Haberler:

Hukuk Forumumuza Hoşgeldiniz

Ana Menü
Menü

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır. Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz.

İletileri Göster Menü

Mesajlar - kilimanjaro

#241
Merhabalar. Şayet amcanızın kabulü tüm taleplerinizi karşılıyorsa ve bu dilekçe usulüne uygun şekilde mahkemeye sunulmuşsa,  bu aşamada başka bir delil sunmanıza lüzum kalmaz. Mahkemece davalının kabulü dikkate alınıp dava lehinize neticelendirilecektir. Allah kolaylık versin...
#242
Merhabalar. Öncelikle başınız sağ olsun; Allah annenize ve babanıza gani gani rahmet eylesin.

Sağ kalan eş Türk Medeni Kanunu'nun 499. maddesine göre (madde metni aşağıdadır) ölen eşin mirasçısı olur. Ölen eşin, kendisinden sonra ölecek olan eşe mirasçı olabilmesi ise hukuken mümkün değildir. Yani anneniz babanıza mirasçı olamayacağı için siz de anneniz kanalıyla ilave bir miras hissesi alamazsınız. Dolayısıyla mahkemece yapılan işlem doğru olmuştur. Allah kolaylık versin...




Madde 499 - Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre mirasbırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur:

   1. Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri,

   2. Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı,

   3. Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.
#243
Merhabalar. Öncelikle geçmiş olsun. Burnunuzda kemik kırığı oluştuğu için işlenen suç şikayete tabi olmaktan çıkmıştır. Dolayısıyla şikayetçi olmasanız bile fail hakkında ceza soruşturması yürütülüp Türk Ceza Kanunu'nun 86/1 ve 87/3 maddeleri (madde metinleri aşağıdadır) gereğince kamu davası açılması gerekecektir. Elbette bunun için adli makamların burnunuzda kemik kırığı oluştuğundan haberdar olması gerekir. Bunun için savcılığa bir dilekçeyle müracaat edip durumu anlatarak olayı ihbar edebilirsiniz. Allah kolaylık versin...



Madde 86 - (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

   (2) (Ek fıkra: 31/03/2005 - 5328 S.K./4.mad) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

   (3) Kasten yaralama suçunun;

   a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,

   b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

   c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

   d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

   e) Silâhla,

   İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

  Madde 87 - (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

   a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

   b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

   c) Yüzünde sabit ize,

   d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

   e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

   Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hâllerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hâllerde beş yıldan az olamaz.

   (2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

   a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

   b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

   c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

   d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

   e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

   Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hâllerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hâllerde sekiz yıldan az olamaz.

   (3) (Değişik fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.4.md) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

   (4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hâllerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hâllerde ise oniki yıldan onaltı yıla kadar hapis cezasına hükmolunu
r.
#244
Merhabalar. Öncelikle geçmiş olsun. Durumunuzun incelenerek hastalıktan kalan izlerin değerlendirilmesi gerekiyor. Bu inceleme yapılmadan net bir şey söylenemez. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgiye BURADAN ulaşabilirsiniz. Allah kolaylık versin...
#245
Merhabalar. Mahkemesine ve dava konusuna göre temyiz süresi değişebilir. Mahkemenin kararında temyiz süresinin ne kadar olduğu ve tefhim (son duruşmada yüze karşı kararın okunması) veya tebliğden itibaren sürenin başlayacağı belirtilir. Linkteki tabloya göre temyiz süresini hesaplayabilirsiniz:

http://www.turkhukuksitesi.com/hukuksayfa_temyiz_sureleri.htm
#246
Alıntı yapılan: sonnur - 13 Eylül 2014, 16:43:40
Alıntı yapılan: kilimanjaro - 11 Eylül 2014, 10:36:38
Merhabalar. İlgili kişiler sağ mıdır? Noterden vekaletname mi çıkartılmış? Annenizde bu noter evrakının bir sureti var mıdır?
İlgili kişi annem ve ağabeyi sağ noterden annem ve babamdan kalan bütün haklarını ağabeyine devrediyorum diye kağıt imzalamış ama okur yazarı yok usulen karalamiş bütün evraklarda devrettiği kişideelimizde herhangi bir belge yok ama noterde bir yedek olması gerekiyor normalde oradan ulaşabilirmiyiz evrakların yedeğine?

İşlem hangi noterde yapılmışsa, o notere annenizle birlikte giderek bir örnek alabilirsiniz. Bu örneği aldıktan sonra bir avukatla görüşmenizi tavsiye ediyorum.
#247
Merhabalar. Zehra ve Ayşe'nin annesi yasal mani sebebiyle evin satışının gerçekleştirilemediğini, yasal engelin kaldırılması için dava açıldığını, bu arada evin kullanımının fiilen ihtarname keşide eden muhataba bırakıldığını, mahkemece henüz karar verilmeden ihtarname keşide eden muhatap tarafından başka bir ev alındığı gerekçesiyle evin satın alınmasından vazgeçildiğini, dolayısıyla talebin açıkça haksız olduğu ihtarnameye cevaben noter kanalıyla bildirilmelidir. Bu kişi şayet ücretsiz olarak daireyi kullandıysa, bu husus da "bilakis, asıl alacaklı biziz" şeklinde ihtarnamede ziktedilebilir.

Daha iyisi Zehra ve Ayşe'nin annesi bu hususta bir avukattan profesyonel destek almalı, bu çerçevede ihtarnamenin cevabını da bir avukata hazırlatmalıdır ☺ Allah kolaylık versin...
#248
Merhabalar. Hakkınızda icra takibi yoksa, endişe etmeyin. İcra takibi yapılırsa, ödeme emrini aldığınız günden itibaren yedi günlük süre içinde ilgili icra müdürlüğüne yukarıda belirttiğiniz gerekçeyle ve borcun zamanaşımına maruz kaldığını da belirterek itiraz dilekçesi sunmanız yeterli olacaktır. Daha önceden icra takibi yapılmış ve siz bu takibe süresi içinde itiraz etmemişseniz, bu durumda menfi tespit davası açmanız gerekecektir. Allah kolaylık versin...
#249
Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesine göre yargılanacaksınız. Madde metni aşağıda. Alacağınız ceza, daha önce ceza almadığınız için HAGB'ye çevrilir yahut ertelenir muhtemelen. Bunun için hakimde olumsuz bir kanaat oluşmamalı. Hakimin, "cezaya hükmedilmesi halinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin hakkınızda uygulanmasını ister misiniz?" şeklinde soracağı soruyu "evet" diye cevaplayın (231. madde metni aşağıdadır, daha detaylı bilgiye BURADAN ulaşabilirsiniz). Allah kolaylık versin...


TÜRK CEZA KANUNU
Madde 125 - (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.

   (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

   (3) Hakaret suçunun;

   a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

   b) Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,

   c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,

   İşlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

   (4) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./15.mad) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.

   (5) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./15.mad) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin Madde hükümleri uygulanır.


CEZA MUHAKEMESİ KANUNU
Madde 231 - (1) Duruşma sonunda, 232 nci Maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.

(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.

(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir.

(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.

(5) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl* veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

(6) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

gerekir. (Ek cümle: 22/07/2010-6008 S.K/7.md.) Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.

(7) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.

(8] (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. (Ek cümle: 18/06/2014-6545 S.K./72. md) Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;

a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,

b) Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,

c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,

karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

(9) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

(10) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.

(11) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.

(12) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.

(13) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.

(14) (Değişik fıkra: 23/01/2008-5728 S.K./562.mad) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz.
#250
Merhabalar. Oldukça can sıkıcı bir durum yaşadıklarınız, Allah beterinden muhafaza eylesin. Ulaştırma Bakanlığı Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü'ne şikayetinizi iletebileceğiniz gibi, genel anlamda, yani hangi konuyla ilgili olursa olsun tüm şikayetlerinizi BİMER'e (Başbakanlık İletişim Merkezi) yapabilirsiniz; BİMER şikayetinizi ilgili kuruma yönlendirecek ve sizi sonucu hakkında bilgilendirecektir. BİMER'i tavsiye ederim. Şikayetinizi internet kanalıyla da yapabilirsiniz. Allah kolaylık versin...
#251
Merhabalar. İlgili kişiler sağ mıdır? Noterden vekaletname mi çıkartılmış? Annenizde bu noter evrakının bir sureti var mıdır?
#252
Merhabalar. Kadastro mahkemeleri kadastrosu yapılan bir taşınmazla ilgili mülkiyet ihtilafı söz konusu olduğunda gerçek maliki kendiliğinden araştırır ve davaya dahil eder. Şayet dava konusu gayrimenkul miras kalmışsa, tüm mirasçılar gerektiğinde davaya dahil edilebilirler. Annenizle birlikte adliyeye giderek dava dosyasını mutlaka inceleyin, muhtemelen böyle bir durum söz konusudur. Hak sahibiyseniz, bir avukat tutmanızı önemle tavsiye ederim. Allah kolaylık versin...
#253
Merhabalar. Yaşınız kaç? Onsekiz yaşından küçükseniz ceza indirimi alırsınız.
#254
Merhabalar. Avukatınızın verdiği bilgiye itimat ediniz. Mevcut şartlar altında dava açmanız, yarardan çok zarar doğurma riski içeriyor maalesef. Firmayla anlaşma ihtimaliniz varsa, bu yolu zorlamanız en mantıklı yol olur. Aracın üstündeki haciz, konulduğu tarihten itibaren altı ay içinde satışı talep edilmezse (ve ayrıca gerekli satış avansı ödenmezse) kalkar (bu durumu anlamak için icra dosyasını incelemelisiniz). Böyle bir durumda haczi kaldırmak için takibin yapıldığı icra müdürlüğüne müracaat etmeniz gerekir. Bunun dışında borcunuz on yılda zamanaşımına uğrayacaktır. Zamanaşımıyla ilgili detaylı bilgiyi BURADAN temin edebilirsiniz. Allah kolaylık versin...
#255
Merhabalar. Ceza yargılanmasında hakim her türlü delili dikkate alarak yargılama yapar ve bir karara varır. Faturasını bulamamış olsanız bile mutfak dolabını yaptırdığınız yerden ve olaya şahit olan komşularınızdan birkaç tane şahit gösterirseniz ve bu kişiler dairede dolap yokken taşınma esnasında kendi cebinizden bu harcamaları yaparak daireye dolap taktırdığınızı belirtirse, hakim bu durumu dikkate alarak hakkınızda beraat kararı verecektir diye düşünüyorum. Şahit bulamazsanız, ceza alma ihtimaliniz çok yükselir. Allah kolaylık versin...
#256
Merhabalar. Öncelikl!e geçmiş olsun. Bahsettiğiniz rahatsızlığın irade üzerinde ne ölçüde etkili olduğuna göre sorunuza verilecek cevap farklı olacaktır. Şayet iradeyi kayda değer ölçüde etkileyen bir rahatsızlıksa, o zaman babanızın yapmış olduğu hukuki işlemlerin geçersizliği ileri sürülebilecektir. Size tavsiyem, bir adli tıp uzmanından konuyla ilgili görüş almanızdır. Buradan alacağınız görüşe göre babanıza vasi tayin edilmesini bir dava açarak mahkemeden isteyebilirsiniz. Sonrasında da babanızın kardeşlerine karşı dava açabilirsiniz. Dediğim gibi, adli tıbbın bu rahatsızlığın irade üzerindeki etkisini nasıl yorumladığı çok önemli... Adli tıp uzmanından (veya hiç degilse sürekli gittiğiniz bir doktor varsa, ondan) görüş almadan dava açma yoluna gitmenizi tavsiye etmem. Allah kolaylık versin...
#257
Merhabalar. Evrakın bir nüshasına başka yollarla ulaşılması mümkün ise, örneğin noterde bir nüshası varsa, mahkemeden bir nüshasının buradan getirtilmesini talep edebilirsiniz. Başka nüshası yoksa ve o nüsha da kesin olarak yok olduysa, yargılamaya bu evrak yokmuş gibi devam edilecektir. Allah kolaylık versin...
#258
Merhabalar. Sorulara verdiğiniz cevaplar doğru. Elbette bahsettiğiniz durumda tazminat davası açılabilmesi mümkünse de konu hakkında detaylı inceleme yapılması, örneğin kokunun sebebi, sürekli olup olmadığı, niçin oluştuğu ve kaçınma ihtimalinin olup olmadığı, çevrede ne ölçüde rahatsızlığa sebep olduğu gibi hususlar dikkatle incelenmelidir. Kokunun sona erdirilmesi için ilgili kuruma ihtarname göndermeyi ve kokunun sona ermemesi halinde yasal yollara müracaat edeceğinizi belirtmeniz faydalı olacaktır. Ne kadar çok kişi bu mücadelenin içinde olursa o kadar iyi olur. Akabinde bir avukatla görüşmelisiniz. Allah kolaylık versin...
#259
Merhabalar. Öncelikle geçmiş olsun. Bana kalırsa burada izleyeceğiniz en etkili yol, bankanın size en yakın şubesine iki nüshadan oluşan yazılı bir dilekçeyle müracaat etmeniz ve yaşanan olayı yukarıdaki gibi özetleyerek faiziyle birlikte üç gün içinde alacağınızın banka hesabınıza yatırılmasını istemeniz, aksi halde alacağınızı tahsil için yasal yollara müracaat ederek bankayı BDDK'ya şikayet edeceğinizi belirtmeniz olacaktır. Bu dilekçenin bir nüshasına kaşe-tarih ve imza ile alındı yaptırmayı ve saklamayı unutmayınız. Allah kolaylık versin...
#260
Merhabalar, hayırlı Cumalar... Yazdıklarınızdan anlaşıldığı kadarıyla hakkınızda yürütülen icra takibi kesinleşmiş. Bu durumda mallarınıza haciz gelebilir, keza adreslerinize hacze gelebilirler. Yani bu aşamada işiniz zor. Ya borcu ödemek için alacaklıyla anlaşacak ve borcu ödeyeceksiniz ya da haciz tehdidiyle başbaşa kalacaksınız. Ödeme yaparsanız, yaptığınız ödemeyi asıl borçludan tahsil etme hakkına sahip olacaksınız. Bu arada şayet mahkemenin verdiği karar henüz kesinleşmemişse, kararı temyiz etmeyi de düşünebilirsiniz. Ancak kararı temyiz etseniz bile icra takibi durmayacaktır. Durumun özeti bu şekilde. Allah kolaylıklar versin...