; Tunçomağ, İş Hukuku 1985, s.258-259; Aynı yazar, Yetki, s.15-16; Esener, (Sözleşme) Toplu Sözleşme Düzenimiz Üzerine Düşünceler, Endüstriyel İlişkiler 1984 Yıllığı, Kutyay Yay., İstanbul 1984, s.94-95; Dereli, Arabuluculuk, s.64; Safa Reisoğlu, Tasarı, s.3; İnce, İş Hukuku, s.186-187; Aynı yazar, Toplu Pazarlık, s.97
[100] Ekonomi, 3451 sayılı Kanun, s.8-9; Kutal, Endüstri İlişkileri, s.62; Tunçomağ, İş Hukuku 1985, s.258-259; Aynı yazar, Yetki, s.15-16; Narmanlıoğlu, Grev, s.143-144 dn.169; Oğuzman, Çözüm, s.164; Esener, Sözleşme, s.94-95
[101] Çelik, İş Hukuku, s.513-514; Ekonomi, 3451 sayılı Kanun, s.8-9; Şakar, İş Hukuku, s.229; Demir, s.278; Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.498; Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.140; Kocaoğlu, Barışçı Yollar, s.7; Günay, s.710; Berksun/Eşmelioğlu, s.402,412; Uşan, s.25
[102] Kutal, 3451 sayılı Yasa, s.363
[103] Şakar, İş Hukuku, s.229; Sümer, Uygulama, s.325-326; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.224-225; Safa Reisoğlu, Barışçı Yollar, s.73-74
[104] Yargıtaya göre; toplu görüşmeye çağrının, bununla ilgili yazının onbeş gün içinde tebliğ edecek makama verilmesi ile gerçekleşmiş sayılması gerekir. (Yarg. 9.HD., 8.10.1985, E.1985/9808, K.1985/9168, Fevzi Şahlanan, Toplu İş Sözleşmesi, İstanbul 1992, s.93; Kamu-İş/Tühis/Kamu-Sen, 1475 Sayılı İş Kanunu 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu İle İlgili Yargıtay Kararları, C.1, İstanbul 1989, s.512-513; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.47-48; Erdal Egemen/Semih Temiz, İş Hukuku Mevzuatı İle İlgili Örnek Kararlar, İstanbul 1991, s.748-749; Tühis D., C.10, S.1, Ocak 1986, s.27-28)
[105] Şahlanan, s.99; Şakar, İş Hukuku, s.229; Kutal, (TİS) 2822 Sayılı Yasada Toplu İş Sözleşmesinin Yapılması, İMD., C.XXXI, S.1, Nisan 1984, s.40; Süral, 2822 sayılı Yasa, s.55; Sümer, Uygulama, s.326; Aynı yazar, İş Hukuku, s.243; Günay, s.704; Uşan, s.24; Berksun/Eşmelioğlu, s.398; Köse, s.114; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.50
[106] Ulucan, Toplu Görüşme ve Toplu İş Sözleşmesine Konulamayacak Hükümler, Toplu İş Sözleşmesine İlişkin Temel Sorunlar Semineri, Kamu-İş Yay., Ankara 1990, s.69; Kocaoğlu, Hukuksal Çerçeve I, s.29; Sümer, Uygulama, s.326; Uşan, s.24
[107] Şahlanan, s.99-100; Sümer, İş Hukuku, s.243; Aynı yazar, Uygulama, s.326; Süral, 2822 sayılı Yasa, s.54-55; Yargıtay konu ile ilgili bir kararında aynı sonuca ulaşmıştır. Yargıtaya göre; yasa koyucu çağrıyı takip eden ilk toplantı (m.19/III) ile daha sonraki toplantı ya da toplantıların (m.21/I) yapılmamasını değişik hukukî sonuçlara bağlamış, çağrıyı yaptığı halde gelmemek suretiyle süresinde görüşmeleri başlatmayan çağrıcı tarafın yetkisinin düşeceğini kabul etmiştir (m.19/III). 21.maddenin 1.fıkrasında ise, toplantıya gelmemek, gelip de görüşmeye başlamamak yetki düşmesi gibi bir sonuç doğurmamakta, ancak arabuluculuk hükümlerinin işletilmesine olanak sağlamaktadır. (Yarg. 9.HD., 24.6.1987, E.1987/6019, K.1987/6298, Şahlanan, s.100; Sümer, Uygulama, s.324; Uşan, s.24 dn.54; Berksun/Eşmelioğlu, s.325-328; Tühis D., C.2, S.2, Ağustos 1987, s.37-39; Kamu-İş/Tühis/Kamu-Sen, s.513-516)
[108] Çelik, Arabuluculuk, s.55; Tuncay, İş Hukuku, s.222; Demir, s.278; Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.139-140; Süral, 2822 sayılı Yasa, s.54-55; Uşan, s.25; Bazı yazarlara göre; görevli makama bildirilen yazı (m.21/I) ile ne
yapılacağı Yasada belirtilmemiştir. Makûl olan, Hükümet tasarısında da belirtildiği gibi görevli makamın arabuluculuk için gerekli işlemlere hemen başlayacağının kabulüdür. Maalesef, bir taraf görüşmelere gelmediği durumda yine de altmış günlük sürenin beklenmesi gerekecektir. (Aktay, s.50)
[109] Demircioğlu/Centel, s.247;Şakar, İş Hukuku, s.229; Mollamahmutoğlu, s.12-13; Sümer, İş Hukuku, s.243-244; Aynı yazar, Uygulama, s.327; Uşan, s.25
[110] Koçer, Normlar, s.401
[111] Yarg. 9.HD., 30.4.1992, E.1992/4308, K.1992/4881, Tuncay, Karar İncelemesi, s.17-20; Çelik, (1992 Kararları) Toplu İş İlişkileri, Yargıtayın İş Hukukuna İlişkin Kararlarının Değerlendirilmesi 1992, Millî Komite Yay., İstanbul 1994, s.119; Aynı yazar, İş Hukuku, s.514; İHD., C.II, S.2, Nisan-Haziran 1992, s.297; Günay, s.712-713; Tühis D., C.12, S.10, Ağustos 1992, s.25; Kamu-İş, (Kararlar) Çalışma Hayatı İle İlgili Yargıtay Kararları, Ankara 1996, s.524
[112] Çelik, 1992 Kararları, s.119-120; Aynı yazar, İş Hukuku, s.514; Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.133; Tuncay, Karar İncelemesi, s.19
[113] Çelik, 1992 Kararları, s.120; Aynı yazar, İş Hukuku, s.514; Tuncay, Karar İncelemesi, s.19
[114] Tuncay, Karar İncelemesi, s.19
[115] Geniş bilgi için bkz. Kutal, 2822 Sayılı Yasada Toplu İş Sözleşmesi Kavramı Düzeyi İçeriği ve Sona Ermesi, İMD., C.XXX, S.12, Mart 1984, s.495; Aynı yazar, Grup Toplu İş Sözleşmeleri Hakkında Bazı Düşünceler, İMD., C.XXVI, S.2, Mayıs 1979, s.91-97; Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.145-147; Aynı yazar, (Grup TİS) Grup Toplu İş Sözleşmeleri Hakkında Yargıtayın Görüşünün Değerlendirilmesi, Türk İş Mevzuatı Açısından Grup Toplu İş Sözleşmeleri, MESS Yay., İstanbul 1989, s.3 vd.; Aynı yazar, Genel Görüşme, Yargıtayın İş Hukuku Kararlarının Değerlendirilmesi 1986, Millî Komite Yay., İstanbul 1988, s.145-147; Ekonomi, Toplu İş Sözleşmesi Türleri Ehliyet ve Yetki, Toplu İş Sözleşmesine İlişkin Temel Sorunlar Semineri, Kamu-İş Yay., Ankara 1990, s.4-13; Aynı yazar, Toplu İş Sözleşmeleri, Sendikal Mevzuat Eğitim Semineri, Basisen Yay., İstanbul 1985, s.12; Aynı yazar, İşletme Toplu İş Sözleşmeleri ve Uygulamada Karşılaşılan Başlıca Sorunlar, Kamu-İş D., C.1, S.1, Temmuz 1987, s.6-8; Aynı yazar, (Grup TİS) Birden Çok İşyerini Kapsamak Üzere Yapılan İşyerleri Toplu İş Sözleşmesi -Grup Toplu İş Sözleşmesi- ve Yargıtayın Bu Sözleşmelere İlişkin Görüşleri Sebebiyle Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar, Türk İş Mevzuatı Açısından Grup Toplu İş Sözleşmeleri, MESS Yay., İstanbul 1989, s.13 vd.; Elbir, s.200-201; Çelik, İş Hukuku, s.421-423; Tunçomağ, Esaslar, s.520; Tunçomağ/Centel, s.331-332; Şahlanan, s.27-32; Tuncay, (Grup TİS) Karşılaştırmalı Hukukta ve Türkiye'de Grup Toplu İş Sözleşmeleri, Çimento İşveren D., C.1, S.1, Ocak 1987, s.7 vd.; Aynı yazar, İş Hukuku, s.222; Ulucan, (1986 Kararları) Toplu İş sözleşmeleri ve Toplu İş Uyuşmazlıkları Açısından Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi, Yargıtayın İş Hukuku Kararlarının Değerlendirilmesi 1986, Millî Komite Yay., İstanbul 1988, s.118-119; Demir, s.229-230; Çifter, s.143-146; Ali Nazım Sözer, Grup Toplu İş Sözleşmesi ve 2822 Sayılı Yasa Açısından Değerlendirilmesi, İMD., C.XXXIII, S.7, Ekim 1986, s.246-256; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.66
[116] Kararda yer verilen sözlerden, olayın aynı işkolunda birden çok işyeri için yapılmak istenen işyerleri TİS'nden doğan bir uyuşmazlık ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. 2822 sayılı Yasada açıkça düzenlenen işyerleri TİS türüne, uygulamada 275 sayılı Yasa döneminden beri " grup sözleşmesi" denilmektedir. (Bkz. Şahlanan, s.28; Tuncay, Grup TİS, s.7 vd.; Aynı yazar, (1990 Kararları) Toplu İş İlişkileri Açısından Yargıtayın 1990 Yılı Kararlarının Değerlendirilmesi, Yargıtayın İş Hukukuna İlişkin Kararlarının Değerlendirilmesi 1990, Millî Komite Yay., İstanbul 1992, s.118-120) Ayrıca, "Grup TİS" deyimi Yasada yer almamakla beraber, Yasanın gerekçesinde açıkça ifade edilmiştir. (Tuncay/Centel, Yeni Türk İş Hukuku Mevzuatı, İstanbul 1984, s.426-430; Şahlanan, s.28)
[117] Yarg. 9.HD., 24.4.1986, E.1986/3377, K.1986/4325, Tühis D., C.10, S.3-4, Mayıs-Temmuz 1987, s.16-17; YKD., C.13, S.3, Mart 1987, s.414-415; Yarg. 9.HD., 18.4.1988, E.1988/4524, K.1988/4293, Kamu-İş D., C.I, S.5, Temmuz 1988, s.26-27; Yarg.HGK., 21.12.1988, E.1988/9-695, K.1988/1021, Kamu-Sen D., C.1, S.7, Mart 1989, s.30-31; Tuncay, 1990 Kararları, s.118-119
[118] İşletme TİS'nde uyuşmazlık çıkması halinde tek bir arabulucu tayin edilmesi gerekir. (Ekonomi, İşletme Sözleşmesinin Kapsamına Giren İşyeri İçin Ayrı Sözleşme Yapılamaması, İHU 1987, TSGLK. 3 (No.3); Tuncay, Karar İncelemesi, Çimento İşveren D., C.2, S.5, Eylül 1988, s.22; Yarg. 9.HD., 1.3.1988, E.1988/2266, K.1988/2288, Çimento İşveren D., C.2, S.5, Eylül 1988, s.19-21)
[119] Bu kararlar ve bunların eleştirisi için bkz. Oğuzman, Grup TİS, s.3 vd.; Ekonomi, Grup TİS, s.13 vd.; Çelik, (1988 Kararları) Toplu İş Sözleşmeleri ve Toplu İş Uyuşmazlıkları Açısından Yargıtayın 1988 Yılı Kararlarının Değerlendirilmesi, Yargıtayın İş Hukukuna İlişkin Kararlarının Değerlendirilmesi 1988, Millî Komite Yay., İstanbul 1990, s.171 vd.; Şahlanan, s.27 vd.; Narmanlıoğlu, Grev, s.137-138; Günay, s.57
[120] Çelik, 1988 Kararları, s.174; Aynı yazar, 1992 Kararları, s.120-121; Aynı yazar, İş Hukuku, s.514-515; Oğuzman, Grup TİS, s.6; Aynı yazar, Genel Görüşme, Yargıtayın İş Hukukuna İlişkin Kararlarının Değerlendirilmesi 1992, Millî Komite Yay., İstanbul 1994, s.134; Ekonomi, Grup TİS, s.25; Ulucan, 1986 Kararları, s.118-119; Narmanlıoğlu, Grev, s.138; Şahlanan, s.30-31; Günay, s.109; Uşan, s.21; Bazı yazarlara göre; eğer toplu sözleşme müzâkerelerine grup sözleşmesi yapmak üzere oturulmuş ve tek zabıt tutulmuşsa, müzâkerelerin sonunda anlaşmaya varılmazsa tek arabulucuya gitmek zorunludur. Ama, başlangıçta grup sözleşmesi için oturmak mecburiyeti yoktur. Tek müzâkere yürütülmemişse tek arabulucu da sözkonusu değildir. Kaç tane müzâkere yürütülmüşse o kadar da arabulucu gerekir. (Oğuzman, (Etki) Toplu İş Uyuşmazlıkları Alanında Yargıtay Kararlarının Etkisi, Yargıtay D., Özel Sayı, C.15, S.1-4, Ocak-Ekim 1989, s.567-568; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.51) Bazı yazarlara göre de; grup sözleşmeleri aynı işkolunda birden çok işvereni temsil eden bir işveren sendikasının gruba dahil işyerinde yetkili işçi sendikasıyla ortak görüşmeler yapması şeklinde ortaya çıktığına göre, iş arabuluculuk safhasına geldiğinde tek bir arabulucu mu yoksa her işyeri için ayrı arabulucu mu tayin edileceği sorusuyla karşılaşılır. Yasada bunun açık cevabı yoktur. Taraflar gruba dahil işyerleri için tek bir görüşme yürütme hususunda anlaştıklarına göre, uyuşmazlığa da tek bir arabulucu tayini, getirilen sisteme daha uygun düşer. Böylece, grup TİS'nden beklenen bütünlük muhafaza edilmiş olur. Bununla birlikte, işyerlerinin çok sayıda olması ve her işyerinde bazı farklı hükümler kabul etme zorunluluğu bulunması ihtimalinde, tek bir arabulucunun onbeş gün gibi kısa bir sürede işi sonuca ulaştırması zor görülebilir. Böyle teknik imkânsızlıkların bulunması halinde, her işyeri için ayrı arabulucu tayinine de gidilebilir. Esasen, Yasa bu konuda bir tercih yapmamıştır. O halde görüşmelerin özelliğine ve yoğunluğuna göre, grup sözleşmelerinin rızaî temele dayanması ilkesi karşısında bunu da caiz görmek gerekir. Yargıtay kararında; birden çok arabulucu tayininde Yasaya aykırılık yoktur denmesinden, Yüksek Mahkemenin tek bir arabulucu tayinine karşı olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Taraflar; grup sözleşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanması halinde, tek ya da her işyeri için ayrı arabulucu tayini formülünde anlaşmış olurlarsa, Bölge Çalışma Müdürlüğünün ya da İş Mahkemesinin bu anlaşmaya saygı göstermesi gerekir. (Tuncay, Karar İncelemesi, s.20; Aynı yazar, Grup TİS, s.15; Aynı yazar, İş Hukuku, s.222)
[121] Yarg. 9.HD., 18.2.1987, E.1987/2077, K.1987/2138, Savaş Taşkent, Toplu İş Sözleşmeleri ve Toplu İş Uyuşmazlıkları Açısından Yargıtayın 1987 Yılı Kararlarının Değerlendirilmesi, Yargıtayın İş Hukuku Kararlarının Değerlendirilmesi 1987, Millî Komite Yay., İstanbul 1989, s.209; Çimento İşveren D., C.1, S.3, Mayıs 1987, s.31-32; Yasa Hukuk D., C.10, S.8, Ağustos 1987, s.1196; Tüba, İİÇB., S.635, 4 Ocak 1988, s.7; Berksun/Eşmelioğlu, s.412-413; Kamu-İş D., C.1, S.1, Temmuz 1987, s.66-67; Kamu-İş/Tühis/Kamu-Sen, s.519; Egemen/Temiz, s.750; Bazı yazarlar Yargıtay kararına katılmaktadırlar. Bu aynı görüşe göre; arabulucunun tarafsızlığı incelenebilir, hakem tayininin temyiz edilebildiğinin benzerliği ile de bu karar doğrudur. (Erdoğan Çubukçu, Genel Görüşme, Yargıtay D., Özel Sayı, C.15, S.1-4, Ocak-Ekim 1989, s.565; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.53); Bazı yazarlara göre de; arabulucu tayini ile ilgili mahkeme kararı "kesin" olmadığından, temyiz edilebilir. (Demir, s.279); Bazı yazarlara göre ise; resmî arabulucu kararı bağlayıcı nitelikte olmadığından, taraflarca resmî arabulucunun reddedilmemesi gerekir. (Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.234; Aynı yazar, 275 Şerhi, s.275-276); Mahkemenin bu kararı, kazaî (yargısal) karar niteliğinde değildir. Nizasız kaza dahi sözkonusu değildir. Sadece hâkimin görevlendirildiği bir idarî işlemden söz edilebilir. İdarî işlem niteliğindeki kararlar temyiz edilemez. (Oğuzman, Etki, s.557-558,570; Aynı yazar, İşçi-İşveren İlişkileri, s.133 dn.17a; Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.498 dn.54)
[122] Tüzükte, resmî arabulucularda aranacak nitelikler şöyle gösterilmiştir: a) Türk vatandaşı olmak, b) Medenî ve siyasî hakları tam olarak kullanma ehliyetine sahip olmak, c) Devlet memuru olmada aranan genel koşulları taşımak, (Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere, ağır hapis veya altı aydan fazla hapis ve yahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak) (3697 sayılı Yasa ile değişik 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48/A-5) (Değişik: 1.5.1997), d) Siyasî partilerin organlarında görevli olmamak, e) Sendika şubesi, sendika veya konfederasyonlarda herhangi bir suretle görevli bulunmamak (Değişik: 1.5.1997), f) Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli bulunmamak (Yükseköğretim Kanunu hükümleri saklıdır.), g) Hukuk, sosyal politika, endüstri ilişkileri, iktisat ve işletme öğrenimi yapılan en az dört yıllık bir yükseköğretim kurumunu bitirmiş ve işçi-işveren ilişkileri alanında en az beş yıl çalışmış olmak veya diğer yükseköğretim kurumlarını bitirmiş ve kamu kurum ve kuruluşlarında en az on yıl İş Hukukuyla ilgili görevlerde çalışmış olmak (Değişik: 1.5.1997) (m.26). (Şakar, (Mevzuat) İş Hukuku Mevzuatı, 4.Bası, Beta Yay., İstanbul 2000, s.443)
[123] Çelik, İş Hukuku, s.515; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.53-54; Tuncay, İş Hukuku, s.222; Kengerli, Barışçı Yollar I, s.23-24; Ayrıca; Tüzüğe göre, arabuluculuk yapmaları yasaklanmış olan kişiler seçilmiş olsalar bile arabuluculuk yapamamaları gerekir. Seçimi yapan görevli makama veya mahkemeye başvurarak durumlarını beyan edip görevden af isteyerek, ilgili kuruluşça yeniden bir seçim yapılması yoluna gidilmesi yerinde olacaktır. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.141)
[124] Kutal, Toplu İş Uyuşmazlıkları, s.223; Tuncay, Arabuluculuk, s.82; Tunçomağ, İş Hukuku 1985, s.369; Aynı yazar, Toplu İş Uyuşmazlıkları, s.7-8; Meagher, Genel İlkeler, s.89; Dereli, Arabuluculuk, s.70-81; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.51-63; Aynı yazar, Amerika Birleşik Devletlerindeki İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk, Kamu-İş D., C.2, S.2, Ekim 1989, s.13; Aynı yazar, Prensipler, s.7-8; Subaşı, s.542; Dicleli/Akkaya, s.143-146; Berksun/Eşmelioğlu, s.416; Özdemir, s.18; Koçer, Arabuluculuk, s.90-95; Köse, s.133-138; Karahacıoğlu/Kılıçoğlu, s.51-53; ILO, Uzlaştırma, s.17-23; Yazman, s.161-169; Keith Davis, İşletmede İnsan Davranışı-Örgütsel Davranış, 2.Baskı, İ.Ü.İşletme Fak. Yay., İstanbul 1984, s.399; Jay A.Conger, İkna Sanatı, İnsanları Yönetmek, Harvard Business Review, MESS Yay., İstanbul 1999, s.219-244; Ünsal, s.52; Uzlaştırma Kurulu başkan ve üyelerinde de benzer nitelikler aranmaktaydı. (Tunçomağ, İş Hukuku 1980, s.196-197; Aynı yazar, Uzlaştırma, s.21-23; Kutal, Toplu Görüşme, s.153; Esener, İş Hukuku, s.556; Aynı yazar, Uyuşmazlık, s.818-822; Çelik, Uzlaştırma, s.73; Oğuzman, Arabuluculuk, s.15-16; Çolakoğlu, s.241; Crane, s.227-239; Özbek, s.344; Özdemir, s.17; Teoman, s.65)
[125] Ekonomi, Arabuluculuk, s.21
[126] Meagher, Toplu Pazarlık, s.129; Aynı yazar, Genel İlkeler, s.88-89; Dereli, Arabuluculuk, s.74-76; Günay, s.707; ILO, Uzlaştırma, s.17-23; Yazman, s.168-169; Davis, s.399; Conger, s.241; Uzlaştırma Kurulunun yeniden düzenlenmesini isteyen görüşe göre; taraf aracılarına resmî liste dışından üçüncü aracıyı seçme olanağını tanıyan bir yasal düzenlemenin yapılması halinde, eski uzlaştırma sisteminde kabul edilenin aksine, bu kişide tarafsızlık sıfatı ya da başka bir nitelik aranmamalıdır. Zira, taraf aracılarınca seçilen üçüncü aracı, objektif esaslara göre tarafsız sayılsın ya da sayılmasın, yahut belirli niteliklere sahip olsun ya da olmasın, tarafların güvenini kazanmış ve böylece uzlaştırmada ilk olumlu adımın atılmasını sağlamış kişi durumunda olacaktır. Uzlaştırma Kurulu kararı kesin olmayıp tarafların kabulüne bağlı bir karar niteliğinde olacağından, uzlaştırmada önemli olan nokta, tarafların mümkün olduğu kadar birbirlerine yaklaştırılmalarıdır. Taraf aracılarının güven duyarak seçecekleri üçüncü aracı da bu işlevi en iyi gerçekleştirebilecek kişidir. (Çelik, Arabuluculuk, s.62; Karş. Talas, s.448-449); Uzlaştırma veya arabuluculukta başarı adımı, ancak tarafların güveninin sağlanmasıyla atılabilir. (Çelik, Uzlaştırma, s.30; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.62; Kutal, Batı Ülkeleri, s.379; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.153-154)
[127] Çelik, İş Hukuku, s.516; Ekonomi, Arabuluculuk, s.21; Kutal, Çözüm, s.257; Aynı yazar, Sorunlar II, s.30-31; Demir, s.279; Ulucan, Sorunlar, s.202; Şakar, İş Hukuku, s.228; Erkul, 2822 sayılı Kanun,s.145; Işıklı, s.305; Dereli, Arabuluculuk, s.64; Berksun/Eşmelioğlu, s.416; Köse, s.138; Can Şafak, Yeni Toplu Sözleşme Düzeni, Ekin Yay., İstanbul 1984, s.59-60; Kengerli, Barışçı Yollar I, s.25
[128] Tuncay, İş Hukuku, s.223; Resmî listeden taraflarca veya ad seçme yolu ile belirlenecek gönüllü arabulucu, resmî arabulucu olacağı için, burada da ücret dışında resmî arabuluculuk hükümleri uygulanmak gerekir. (Tunçomağ, Esaslar, s.470; Tunçomağ/Centel, s.412)
[129] Yasanın; zorunlu arabulucunun atanması için altmış günlük zorunlu bekleme süresini kabul etmesinin nedeni, tarafların soğukkanlılıkla düşünüp hareket etmelerinin sağlamak için olsa gerektir. Bu nedenledir ki taraflar; ister toplantıya katılmadıkları için, isterlerse anlaşamadıkları için durumu görevli makama iletsinler, altmış günlük süre içinde her zaman bir araya gelip görüşmeye devam edebileceklerdir. Ancak, taraflardan birinin diğer tarafı görüşmeye zorlama olanağı bulunmayacaktır. Ayrıca, tarafların her zaman altmış gün içinde veya daha sonra, hatta grev ve lokavt uygulanırken yahut uyuşmazlık YHK'nun gündeminde iken görüşmeleri devam ettirmeleri ve aralarında anlaşarak geçerli bir TİS imzalamaları mümkündür. (Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.230)
[130] Tunçomağ/Centel, s.412; Tuncay, İş Hukuku, s.223; Narmanlıoğlu, Grev, s.142-144; Ulucan, Sorunlar, s.202-203; Çelik, İş Hukuku, s.516; Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.145-146; Kocaoğlu, Hukuksal Çerçeve I, s.35; Kengerli, Barışçı Yollar I, s.25; Arabulucunun bütün gayretine ve çabalarına rağmen, uyuşmazlık konuları üzerinde kısmen veya tamamen anlaşma sağlanamaması suretiyle arabuluculuk süresinin geçmesi durumunda uyuşmazlık devam edecektir. Arabulucu ise; üç işgünü içinde uyuşmazlığı belirleyen bir tutanak düzenler ve bu tutanağı uyuşmazlığın sona erdirilmesi için gerekli gördüğü tavsiyeleri de ekleyerek görevli makama tevdi eder. Görevli makam, bu tutanağı en geç altı işgünü içinde taraflara tebliğ eder (m.23/IV). Üç işgününün başlangıcı, arabuluculuk görev süresinin bittiği günü izleyen ilk işgünüdür. Yasa, uyuşmazlığı belirleyen bir tutanaktan bahsettiği cihetle, tek kişi tarafından bir tutanak düzenlenmesi mümkün olamayacağına göre, bu tutanağın uyuşmazlık taraflarının katılmasıyla tutulması gerekir. Arabulucu tarafından hazırlanan bilginin tutanak nitelini kazanabilmesi için uyuşmazlık taraflarından birinin dahi bu tutanakta imzasının bulunması yeterlidir. Tutulan tutanağın görevli makama tevdi süresinde Yasada açık bir husus yoktur. Uyuşmazlık konusunun sürüncemede kalmayıp TİS'nin bir an evvel yapılabilmesi için Yasanın bu gibi konuları daima kısa bir süreye bağlamayı amaç edindiği cihetle, mevcut noksanlığın açıklığa kavuşturulması gerekir. Yasanın amacına uygun bir yorum yapmak gerekirse, bu tevdi işleminin de tutanağın tutulması için öngörülen üç işgünü içinde yapılması yasa koyucunun görüşüne uygun olacaktır. Yani, madde hükmünün anılan tutanağın üç işgünü içinde tutulması ve görevli makama tevdi şeklinde anlaşılması yerinde olacaktır. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.148)
[131] Yarg. 9.HD., 14.12.1990, E.1990/12928, K.1990/13831, İHD., C.I, S.1, Ocak-Mart 1991, s.151-152; Günay, s.717; Kamu-İş D., C.2, S.6-7, Ocak 1991, s.24-25; Tühis, (Kararlar) İş Hukuku Mevzuatı ile İlgili Yargıtay Kararları, C.II, Ankara 1991, s.255-256; Kamu-İş, Kararlar, s.527-528; İşveren D., Haziran 1991, s.20; Kamu-Sen D., C.2, S.2, Aralık 1990, s.21-22; 2822 sayılı Yasaya göre; bu Yasada aksi öngörülmedikçe tebligatlar Tebligat Yasası hükümlerine göre yapılır (m.66/I). Bu hükme rağmen muhatabın yazıyı tebellüğ ettiği anlaşıldığı durumlarda tebligatı geçerli saymak gerekir. (Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.439; Tuncay, 1990 Kararları, s.123) Tebligatın usûlüne uygun olarak yapılması; işlemin geçerlilik şartı olmayıp bir düzen ilkesidir, ispat kolaylığı sağlar. Bu nedenle, Yargıtayın kararı isabetlidir. (Tuncay, 1990 Kararları, s.123)
[132] Meagher, Toplu Pazarlık, s.123; ILO, Uzlaştırma, s.1-5
[133] Bazı yazarlara göre; Yasada gönüllü arabulucunun görev süresi belirtilmemiştir. 3299 sayılı Yasayla değişiklik yapılırken, bunun belirtilmesi ihmal edilmiştir. Görevin, en geç toplu görüşmenin başlangıç tarihinden hesaplanan görüşme süresi olan altmış günün dolması ile sona ereceği söylenebilir. Arabulucu, görevinin sona ermesinden itibaren üç işgünü içinde tutanağını düzenlemeli ve görevli makama tevdi etmelidir (m.23 kıyasen). (Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.131; Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.496 dn.47; İnce, İş Hukuku, s.191; Şafak, s.61; Uçum, s.35; Karş. Narmanlıoğlu, Grev, s.142 dn.164); Bazı yazarlara göre de; Yasada açıklık bulunmamakla beraber, gönüllü arabulucunun (görüşme arabulucusu) görevi, görevli makam tarafından kendisine yapılacak duyurudan itibaren başlayacağı ve görüşmeler süresince devam edeceği söylenebilir. (Elbir, s.228; Karş. Kocaoğlu, Hukuksal Çerçeve I, s.36 dn.189); Bazı yazarlara göre ise; gönüllü (seçimlik) arabulucunun, altmış günlük sürenin dolmasına rağmen arabulma faaliyetine devam edip edemeyeceği yeni düzenlemeden anlaşılamamaktadır. Şayet altmış günlük süre dolmadan anlaşma sağlanamamışsa, arabulucu sürenin sonunu beklemeden tutanağını hazırlayabilecektir. Gönüllü arabuluculuğun süresi, toplu pazarlık süresi olan altmış günlük süre ile sınırlıdır. Başka bir deyimle, altmış gün içinde tarafların görüşlerini birbirlerine yaklaştırmaya çalışan gönüllü arabulucu, örneğin ellinci günde anlaşma sağlanamadığını tespit ederse, tutanağını hazırlayarak görevli makam verecektir. Bu uyuşmazlıkta, artık arabuluculuk aşaması kesin olarak sona ermiş olacak, taraflar grev veya lokavt kararı alabilecektir. (Kutal, Endüstri İlişkileri, s.63-64)
[134] Tunçomağ, Esaslar, s.470; Tunçomağ/Centel, s.412; Demircioğlu/Centel, s.247; Mollamahmutoğlu, s.12; Tuncay, İş Hukuku, s.223; Şakar, İş Hukuku, s.228; Demir, s.279; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.233; Işıklı, s.305; Sümer, İş Hukuku, s.242; Aynı yazar, Uygulama, s.324-325; Günay, s.714; Köse, s.148; Berksun/Eşmelioğlu, s.415
[135] Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.499
[136] Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.127
[137] 3451 sayılı Yasayla 22.maddenin başına yeni bir fıkra getirilirken, bu fıkrada (m.23/I) gözden kaçırılma sonucu değiştirilmeyen "ikinci fıkrasında" sözünü "üçüncü fıkrasında" şeklinde anlamak gerekir. (Çelik, İş Hukuku, s.516 dn.11a)
[138] Tuncay, Arabuluculuk, s.81; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.236; Mollamahmutoğlu, s.13; Tunçomağ, İş Hukuku 1985, s.370; Aynı yazar, Esaslar, s.468; Tunçomağ/Centel, s.411; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.256; Aynı yazar, 3299 sayılı Kanun, s.21; Berksun/Eşmelioğlu, s.415; Köse, s.147
[139] Ulucan, Sorunlar, s.202; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.236; Çelik, İş Hukuku, s.516; Şakar, İş Hukuku, s.229; Kocaoğlu, Hukuksal Çerçeve I, s.36; Günay, s.714; Köse, s.146; Berksun/Eşmelioğlu, s.415-416
[140] Tunçomağ, İş Hukuku 1985, s.370; Aynı yazar,Toplu İş Uyuşmazlıkları, s.8; Tunçomağ/Centel, s.411; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.235
[141] Çelik, İş Hukuku, s.516; Arabulucu, tarafları onbeş günden önce anlaştırabilirse kuşkusuz bu sürenin sona ermesi beklenmeyecek, TİS imzalanacaktır. Aksi takdirde, tarafsız arabulucunun onbeş gün süre ile çabasını sürdürmesi ve bu süre sonunda başarı sağlayamazsa, uyuşmazlığı belirleyen tutanağı düzenlemesi gerekecektir. Arabulucu, taraflar arasında anlaşma ümidi olmadığı gerekçesiyle, arabuluculuğu sona erdirip, süre bitiminden önce tutanak düzenleyemeyecektir. (Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.236; Ulucan, Sorunlar, s.202; Koray, Endüstri İlişkileri, s.212; Günay, s.715)
[142] Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, s.134; Aynı yazar, Çözüm, s.165; Yasada öngörülen onbeş günlük süre ve tarafların anlaşmasıyla buna ilave edilen altı işgünlük süre kesindir. Bu süre içinde arabulucunun hastalanması, ölmesi, istifa etmesi gibi hallerde nasıl hareket edileceğine dair Yasada bir hüküm yoktur. Bu gibi durumlarda genel hükümlere göre hareket edilmesi, hastalık ve diğer makûl bir mazeret halinde arabulucuyu seçen mahkemenin ek bir süre verebilmesi veya yeni bir arabulucu seçilmesi ve yeni bir süre başlaması gerekecektir. Buna karşılık, görev kendisine verilen arabulucu sırf tarafları zarara sokmak kasdıyla süreyi uzatacak bahaneler yaratırsa 69.madde kendisi hakkında uygulanacaktır. Ayrıca, haksız fiil hükümlerine dayanılarak, ilgililerin kendisinden tazminat istemeleri de mümkün olacaktır. (Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.236; Günay, s.715; Berksun/Eşmelioğlu, s.417); Süre uzatılma talebinin; sürenin yetmeyeceğinin, süre uzatılırsa anlaşma olasılığının mümkün olduğunun anlaşılması üzerine herhalde arabulucudan gelmesi gerekir. Taraflar buna muvafakat ederlerse süre uzatılabilecektir. Bu hususun bir tutanakla tespiti yerinde olacaktır. Taraflardan biri dahi buna muvafakat etmezse onbeş gün sonra arabuluculuk görevi biter. Süre uzatılacak olursa bu durumun görevli makama bildirilmesi gerekmektedir. Yasada öngörülen bildiri yükümlülüğü şüphesiz sürenin uzatılıp uzatılmadığı konusunda çıkabilecek uyuşmazlıkları önleyebilecek bir hükümdür. Bununla beraber, bildiri yükümlülüğünün nasıl yapılacağı ve kime yüklendiği keyfiyeti Yasada açık ve seçik belirtilmemiştir. Yasanın esnek ifadesi, görevin her iki tarafa ve arabulucuya yüklendiğini göstermektedir. Bildirinin mutlaka yazılı yapılması gerekir. (Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.127,141)
[143] Kiplas İşv. Sen., Resmî Arabuluculuk ve Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar Semineri, (4-5 Temmuz 1985 İstanbul), Kiplas İşv. D., Yıl 1, S.3, Eylül 1985, s.21
[144] Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.284; Karş. Crane, s.79-82
[145] Kutal, Çözüm, s.257; Çelik, İş Hukuku, s.516-517; Demircioğlu/Centel, s.245-247; Tuncay, İş Hukuku, s.224; Aynı yazar, Arabuluculuk, s.80-81; Mollamahmutoğlu, s.13; Aktay, s.107; Uçum, s.35-36; Şafak, s.59-61; Bkz. ve Karş. Esener, İş Hukuku, s.557; Reisoğlu, 2822 Şerhi, s.237; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.261 M.Fatih Gümüş, s.232; Arabulucu görevini, taraflar arasında çıkan "uyuşmazlık konuları" ile sınırlı olarak yerine getirir. Taraflardan biri veya her ikisinin imzalayarak görevli makama verdiği "uyuşmazlık tutanağındaki konular (teklif tasarısı maddeleri)" arabulucunun görevinin sınırını belirler. Bununla birlikte, uyuşmazlık konusu maddelerin tarafların anlaşmasıyla daha önce üzerinde mutabık kalınan maddelerle birlikte ele alınarak değişikliğe uğratılması da mümkündür. Önemli olan tarafların serbest iradeleri ile bir TİS imzalamalarına yardımcı olmaktır. (Demir, s.279)
[146] Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.499; Tuncay, İş Hukuku, s.222-223; Oğuzman, Çözüm, s.165; Tunçomağ/Centel, s.410; Tunçomağ, İş Hukuku 1980, s.200; Aynı yazar, Esaslar, s.468; Günay, s.714; Kocaoğlu, 32299 sayılı Kanun, s.22-23; Aynı yazar, Barışçı Yollar, s.8-11
[147] Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.63-88; ILO, Uzlaştırma, s.25-30; Allıson, s.172; Todd B. Carver/Albert A.Vondra, Alternatif Uyuşmazlık Çözümü İşlemesinin ve İşlememesinin Nedenleri, (Çev. İbrahim Bingöl) Müzâkere ve Anlaşmazlık Çözümü, MESS Yay., İstanbul 2000, s.208; Dicleli/Akkaya, s.207-219; Arabulucu, taraflarla görüşerek onlara uyuşmazlık sorununu çözmeye elverişli öneriler getirir, önerilerin kabulü için tarafları etkilemeye çalışır. Ancak , arabulucunun getirdiği tekliflere taraflar uymak zorunda değildir. Arabulucu yaptığı önerilerde değişiklikler yaparak, gerekirse yeni önerilerde bulunur, uyuşmazlığın çözümü için ne gerekiyorsa onu yapar, çözüm için aktif bir rol oynar. (Narmanlıoğlu, İş Hukuku, s.499; Kocaoğlu, Arabuluculuk, s.80; Aynı yazar, Prensipler, s.5; Erkul, 2822 sayılı Kanun, s.141; ILO, Uzlaştırma, s.63-68); Taraflar; arabuluculuk olmadığı sürece, ortak bir zeminde birleşemeyecekler ve tarafları bilgilendirme süreci düzgün işlemeyecektir. Bunun sonucu olarak, en azından taraflardan biri diğer tarafın kararlılığı veya durumu konusunda mükemmel bilgiye sahip olamayacaklardır. Arabuluculuk kurumu, süreci olumlu etkilemediği müddetçe grev kaçınılmaz olacaktır. (Recep Seymen, Bir Toplu Pazarlık Model Denemesi-Arabuluculuğun Önemi, İ.Ü. İktisat Fakültesi Mecmuası, C.49, 60.Yıl Özel Sayısı, İstanbul 1998, s.178)
[148] Süral, 2822 sayılı Yasa, s.58
[149] Dereli, Arabuluculuk, s.69
