Haberler:

Hukuk Forumumuza Hoşgeldiniz

Ana Menü
Menü

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır. Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz.

İletileri Göster Menü

Mesajlar - kilimanjaro

#501
Sincan 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, evli bir erkekle birlikte olan kadını, sevgilisinin eşine 7 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum etti.

E.G. isimli kadın, avukatı Can Tatar aracılığıyla, 9 yıldır evli oldukları ve iki çocukları olan eşi M.G. ile ilişki yaşayan N.E. hakkında, ''kişilik haklarına saldırıda bulunduğu'' iddiasıyla 100 bin liralık manevi tazminat davası açtı.

Sincan 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, kısmen kabul ettiği davada, kocasıyla birlikte olduğu E.G'yi ''manevi zarara uğratan'' N.E'yi 7 bin lira manevi tazminat ödemekle cezalandırdı.

Dava dilekçesinden

Evlilik birlikteliğine devam eden E.G, dava dilekçesinde, eşi M.G'nin, kendisi de evli olan N.E. ile sık sık internette görüştüğünü, şüphelenip sorması üzerine de ''üniversiteden çok sevdiğim bir arkadaşım'' diye tanıştırdığını kaydetti.

N.E'nin daha sonra kendisiyle arkadaş olduğunu ve evine gelip gittiğini anlatan E.G, ''N.E, 'bu dağ başında ne işin var, sen daha iyi muhitlerde yaşamaya layıksın' diyerek, eşim vasıtasıyla beni ikna edip, kendi dairesinin birkaç bina yanındaki bir daireyi kiralamamızı sağladı. Sonra neredeyse her gün evimize gelmeye başladı'' ifadesini kullandı.

''Tatile dahi gittik''

N.E. ve ailesi ile tatile dahi gittiklerini belirten E.G, dilekçesinde, dostluk ilişkilerinden dolayı böyle bir ilişkiden şüphe etmediğini kaydetti.

Eşi iş yerindeyken, bilgisayara otomatik olarak kaydedilen yazışmaları gördüğünü ve böylece eşi M.G'nin, N.E. ile internetten tanıştığını ve ilişki yaşadığını öğrendiğini ifade eden mağdur kadın, yazışma kayıtları ve itiraflardan, eşinin N.E. ile gayriresmi bir tören yaparak karı-koca hayatı yaşamaya başladığını anladığını ifade etti.

Eşinin sevgilisinden 100 bin lira tazminat talep eden N.G, dilekçesinde, yaşananların tarifi ve tamiri mümkün olmayan acılar yaşamasına neden olduğunu, ekonomik durumu ve çocuklarının küçük olması nedeniyle de eşinden boşanma yolunu seçmediği ifadelerine yer verdi.

AA
#502
BDP'nin "yeni anayasa"ya konulmasını istediği ancak diğer tüm partilerin karşı çıktığı "vicdani ret" konusunda AİHM'nin Türkiye'yi 72 bin Avro tazminata mahkûm ettiği ortaya çıktı.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, "zorunlu askerlik hizmetine" karşı "vicdani ret" hakkını kullanmak isteyenlerin açtığı 5 davanın da Türkiye aleyhine çıktığını bildirdi.

Adalet Bakanı Ergin, BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin AİHM'de vicdani ret hakkı ihlaliyle ilgili Türkiye aleyhine açılan davalar ve bu konuda hükümetin yasal düzenleme yapılıp yapılmadığına ilişkin soru önergesine verdiği yanıtta, AİHM'ye bugüne kadar vicdani ret konusunda 5 dava açıldığını ve bunların tamamının Türkiye aleyhine sonuçlandığını bildirdi. Ergin, bu davalar sonucunda Türkiye'nin toplam 72 bin 275 Avro tazminata mahkûm edildiğini belirtirken, şimdiye kadar 3 davayla ilgili toplam hak ihlaline uğrayanlara 46 bin Avro'luk ödeme yapıldığını, biriyle ilgili ödeme sürecinin devam ettiğini, bir kararın ise henüz kesinleşmediği için ödemenin yapılmadığını açıkladı.

Birtane'nin "Bütün demokratik ülkelerde bir hak olarak tanınan vicdani ret hakkıyla ilgili Türkiye'de düzenleme yapılmasını imkânsız kılan sebepler nedir? Bu hakkın tanınmasıyla ilgili bir düzenleme yapılması düşülüyor mu?" sorusunu yanıtsız bıraktı.

Ergin, "vicdani ret hakkını" kullanarak askerlik yapmak istemeyenlerin sayısıyla ilgili bilgi vermezken, AİHM'ye açılmış başka dava olup olmadığı sorusuna da "Hükümetimiz AİHM'ye yapılan başvurulardan kendisine tebligat yapldıktan sonra haberdar olmaktadır" dedi.

TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda da "vicdani ret" en çok tartışılan öneriler arasında yer aldı. Anayasa taslağında "vicdani ret" düzenlemesine yer veren tek parti olan BDP; "Kimse vicdani kanaatlerine aykırı olarak askerlik hizmetini yerine getirmeye veya silah altına alınmaya zorlanamaz. Vicdani sebeplerle askerlik hizmetini reddedenler için öngörülecek alternatif kamu hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin esaslar kanunla düzenlenir. Kamu hizmetinin süresi her halükârda askerlik süresinden uzun olamaz" şeklinde yeni madde önerirken, AK Parti, CHP ve MHP buna karşı çıktı.

4.Yargı Paketinde "Vicdani Ret" ile ilgili düzenleme de bulunuyor

Uluslararası İnsan Hakları Mahkemesinde sürekli Türkiye'nin başını ağrıtan 'vicdani red' konusuna yeni yargı paketiyle nokta koyulması düşünülüyor. Taslak yasalaşırsa 'vicdani red' talebinde bulunan kişinin yaşantısı, dünya görüşü ve toplum içindeki davranışları belirlenen komisyonca araştırılacak ve komisyonun vereceği karar doğrultusunda talebi kabul veya reddedilecek. Ayrıntılar için TIKLAYINIZ.
#503


Belçika'da başörtülü personelini haksız yere işten çıkartan giyim mağazası mahkemece haksız bulunarak para cezasına çarptırıldı.

Geçtiğimiz şubat ayında müşterilerinin şikâyeti üzerine başörtülü çalışanını işten çıkartan Hema mağazalar zincirinin Genk şubesi Tongeren Mahkemesi tarafından haksız bulundu. Faslı bir gençle tanıştıktan sonra İslam dinini tercih ederek tesettürü tercih eden 21 yaşındaki Belçikalı Joyce Van Op den Bosch'un başörtüsünden dolayı işten kovulması ülkede tartışmaları da beraberinde getirdi. Uzun süre çalıştığı Hema mağazasının Genk şubesine usulsüz işten çıkartıldığı gerekçesiyle dava açan kadın Tongeren Mahkemesi'nce haklı bulundu. Mahkeme, Hema'nın haksız olduğuna hükmederek, mağdura 6 aylık maaşı ceza olarak yaklaşık 10 bin Euro para ödemesine karar verdi.

Tesettüre girmesinin ardından iki ay sonra bazı müşterilerin başörtüsüne tahammül edememesi ve mağaza müdürüne şikâyet etmesi sonrasında mağaza yetkilileri, Joyce Van Op den Bosch'un iş bulma kurumu tarafından yapılan çalışma anlaşmasının iptalini istemişti. İş bulma kurumu Randstad ise Hema mağazasının isteğini yerine getirerek Joyce Van Op den Bosch'un iş anlaşmasını iptal etmişti. Olayın duyulmasının ardından mağazaya tepkiler yağmış ve bazı Belçikalı vatandaşlar başörtüsü takarak yürüyüşler gerçekleştirmişti. Olay sonrası mağdur olan ve işini kaybeden Joyce yaptığı açıklamada işini çok sevdiğini, mağaza görevlileri ile arasının da çok iyi olduğunu ve kendisinin çok sevildiğini belirtmişti. Joyce mağazada ilk çalışmaya başladığında başörtülü olmadığını ve Müslüman olduktan sonra başörtü takmaya karar verdiğini ve bunu da mağaza görevlilerine sorduğunu belirtmişti. Mağaza görevlilerinin başörtü takması konusunda sorun yapmadıklarını hatta ilk başörtüsünü mağaza çalışanlarının hediye ettiğini ifade etmişti. Tepkiler sonrasında Hema mağazası yetkilileri, Joyce'u tekrar işe alabileceklerini ancak depoda çalışabileceğini açıklamış, bu açıklamada tekrar tepkilere neden olmuştu.

'HUKUKİ TEMELDEN YOKSUNDU'

Joyce'un avukatı yaptığı açıklamalarda çok mutlu olduklarını ifade ederken, "Joyce iki ay boyunca hiçbir sorun olmadan Hema'da çalıştı ancak bir anda müşterilerin şikâyeti üzerine işten çıkarılmıştı. Hema'nın keyfi davranışının hiçbir hukuki zemine oturmuyordu." dedi. Irkçılıkla Mücadele Merkezi Genel Başkanı Jozef De Witte de yaptığı değerlendirmede 'Hema olayında açıkça ayrımcılık söz konusuydu. Mahkeme kararını çok yerinde olduğu kanaatindeyiz.' şeklinde konuştu.

Kaynak: CİHAN
http://www.haber7.com/avrupa/haber/972600-basortulu-elemani-cikaran-magaza-cezalandirildi
#504


TBMM Hukuk Hizmetleri Başkanlığı, eski Başbakan Adnan menderes'in idam kararının iptalinin mümkün olmadığı, ancak yargılamanın yenilenmesinin uygun olacağı yönünde görüş bildirdi.

TBMM Hukuk Hizmetleri Başkanlığı tarafından Dilekçe Komisyonu'na gönderilen görüş yazısında, Yüksek Adalet Divanı kararlarıyla ölüm cezasını oybirliği ile tasdik eden Milli Birlik Komitesi kararlarının TBMM tarafından iptal edilmesinin mümkün bulunduğu ifade edildi. Yazıda, Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı ve Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü ile yapılan yazışmalar sonucu temin edilecek belgeler ile dosya içeriğinde yer alan belgelerin ayrıntılı tetkiki neticesinde 5271 sayılı kanunda sayılan nedenlerin bulunması halinde yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesinin uygun olacağını kaydedildi.

TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı Mehmet Daniş, TBMM Hukuk Hizmetleri Başkanlığı'nın görüşünü basın mensuplarına değerlendirdi.

Daniş, 1990 yılında yeniden iadei itibarla ilgili bir yasa çıkarıldığını, bu yasanın genel gerekçesinde ''yargılamanın yenilenmesi'' yolunun kapalı olduğu yönünde bir ibare bulunduğunu vurgulayarak, ancak Hukuk Hizmetleri Başkanlığı'nın, ''yargılanmanın yenilenmesi yoluna gidilebileceğini'', 5271 sayılı yasanın 311. maddesinde sayılan durumlar ortaya çıktığında bunun olabileceğini ifade ettiğini söyledi. Daniş, ''Malumunuz, bu durumun bir tanesi duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bazı belgelerin sahteliği ve gerekçesinin olmaması'' dedi.

O günkü yargılamaların hem o gün,  hem de o günden bugüne akademik ve siyasi anlamda çok tartışıldığını dile getiren Daniş, şöyle devam etti:

''Tabii hakim ilkesine uyulmaması, geriye doğru suç tiplerinin değiştirilmediği, yine davada yargılanması istenilen diğer milletvekillerinin, işte başbakan ve bakanlarla Celal Bayar ile irtibatlarının kurulması için akademisyenlerden alınan görüşler var. Bütün bu olaylar bu yargılamanın ve kararın daha sonra 1990 yılındaki iadeiitibar yasasına rağmen kamuoyu vicdanı rahatlatmadığını yani bir adalet duygusunun tesis edilmediğini bize gösteriyor.''

Hukuk Hizmetleri Başkanlığı'nın da 5271 sayılı yasanın 311. maddesinde sayılan gerekçelerle yargılanmanın yenilenebilmesini öngördüğünü bildiren Daniş, yargılamanın yenilenmesi için de hükmün infaz edilmesinin ve kişinin hayatını yitirmesinin engel olmadığını, bunun belki yeni bir durum ortaya çıkarabileceği için de konuyla ilgili bir çalışma yapılabileceğini ifade ettiğini söyledi. Daniş, şunları kaydetti:

''Hukuk Hizmetleri Başkanlığı'nın 'Milli Birlik Komitesi kararlarının TBMM tarafından iptal edilmesinin mümkün olmadığı' görüşünün kamuoyunun bilgisine sunulması önemlidir diye düşünüyorum. Milli Birlik Komitesi ve Yüksek Adalet Divanı o günkü yargılamayı oluşturuyor. Tabii hakim ilkesi ihlal ediliyor, toplama bir mahkeme kuruluyor. Önce Yargıtay Başkanı'na başkanlık teklif ediliyor, kabul etmiyor. Daha sonra Yargıtay 1. Dairesi Başkanı görevi kabul ediyor. Bunlarla birlikte tabii hakim ilkesinin olmadığı bu yargılamada konuşulanlardan bir tanesi. Daha sonra anayasal düzeni değiştirmekle ilgili zorlama bir durumun olduğu çokça tartışılıyor. Vatan hainliğiyle ilgili çokça tartışılan bir konu var. Dolayısıyla Milli Birlik Komitesi ile Yüksek Adalet Divanı'nın kararlarının bir parlamento kararıyla yok sayılamayacağını, Anayasa'nın 138. maddesinin buna engel olduğunu ifade ediyor Hukuk Hizmetleri Başkanlığı.''

-''Başkanlığın görüşünü değerlendireceğiz''-

Komisyon olarak Hukuk Hizmetleri Başkanlığı'nın görüşünü değerlendireceklerini belirten Daniş, önümüzdeki hafta içerisinde bir Dilekçe Komisyonu Genel Kurulu yapmayı planladıklarını, burada konuyla ilgili komisyonun bir görüş verip vermeyeceğini veya alt komisyon kurulmasının gerekip gerekmeyeceğini tartışacaklarını bildirdi. Daniş, ''Eğer bir görüş verirsek, onu komisyon görüşü olarak oluşturabiliriz. Komisyonumuz bunu gerekli görürse bir alt komisyon kurup konuyu biraz daha derinlemesine araştırabiliriz, çalışabiliriz. Bu konuda biraz daha geniş kapsamlı çalışma yapıp, ondan sonra alt komisyon raporuna göre bir yol izleyebiliriz'' dedi.

Daniş, komisyon olarak bilirkişi görüşüne müracaat etmediklerini, TBMM Hukuk Hizmetleri Başkanlığı'ndan hukuki bir görüş istediklerini ifade ederek, ''Bizim kararımıza dayanak ve gerekçe olabilecek hukuki mahiyette bir görüş bize oluşturmuşlar'' diye konuştu.

Mehmet Daniş, bir gazetecinin, ''Yeniden yargılama için bir yasa mı çıkması gerekiyor?'' sorusuna, ''Şimdi bunları tartışmamız lazım. Yeniden yargılanması talebi, kararı veren mahkemeye yapılabilir. Dolayısıyla o mahkeme var olmadığı için burada tabiki yeni bir yasal düzenlemenin yapılmasına ihtiyaç var'' yanıtını verdi.

Komisyon olarak yasa teklifi veremediklerini ama kararlarında yasal düzenleme yapılması yönünde tavsiyede bulunabildiklerine işaret eden Daniş, ''Zaten komisyon da muhalefet partileriyle beraber oluştuğu için ortak siyasi bir irade de oluşabilir. Onun için çalışma usulü olarak biz kararımızda bunu belirtebiliriz. Zaten alt komisyon kurulduğunda veya bu süreçte bu daha çokça tartışılacaktır, buna da bir zemin olacaktır'' dedi.

-Dersim'e akademik komisyon-

Daniş, Dersim alt komisyonu çalışmalarının devam ettiğini belirterek, Genelkurmay'dan Dersimle ilgili ellerindeki belgeleri istediklerini, Genelkurmay'ın da 14 Haziran 2013'e kadar bu belgelerin gönderiminin tamamlanabileceği yönünde cevap verdiğini bildirdi. Ancak bu tarihi beklemeden Dersim Alt Komisyonu çerçevesinde tarihçilerden oluşan bir akademik bilim kurulu oluşturmayı öngördüklerini söyleyen Daniş, ''Biz Haziran ayını beklemeden, daha öncesinde bu kurulu oluşturulup, gelen belgelerimizi en azından bu akademisyenlere verip, başlamayı düşünüyoruz. Bunun da sanırım nihai şeklini Genel Kurulumuzda önümüzdeki hafta oluştururuz'' şeklinde konuştu.

Kaynak: AA
http://www.haber7.com/ic-politika/haber/972521-menderesin-yeniden-yargilanmasi-gundemde
#505
İLÂN
Adalet Bakanlığı'ndan
 
1) Adlî ve idarî yargıda çalıştırılmak üzere;
a) EK-1/A listede yeri, sayısı, unvanı ve niteliği belirtilen, 6/6/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe giren "Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar" ile bu esaslarda değişiklik yapan 29/3/2009 tarihli ve 27184 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu Kararının 4 üncü maddesine göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesi kapsamında toplam 2.169 sözleşmeli zabıt katibi,
b) EK–1/B listede yeri, sayısı belirtilen ve genel idare hizmetleri sınıfında bulunan 7–12 dereceli kadrolara açıktan atama suretiyle toplam 694 kadrolu zabıt kâtibi,
Adalet komisyonlarınca yapılacak uygulamalı ve sözlü sınav sonucuna göre, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 114/1-a/1 inci bendinde yer alanlara öncelik tanımak kaydıyla alınacaktır.
2) Adalet komisyonlarınca yapılacak uygulamalı sınav ve sözlü sınava, 2012 yılı Kamu Personeli Seçme Sınavlarında (KPSS-2012), lisans mezunları için KPSSP3, önlisans mezunları için KPSSP93, ortaöğretim mezunları için KPSSP94 puan türünden70 ve daha yukarı puan alanlar başvurabilecektir. Başvuruda bulunacakların Adalet Bakanlığı Memur Sınav - Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 5 ve 6 ncı maddelerinde yazılı olan aşağıdaki şartları taşımaları gerekmektedir.

I) Genel Şartlar:
a) Türk vatandaşı olmak,
b) İlk defa atanacaklar için yapılacak sınavın son başvuru günü olan 06/03/2013 tarihinde 657 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak ve merkezî sınav (KPSS-2012) tarihi itibariyle 35 yaşını bitirmemiş olmak,
c) Askerlikle ilgisi bulunmamak veya askerlik çağına gelmemiş olmak, askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş ya da yedek sınıfa geçirilmiş olmak,
d) 657 sayılı Kanunun değişik 48/1-A/5 bendinde sayılan suçlardan mahkûm olmamak,
e) 657 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak,
f) Kamu haklarından mahrum olmamak,
g) Arşiv araştırması sonucu olumlu olmak.

2) Özel Şartlar:
a) Fakülte veya yüksekokulların bilgisayar bölümü, adalet meslek yüksekokulları, meslek yüksekokullarının adalet bölümü, adalet önlisans programı, adalet meslek lisesi veya diğer lise ya da dengi okulların ticaret veya bilgisayar bölümlerinden mezun olmak. (Bu maddede sayılan öğretim kurumlarından mezun olanlardan daktilo veya bilgisayar sertifikası istenmeyecektir.)
b) Yukarıda sayılanlar dışında, en az lise veya dengi okul mezunu olup, en son başvuru tarihi itibariyle Millî Eğitim Bakanlığınca onaylı veya kamu kurum ve kuruluşlarınca düzenlenen kurslar sonucu verilen daktilo ya da bilgisayar sertifikasına sahip olmak. (Örgün eğitim yoluyla verilen bilgisayar ya da daktilografi dersini başarıyla tamamladığını resmi olarak belgeleyenlerden daktilo veya bilgisayar sertifikası istenmeyecektir.)

c) Meslek liselerinde okutulan ve Bakanlıkça tüm komisyonlara gönderilmiş olan daktilografi ders kitabından seçilip yazılı olarak verilen bir metinden daktilo veya bilgisayar ile (ilgilinin tercihine göre F ya da Q klavye kullanılabilecektir) üç dakikada yanlışsız, vuruş hesabı yapılmadan en az doksan kelime yazmak. (Bu şartın varlığı ilgili adalet komisyonlarınca yapılacak uygulama ile tespit edilecek olup, vuruş hesabı yapılmadan üç dakikada yanlışsız olarak en az doksan kelime yazamayan adaylar sözlü sınava alınmayacaklardır.)
Adayların uygulama sınavında yanlışsız olarak en az doksan kelime yazıp yazamadıkları tespit edilirken; verilen metne sadık kalınıp kalınmadığı, yanlış yazılan kelime sayısı ile yazı içerisindeki kelime ve cümle tekrarları nedeniyle metnin anlam bütünlüğünün bozulup bozulmadığı göz önünde bulundurulacaktır.

3) Başvuru yeri ve şekli:
Başvuruların sınavın yapılacağı adalet komisyonu başkanlıklarına veya buralara gönderilmek üzere mahallî Cumhuriyet başsavcılıklarına yapılması gerekmektedir. Mahallî Cumhuriyet başsavcılıklarına yapılan başvurulara ilişkin evrak, masrafı ilgilisinden alınmak suretiyle aynı gün acele posta servisi (APS) ile ilgili adalet komisyonu başkanlığına gönderilecektir. Posta ile veya diğer iletişim araçlarıyla yapılan başvurular kabul edilmeyecektir. (Sınav başvuruları adalet komisyonu bazında yapılacaktır. Ancak, atanmaya hak kazanan adaylar adalet komisyonlarınca Ek–1/A ve Ek–1/B listede gösterilen merkez ya da mülhakat adliyelerinden birinde görevlendirilebileceklerdir.)
Adaylar yalnızca bir adalet komisyonunun yapacağı sınava müracaat edebileceklerdir.
Bu nedenle; birden fazla komisyona başvurulması durumunda başvurular geçersiz sayılacak, bu şekilde sınava girenler kazanmış olsalar dahi atamaları yapılmayacaktır.

Halen sözleşmeli zabıt kâtibi olarak görev yapan adaylar yalnızca kadrolu zabıt kâtipliği sınavına (başvuru şartlarını taşımaları kaydıyla, KPSS-2012 ve diğer şartlar) başvurabileceklerdir.

4) Başvuru tarihi:
Başvurular 25 Şubat 2013 Pazartesi günü başlayıp, 6 Mart 2013 Çarşamba günü mesai saati bitiminde sona erecektir.

5) Sınav yeri:
İlgili adalet komisyonları olup, sınav giriş belgeleri adalet komisyonu başkanlıklarından alınacaktır.

6) Uygulama sınav tarihi ve saati:
23 Mart 2013 Cumartesi günü saat 09:00'da, adayların daktilo veya bilgisayar ile vuruş hesabı yapılmadan üç dakikada yanlışsız olarak en az doksan kelime yazıp yazamadıklarının tespiti için uygulama sınavı yapılacaktır. Belirtilen günde uygulama sınavının bitirilememesi halinde takip eden günlerde sınava devam edilecektir.

7) Sözlü sınav tarihi ve saati:
30 Mart 2013 Cumartesi günü saat 09:00'da, Yönetmeliğin 14 üncü maddesine göre adaylar sözlü sınava alınacaklardır. Belirtilen günde sözlü sınavın bitirilememesi halinde takip eden günlerde sınava devam edilecektir.

8) Başvuru için gerekli belgeler:

a) Başvuru formu (Adalet komisyonları ve Bakanlığın internet sitesinden (EK–2) temin edilecektir),
b) Öğrenim belgesi (aslı veya komisyon başkanlığınca ya da ilgili öğretim kurumunca onaylı örneği),
c) KPSS-2012 sınav sonuç belgesi (aslı veya bilgisayar çıktısı ya da komisyon başkanlığınca onaylı örneği),
d) Bilgisayar veya daktilografi dersini başarıyla tamamladığını gösteren sertifika ya da yukarıda belirtilen okullardan mezun olduğuna dair belge,
e) Adayların eşlerinin iş durumlarına ilişkin dilekçe şeklinde beyan,
f) Sözlü sınava katılmaya hak kazananlar ayrıca, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğinin 12 nci maddesine uygun olarak doldurulacak Arşiv Araştırması Formunu ibraz etmek zorundadırlar (Adalet komisyonlarından temin edilecektir).
9) Atama yapılacak yerlere ilişkin sayıları gösteren EK–1/A ve EK–1/B listeler aşağıda gösterilmiştir.

Duyurulur.

NOT:
1) Sözleşmeli zabıt kâtibi sayıları, sınav izni verilen yerlerin ihtiyaçları dikkate alınarak belirlenmiştir. Bu pozisyonlara müracaat ederek istihdam edilmeye hak kazananların, sınava başvuru tarihinden önceki mazeretlerine dayalı olarak naklen atamaları yapılmayacaktır.
Ayrıca, "Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar" hakkındaki 6/6/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre, bu pozisyonlarda istihdam edilenlerin naklen atanmaları özel şartlara bağlanmış olduğundan, ilgililerin ileride mağduriyete uğramamaları açısından (eş, öğrenim, sağlık vb. gibi hususları dikkate alarak) durumlarına en uygun olan adalet komisyonunda sınava girmeleri önem arz etmektedir.
2) Bölge adliye mahkemeleri için alınacak personel, bu mahkemeler faaliyete geçinceye kadar Bakanlıkça belirlenecek adliyeler emrinde görev yapacaktır.

http://www.erzincan.adalet.gov.tr/haber_2013_1.htm
#506


Adalet Bakanlığı müfettişleri, İstanbul Adliyesi'nde bazı bilirkişilerin hak edişlerinin neredeyse 3 katı dosya aldıkları ve binlerce lirayı cebe indirdiklerini belirledi. Sırada diğer adliyeler var.

Nazif Karaman'ın haberi

Adalet Bakanlığı İstanbul Adliyesi'nde bazı bilirkişilerin hak edişlerinin çok üzerinde dosya alarak haksız kazanç sağladıklarına yönelik ihbarlar üzerine soruşturma başlattı. İki Adalet Bakanlığı müfettişi tarafından yürütülen soruşturmada çerçevesinde İstanbul Adalet Komisyonu Başkanlığı'nda yapılan inceleme sonucu korkunç bir tablo ortaya çıktı. Komisyon bünyesinde görevli 10 uzman personelin 4 ay süren incelemeleri sonucu bazı bilirkişilerin hak edişlerinin neredeyse 3 katı dosya aldıkları mahkemelerce bu kişilerin adeta kayırıldıkları belirlendi. Bilirkişilere yönelik haksız hak edişin faturasının 20 milyon TL olarak belirlendi.

Soruşturma sonucunda hazırlanan raporda bilirkişilik işinin maddi vurgun basamağı haline dönüştürüldüğü belirtildi. Yapılan tespitlerde bilirkişilerden K. A. A.'nın bin 827 dosya karşılığı toplam 304 bin TL, İ.D.'nin bin 255 dosya karşılığı 482 bin TL, Z. Y.'nin bin 235 TL karşılığı toplam 590 bin TL, M. T. Ö.'nün bin 85 dosya karşılığı 380 bin TL ödeme aldığı tespit edildi. Bilirkişi listesinde adı bile bulunmayan A. D. isimli kişiye bile 150 dosya verildiği ve 40 bin TL ödeme yapıldığı belirlendi. Yapılan araştırmada mahkemelerden hak edişlerinin çok üzerinde dosya alan bilirkişilerin bu işi sektör haline getirdikleri taşeron olarak tabir edilen bilirkişilere dosyayı inceletip altına imza attıkları belirlendi.

MAHKEMELER MERCEK ALTINDA

Müfettişler bilirkişilerin kim ve kimler kanalı ile hangi yöntemleri kullanarak fazla dosya aldıklarını araştırıyor. Özellikle Ticaret Mahkemeleri'nde yoğunlaşan şüpheler üzerinde titiz bir inceleme sürdürülüyor. Şimdilik sadece İstanbul Adalet Sarayı bünyesindeki bilirkişiler çerçevesinde yapılan incelemenin önümüzdeki günlerde İstanbul'daki diğer adliyeleri de kapsayacak şekilde genişletileceği belirtiliyor.

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2013/01/01/20-milyon-liralik-bilirkisi-vurgunu
#507
Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesinde hırsızlık olaylarının artması ve avukatların da mağdurlar arasında bulunması üzerine İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı yazıda, gerekli tedbirlerin acilen alınmasını istedi.

Başkan Kocasakal'ın Başsavcılığa yazdığı 27 Aralık 2012 tarih ve 80566 AHM sayılı yazı şöyle:

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına,
Çağlayan/İstanbul

İstanbul Barosuna bağlı avukatlar tarafından Baromuz Başkanlığına yapılan başvurularda Çağlayan/İstanbul Adliyesinde gerçekleşen hırsızlık olayları nedeniyle şikâyetler dile getirilmektedir. Yapılan araştırmalar neticesinde her gün yaklaşık 3 ya da 4 meslektaşımızın cüzdan, Kredi kartı, cep telefonu vb. eşyasının çalındığı ve Adliye Polisine şikâyetçi olunduğu tespit edilmiştir.

Avukatların mesleklerini icra ettiği ve mesailerinin büyük bir kısmını harcadığı Çağlayan Adliyesinde hırsızlık olayları nedeniyle her gün yaşanmakta olan bu mağduriyetin giderilmesi için gerekli tedbirlerin acilen alınmasını rica ederim.

Saygılarımla.

Av. Doç. Dr. Ümit KOCASAKAL
İstanbul Barosu Başkanı
http://www.istanbulbarosu.org.tr/Detail.asp?CatID=1&SubCatID=1&ID=7623
#508



ŞANLIURFA'da, bir cinayet duruşması sonrası Adliye bahçesinde başlayan tartışma, silahlı kavgaya dönüştü. Olayda, 1'i avukat olmak üzere 2 kişi yaralandı, 1 kişi de hayatını kaybetti.

Olay, saat 17.00 sıralarında Paşabağı Mahallesi'nde bulunan Şanlıurfa Adliyesi'nin bahçesinde meydana geldi. Geçen yıl Suruç İlçesi'nde işlenen bir cinayetle ilgili duruşmanın çıkışında, davanın tarafları olan Ateş ile Kaya ailelerinin fertleri arasında tartışma çıktı. Adliye içinde başlayan ve bahçesinde de devam eden tartışma kısa sürede silahlı kavgaya dönüştü. Taraflar birbirine tabancayla ateş etti. Paniğe yol açan ve polisin biber gazlı müdahalesi ile sonlanan silahlı kavgada, Mustafa Ateş, Bakır Ateş ile avukat olduğu öğrenilen Mehmet Kaya kurşunlara hedef olarak yaralandı. Yaralılar olay yerine çağrılan ambulanslarla kentteki çeşitli hastanelere götürüldü. Tedavisine başlanan yaralılardan avukat Mehmet Kaya'nın hayati tehlikesinin bulunduğu bildirildi. Adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemi alan polis, olay yerinde yaptığı araştırma sonunda bulduğu çok sayıda boş kovana incelemek üzere el koydu.

Yaşananların ardından polis yeni bir kavga yaşanmaması için yaralıların tedavisinin sürdüğü hastaneler ile Ateş ve Kaya ailesi mensuplarının yaşadığı semtlerde güvenlik önlemi aldı.

YARALI AVUKATIN KAPISINDA YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINDI

Şanlıurfa Adliyesi önünde akşam yaşanan silahlı kavganın ardından yaralıların kaldırıldığı hastanede yoğun güvenlik önlemleri alındı. Avukat olduğu öğrenilen yaralılardan Mehmet Kaya'nın kaldırıldığı Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde polis yoğun güvenlik önlemleri alırken, hastaneye giriş çıkışlarda kimlik kontrolü yaptı.
Şanlıurfa Adliyesi önünde bir dava sonrasında Kaya ve Ateş aileleri arasında çıkan tartışma ardından silahlı kavgaya dönüştü. Kavgada Avukat Mehmet Kaya ile ismi öğrenilemeyen bir vatandaş daha ağır yaralandı. Ambulanslar ile hastaneye kaldırılan yaralılara ilk müdahale yapılırken Emniyet, hastane girişinde yoğun güvenlik önlemi aldı. Hastaneye gelen her vatandaşın kimlik kontrolünü yapan polisler durumundan şüphelendiği kişilere de üst araması yaptı.
Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ameliyata alınan Avukat Mehmet Kaya'nın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenilirken Diyarbakır Barosu Avukat Kaya'nın kendi barolarına kayıtlı olduğunu doğruladı.

ŞANLIURFA BARO BAŞKANI ALİ FUAD BUCAK'TAN AÇIKLAMA
Şanlıurfa Baro Başkanı Ali Fuad Bucak konuyla ilgili telefonla açıklamada bulundu. Bucak, bir avukatın böyle bir olay yaşamasının üzücü olduğunu söyledi. Şanlıurfa Baro Başkanı Bucak, "Şehir dışında olduğum için avukat arkadaşımızı ziyaret edemedim. Ancak Şanlıurfa'ya gelir gelmez Mehmet Bey'i ziyaret edeceğim. Arkadaşımızın savunma yaparken silahla vurulması gerçekten bizi üzdü. Avukat Mehmet Kaya'ya geçmiş olsun dileklerinde bulunuyorum" diye konuştu.
Öte yandan olay sırasında adliyede görevli bir polis memurunun, olay sırasında havaya ateş ederek durumu kontrol altına aldığı ve bir eliyle yaralıya müdahale ederken bir eliyle de ambulansa haber verdiği öğrenildi.

YARALANANLARDAN BİRİ ÖLDÜ

Şanlıurfa Adliyesi önünde geçtiğimiz günlerde çıkan silahlı kavgada ağır yaralanan şahıslardan biri hayatını kaybetti.
Şanlıurfa adliyesi önünde 2 gün önce mahkeme çıkışı husumetli aileler arasında silahlı kavga çıkmıştı. Kavgada biri avukat olmak üzere iki kişi yaralanmış ve Şanlıurfa'da çeşitli hastanelerde tedavi altına alınmıştı. Kavgada yaralanan 17 yaşındaki genç, 2 gündür tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

DHA-İHA
http://www.zaman.com.tr/gundem/sanliurfada-silahli-kavga-1i-avukat-3-kisi-yaralandi/2033908.html
#509
Kılıçdaroğlu'nun tazminatı öğrencilere sucuk oldu



CİHAN

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan kazandığı tazminatla bu kez Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde bin öğrenciye sucuk dağıttı.

Geçtiğimiz günlerde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde düzenlenen bir söyleşide öğrencilerle deneyimlerini paylaşan Başkan Özhaseki, öğrencilerden gelen sucuk talebini geri çevirmedi. Öğrencilere verdiği sözü tutan Başkan Özhaseki, fakültede eğitim alan bin öğrenciye sucuk dağıttı.

Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan stanttan sucuk alan öğrenciler, Başkan Özhaseki'nin kendilere verdiği sözü yerine getirdiğine dikkat çekerek teşekkürlerini iletti. Başkan Özhaseki'nin Kayseri'ye çok güzel hizmetler yaptığını belirten öğrenciler, Kılıçdaroğlu'ndan kazanılan tazminatla alınan sucuklardan kendilerine de dağıtılmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Yurt dışından gelen bazı öğrenciler ise Başkan Özhaseki sayesinde ilk kez sucuk yiyeceklerini kaydetti.

http://www.zaman.com.tr/gundem/kilicdaroglunun-tazminati-ogrencilere-sucuk-oldu/2032500.html



Kayseri Belediye Başkanı Kılıçdaroğlu'ndan kazandığı tazminatlarla sucuk dağıttı



Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve 2 CHP milletvekiline açtığı 13 tazminat davasından kazandığı 80 bin TL'nin ilk peşinatıyla Kayserililere 3.5 ton sucuk dağıttı.

Birer kiloluk paketlerin üzerinde, neden sucuk dağıtıldığını anlatan etiketler yapıştırıldı.

Büyükşehir Belediye başkanı Mehmet Özhaseki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kayseri milletvekili Sevki Kulkuloğlu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'tan kazandığı 80 bin TL'nin ilk taksidi 20 bin TL ile 15 aşevinden ekmek alan 2 bin ve yemek alan bin 500 olmak üzere toplam 3 bin 500 aileye paketlenmiş birer kilo sucuk dağıttı. Kocasinan ilçesi Yenişehir Mahallesi'nde bulunan Sami Boydak Aşevi önünde, bir kamyon dolusu sucuk paketi önünde konuşan Büyükşehir Belediye başkanı Mehmet Özhaseki şunları söyledi:

"Hatırlanacağı üzere bundan 2 yıl önce bütçe görüşmelerinde ana muhalefet partisi genel başkanı hiç ummadığımız bir şekilde Kayseri'den söz ederek, olayı tersinden çarpıttı. Buna karşı biz de belgeler yayınlamamıza rağmen suçlamalarını sürdürdü. Kılıçdaroğlu'na tongaya bastığını ve kendisine kılavuzluk edenlerin yalan söylediğini defalarca anlatmamıza karşılık, Kemal bey suçlamaları sürdürerek yanıltıldı. Seçim meydanlarında, siyasi konuşmalarda, çıktığı tv programlarında Kayseri'nin adını vererek, haksızca bizleri suçladı. 2 katlı binaları 10 katlı yapıp, belediyemizle ilgili olarak akla hayale gelmeyen sözleri söylediler. Bunun üzerine dosyalar yeniden açıldı. Savcılar 9- 10 ay boyunca incelemelerini sürdürüp, 'yolsuzluk, arsızlık ve hukuksuzluk yok' kararı verdiler. İddia edilen olayların aslı esasının olmadığı ortaya çıktı. Hukuk yoluyla CHP'den, CHP genel başkanından, milletvekilleri Şevki Kulkuloğlu ve Atilla Kart aleyhine açtığımız tazminat davalarını kazandık. 80 bin TL tutarındaki tazminatın ilk taksidi olan 20 bin TL'yi peşin olarak aldık. 3.5 ton sucuğun bir bölümünü peşin, kalanını veresiye alıp, Kayseri halkına sucuk yediriyoruz. Keyifliyiz. Umarım CHP'liler bir daha böyle iftira etmezler. Bu onlara bir ders olur."'

SUCUK PAKETLERİNİN ÜZERİNE DE YAZDIRDI

3 bin 500 aileye dağıtılan, 'Afiyet olsun. Mehmet Özhaseki. Büyükşehir Belediye Başkanı' yazılı 1'er kiloluk sucuk paketlerinin üzerindeki Büyükşehir Belediyesi amblemli etikette şunlar yer aldı:

"Değerli hemşehrilerim, sizlerin de hatırlayacağı gibi bir müddet önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Belediyemiz ve şahsım hakkında bir takım iftiralarda bulunmuştu. Aradan geçen zaman zarfında hukuki süreç tamamlandı. Kemal Kılıçdaroğlu'nun bütün söylediklerinin yalan ve iftira olduğu kesinleşti. Bu yalan ve iftiralara karşı açmış olduğumuz bir çok maddi ve manevi tazminat davalarını kazanıyoruz. Aldığımız paralarla binlerce sucuk paketi yaptırıp sizlerle paylaşıyoruz. Umarımız bu onlara ders olur. Bir daha kimseye iftira etmezler."

Sucuk yüklü kamyon, Sami Boydak Aşevinden sonra diğer aşevlerine giderek, yardıma muhtaç ailelere verilmek üzere sucuk paketlerini indirdi.

http://www.haber7.com/ic-politika/haber/962645-kilicdaroglundan-35-tonluk-sucuk-partisi



Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na sucuk teşekkürü



TBMM Genel Kurulu'nda 2013 Yılı Bütçesi görüşmelerinde konuşan Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Klılçdaroğu'na Kayseri'de 3 bin 500 aileye dağıtılan sucukla vurdu.

Başbakan Erdoğan, ''Bugün Kayseri'de başkanımız tarafından son derece anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. Kayseri'de 3 bin 500 aileye sucuğu ücretsiz olarak dağıttı. Yani yoksul ailelere  toplamda 3 buçuk ton dağıtılmış oldu. Zira dağıtılan 3 buçuk ton sucuk için Kılıçdaroğlu'na şükranlarımı arz ediyorum. Sadece ona değil, ona Kayseri'yle ilgili yalan yanlış bilgileri veren arkadaşlara şükranlarımı sunuyorum. Bu sucuklar devlet tarafından değil Kılıçdaroğlu'nun iftiraları sayesinde bizzat onun tazminatıyla finanse edilmiş oldu. O zaman yolsuzluk ithamında bulundu. 15 dakika sonra gittik kendisine bunun yalan olduğunu söyledik. Bizi dinlemedi. Ama noldu 75 bin TL tazminatı büyükşehir başkanımıza ödedi. Hem de kuzu kuzu ödedi. Yolsuzluk çirkindir, kul hakkıdır ve haramdır. Ancak yolsuzluk ne kadar çirkinse belgesiz şekilde konuşmak da o kadar çirkin, haksız ve insanlık dışıdır'' dedi.

http://www.haber7.com/siyaset/haber/963005-erdogandan-kilicdarogluna-sucuk-tesekkuru
#510


METİN ÇOLAK - İSTANBUL

İnternet ortamında yapılan hakarete ilişkin davada örnek bir karar çıktı. Twitter üzerinden Nilay Dorsa'ya hakaret eden Sercan Dinçşahin, duruşmaya katılmayınca  İstanbul 18. Sulh Ceza Mahkemesi yakalama kararı verdi. Sanığın 9 aydan 4 yıla kadar hapsi isteniyor.

İnternet ortamında yapılan hakaretlere ilişkin görülen davalardan birinde örnek bir karar çıktı. İstanbul 18. Sulh Ceza Mahkemesi, Twitter üzerinden hakaret davasında, duruşmaya gelmeyen sanık hakkında yakalama kararı aldı. Manken Nilay Dorsa'ya Twitter üzerinden hakaret ve tehdit içerikli yorumlar yazdığı iddia edilen Sercan Dinçşahin için duruşmaya katılmayınca yakalama kararı çıkarıldı. Karara göre ve hakkında 9 aydan 4 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Dinçşahin savunmasını yapmasının ardından serbest bırakılacak. Manken Nilay Dorsa, geçtiğimiz nisan ayında savcılığa başvurarak sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden kendisine hakaret eden Sercan Dinçşahin hakkında şikâyet dilekçesi vermişti.

Şikâyet üzerine başlatılan soruşturmanın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca iddianame hazırlandı. İddianameye göre şüpheli Dinçşahin, Nilay Dorsa'ya Twitter üzerinden, 'Sen her yüzüne güleni, dostun sanma ama beni has düşmanın bil bundan böyle.' ve 'Ben seni mahkemeye vereceğim. Dua et ki karşıma bu yakınlarda çıkma p....' şeklinde tehdit ve hakaret içerikli yorumlar yazdı. Dorsa'nın eski bir arkadaşı olan şüpheli, ilk ifadesinde tehdit ve hakaret içerikli mesajların kendisi tarafından bir anlık öfkeyle yazıldığını söyledi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da, Dinçşahin hakkında 9 aydan 4 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı.

Dün İstanbul 18. Sulh Ceza Mahkemesi'nde ilk duruşma yapıldı. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'ndaki duruşmada, Nilay Dorsa ve avukatı hazır bulunurken, sanık gelmedi. Mahkeme hâkimi, manken Nilay Dorsa'ya, sanık Dinçşahin'den şikâyetçi olup olmadığını sordu. Şikâyetinin devam ettiğini dile getiren Dorsa, "Ben sanığı tanımam. Beni Twitter üzerinden tehdit etmiş ve bana hakaret etmiştir. Sanığın cezalandırılmasını istiyorum." dedi. Dorsa'nın avukatı Ömer Turanlı ise sanık hakkında yakalama kararı çıkarılmasını istedi. Mahkeme bu talebi yerinde gördü. Sanığın açık adresi tespit edilemediği için savunmasının alınması amacıyla yakalama kararı çıkarıldı. Mahkeme, Dinçşahin'in savunması alındıktan sonra serbest bırakılmasına da hükmetti.

http://www.zaman.com.tr/magazin/twitterda-hakarete-yakalama-karari/2033933.html
#511


Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Fatih İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen "Anadilde Eğitim ve Savunma Hakkı ile Yerel Yönetimler Yasası" konferansına katılan İstanbul Barosu Başkanı Avukat Doç. Dr. Ümit Kocasakal, "Türkiye bugün işgal altındadır'' dedi.

MHP Fatih İlçe Başkanlığı, Zübeyde Hanım Kültür Merkezinde "Anadilde Eğitim ve Savunma Hakkı ile Yerel Yönetimler Yasası'' adlı bir konferans düzenledi. Konferansa konuşmacı olarak katılan İstanbul Barosu Başkanı Avukat Doç. Dr. Ümit Kocasakal, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Konferansa davet edilmekle bir takım tabuların da yıkıldığını söyleyen Kocasakal, hiçbir yerin kendisi için 'karşı tarafın mahallesi' olmadığını, duruşlarının belli olduğunu söyledi. Baro başkanlığına yüzde 60 oyla seçildiğini ifade eden Kocasakal, "Bu aldığımız oy, bizim grubumuzun oyu değil sadece. Komünistler ama hormonluları değil, organikleri. Bu ülkenin komünistleri, sosyalistleri, ülkücüleri bize oy verdiler. Biz bir milli mutabakatı orada gerçekleştirdik. İşte şimdi Anadilde Eğitim ve Savunma Hakkı ile Yerel Yönetimler Yasası, bunlara yenileri de katılabilir, yeni anayasa gibi. Biz bunlara tekil olarak yaklaşırsak bir sonuca ulaşamayız. Yani toplumu kandırdıkları nokta budur" diye konuştu.

"TÜRKİYE BUGÜN İŞGAL ALTINDADIR"
Türkiye'nin Birinci Dünya Savaşı'ndaki gibi işgal edildiğini, bunun eskisi gibi silahla değil, zihinlerin işgaliyle olduğunu savunan Kocasakal, "Ülkenin genleriyle, değerleriyle oynanıyor. Toplumsal benliğine format atılıyor. Ve o şekilde tek bir mermi atılmadan o ülke işgal ediliyor ve bu demokratik değerlerle, insan hakları, özgürlük gibi o güzelim değerlerle içi boşaltılarak yapılıyor. Benim bugünkü saptamama göre Türkiye işgal altındadır. Bu yapılırken bir algı mühendisliği, psikolojik-zihinsel operasyon, bir gen mühendisliği ile yapmışlar, yapmaya devam ediyorlar" diye konuştu.

"Yüz yıllık bir hesaplaşmayı yaşıyoruz, bunu herkes bilsin" diyen Kacasakal, "1923'ten beri bu planlar yapılmıştı. Türkiye şu an bir kırılma noktasındadır. Birinci kırılma noktası 10 Kasım 1938 saat 09.06 geçe; ikincisi Türkiye'nin NATO'ya girmesi, üçüncüsü 12 Eylül 1980" ifadelerini kullandı.

"SAHTE ATATÜRKÇÜLERDEN KURTULACAĞIZ"
Birilerinin bugüne kadar din ile toplumu kandırdığını ileri süren Kocasakal, "Ama en az bunun kadar vahim olan, birileri de Atatürk ile aldattı, aldatmaya devam ediyor. Ama önce bu sahte Atatürkçülerden kurtulacağız. Vahdettin nasıl gittiyse, bunlar da öyle gidecek. Teknoloji gelişiyor. Ama bunlar helikopter ya da uçakla gidecekler. İşte bu anadilde savunma ve eğitim de bu 90 yıllık emperyalist planların bir ürünü" diye konuştu.

Kaynak: İHA
http://www.haber7.com/guncel/haber/970871-kocasakal-turkiye-bugun-isgal-altindadir
#512


İSA YAZAR - ANKARA

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) 20 ilde başlattığı 'avuç içi okuma' uygulaması büyük bir skandalı ortaya çıkardı. Uygulama sayesinde terör örgütü militanlarının, bazı özel hastanelerde yakınlarına ait TC kimlik numarası ile sağlık hizmeti aldığı tespit edildi. 45 terörist, başkasının adıyla işlem yaptırırken yakalandı. Yetkililer, PKK-eczane-doktor üçgenindeki usulsüzlükleri de mercek altına aldı.

PKK militanlarının, başkasına ait TC kimlik numarasıyla bazı özel hastanelerde sağlık hizmeti aldığı tespit edildi. Skandal, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK), başlattığı avuç içi okuma uygulaması sonrasında gün yüzüne çıktı. Pilot uygulamaya geçilen 20 ilde yapılan incelemelerde  45 terör  örgütü üyesi, sahte kimlikle sağlık hizmeti almak isterken yakalandı. Konuyla ilgili bilgi veren SGK yetkilileri, bazı özel hastanelerde teröristlerin sahte isimle hizmet aldıklarını belirterek  "Bu tarz suistimalleri önlemek için gerekli adımları atıyoruz. Artık kişinin kimlik numarası ile avuç içi damar izi eşleştirilecek. Her vatandaş, hastanede avuç içini tarattıktan sonra işlemlerini gerçekleştirebilecek." açıklamasını yaptı.

Bu skandalın yanı sıra terör örgütü-doktor-eczane üçgenindeki usulsüzlükleri üzerinde de duruluyor. Bu kapsamda Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki 12 şehirde doktor, özel sağlık kuruluşu ve eczane işbirliğiyle aynı hastalara sürekli aynı ilaçların yazıldığı belirlendi. İnceleme sonucunda 2 bin 356 eczane takibe alındı. 4 hastane de kara listeye konuldu. İlaçların devlete fatura edilip terör örgütü PKK kamplarına gönderildiği ifade ediliyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başkalarının TC kimlik numaralarıyla hizmet alınmasını engellemek için avuç içi damar okuma sistemine geçmişti. Yılbaşında Konya'da pilot olarak başlayıp 15 Eylül'den itibaren 20 ilde uygulamaya konan Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi ile hastaneye gelen her kişinin avuç içi bilgileri sisteme kaydediliyor. Bilgiler, TC kimlik numarasıyla eşleştiriliyor. Uymaması durumunda ilgili kişilere hizmet verilmiyor. Doğu bölgelerinde bu konuda örnekler yaşandı. Hastaneye başvuran bazı kişilerin TC kimlik numaraları ile avuç içi bilgilerinin örtüşmediği görüldü. Güvenlik kuruluşlarının da bu yönde çok sayıda tespiti oldu. 

SGK'dan alınan bilgilere göre, sağlık karnelerinin kaldırılarak TC kimlik numarasıyla hizmet alınabilmesi, bu alanı suistimale açık hale getirdi. Numara üzerinden hastaneye hiç uğramayan kişi üzerine fatura çıkarılabildiği görüldü. Suistimallerin çok sık yaşanması üzerine SGK Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi'ne geçti. Üniversite hastaneleri ile özel hastanelerde zorunlu olarak kurulacak sistem, 1 Nisan'dan itibaren tüm Türkiye'de yaygınlaşacak.

2 bin 356 eczane takibe alındı

PKK'nın sağlık sistemi üzerindeki bir başka oyunu da doktor-eczane-ilaç yolsuzluğuna ilişkin. Doğu ve Güneydoğu'daki 12 şehirde doktor, özel sağlık kuruluşu ve eczane işbirliğiyle aynı hastalara sürekli aynı ilaçların yazıldığı tespit edildi. İlaçların devlete fatura edilip terör örgütü PKK kamplarına gönderildiği üzerinde duruluyor. Sağlık ekipleri ilgili kişileri hastaneye çağırıp 'Bu ilaçları siz mi kullandınız' diye soracak. İnceleme kapsamında 2 bin 356 eczane takibe alındı. Hastane, eczane ve doktor işlemlerinin anlık izlendiği MEDULA sistemi üzerinden riskli işlemler tek tek not edildi. Ayrıca Hakkari, Ağrı, Batman, Bitlis, Mardin, Muş, Siirt, Iğdır, Artvin, Kars, Tunceli, Şırnak illerinde 4'ü hastane olmak üzere riskli işlemlere dönük takibat başlatıldı. Bu illerde abartılı hastane ve eczane faturalarıyla reçeteler sağlık komisyonuna soruldu. 

İncelemelerde tespit edilen bazı örnekler ise şöyle: "Şanlıurfa'daki bir tıp merkezinde H.A. isimli sigortalıya, sistit, rinit gibi tanılarla antibiyotik çoğunlukta olmak üzere normal bir vatandaşa yazılması gerekenin üzerinde değişik ilaçlar yazıldı. Mardin'de Ş.A. isimli hastaya amoklavin BID 1000Mg 10 Film tab ve aynı eşdeğer gruptaki antibiyotikler sürekli akut Faranjit gibi tanılarla reçete edildi. H.B. isimli sigortalıya Hatay'da herhangi bir muafiyet raporu olmamasına karşın, astım, kronik ağrı gibi tanılarla değişik ilaçlar ve kırmızı reçete ilaçları verildi."
Avuç içi ile TC kimlik numarası karşılaştırılıyor

SGK, başkalarının TC kimlik numaralarıyla hizmet alınmasını engellemek için avuç içi damar okuma sistemine geçti. 20 ilde uygulamaya konulan Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi ile hastaların avuç içi bilgileri sisteme kaydediliyor. Ardından bu bilgiler TC kimlik numarasıyla eşleştiriliyor. Bilgileri örtüşmeyen hastalar, hizmet alamıyor.

http://www.zaman.com.tr/gundem/avuc-ici-okuma-sistemi-pkknin-oyununu-bozdu/2033460.html
#513
4. yargı paketiyle savunma ve iddia makamı arasında silahları eşitleyen düzenlemeler getireceklerini belirten Adalet Bakanı Ergin, savcının mütalaasının ardından hâkimin "savunma"yı dinlemeden dava açmayacağını, hâkim ve savcının 30 günde bir tutukluyu dinleyip tutukluluğun devamını görüşeceğini anlattı.

'Savunma' ve 'iddia'nın silahlarını eşitliyoruz

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, NTV'de 4. yargı paketine ilişkin soruları yanıtladı. Ergin'in açıklamaları özetle şöyle: 

AİHM kararlarındaki ihlalleri masaya yatırdık. 4. pakette bunları gidermeye çalışıyoruz. İşkencede zamanaşımı olmayacak. Yargıda silahların eşitliği vardır; kovuşturma soruşturma aşamasında savcı mütalaa veriyor, savunmaya bildirilmeden hâkim karar veriyor. Silahların eşitliğini sağlıyoruz. Savunma diyeceklerini söyleyecek, ona göre hâkim karar verecek.  30 gün de bir savcı veya hâkim dosyayı gözden geçirip tutukluluk gerekli mi değil mi karar altına almak zorunda. Hâkim dosya üzerinde karar alıyordu. Bu karar verilmeden önce tutuklu ve vekille yüz yüze görüşecek. Soruşturmayı iyi yapmadınız diye ihlal kararı veriliyor. Böyle bir karar verildiğinde soruşturma yeniden açılamıyordu, şimdi yeniden açılacak.

Ensest kamu davası olacak

Küçüklerin cinsel istismarında çalışmayı genişletiyoruz. Koruyucu aile yanında istismarı nitelikli suç haline getireceğiz. Cinsel istismar ve saldırıda mağdurun beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin rapor aranmayacak. Özellikle evlenme yasağı bulunan kişiler arasında bu suç oluştuysa, (ensest), 15-18 yaş arası vakalarda takibi şikâyete bağlıydı. Kamu davası haline getiriyoruz.  (Öcalan'a eş görüşmesi olur mu?) Metin şöyle; evli olan iyi halli hükümlü tutuklular istifade edecek. Bu kurala uyan istifade eder, uymayan etmez.  (Uludere) Diyarbakır Başsavcılığı delilleri toplama aşamasında. Detay ve teknik bilgileri topluyor. Sonra aktörlerle ilgili ifadelere başvurulacak.  (Özal'ın zehirlendiği iddiası) Soruşturma sadece otopsi raporuna dayalı açılmadı. Mezarın açılmasından önce de farklı kanıtlar birtakım ihbarlar bu soruşturmanın bir parçasıdır. Savcılığın elinde güçlü deliller varsa dava açar yoksa takipsizlikle bitirir.

http://www.haberturk.com/gundem/haber/806492-yargida-iki-yenilik
#514


Kemal ATLAN / ESKİŞEHİR,(DHA)
ESKİŞEHİR'de 5 yıl önce, ailesinin evlenmelerine izin vermediği şu anki eşi Adnan Demir'den hamile kalıp, 2'nci kattaki evin tuvaletinde dünyaya getirdiği kız bebeğini havalandırma boşluğuna atarak yaralanmasına neden olan 29 yaşındaki Güler.D, tutuksuz yargılandığı davada 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

3 Mayıs 2007 tarihinde meydana gelen olayda Güler D., ailesinin evlenmelerine izin vermediği Adnan D. ile ilişkiye girip hamile kaldı. Hamileliğini ailesinden gizleyen Güler D. anne ve babasıyla birlikte oturduğu evin tuvaletinde doğum yaparak dünyaya getirdiği kız bebeği tuvaletin penceresinden attı. İkinci kattan havalandırma boşluğuna atılması sonucu yaralanan bebeğin ağlama sesini duyan komşuları polise bildirdi.

İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve 112 sağlık ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri alt kattaki evin duvarını balyozla kırıp havalandırma boşluğundaki bebeğin yanına ulaştı. Bebek ve yeni doğum yapan anne hastaneye kaldırıldı. Anne Güler çıkarıldığı mahkemece tutuklandı ve daha sonra yapılan duruşmalarda tahliye edildi. Güler D. cezaevinden çıktıktan sonra havalandırma boşluğuna attığı bebeğinin babası Adnan D. ile evlendi ve bebeğe de 'Demeter Kibele' adını verdi. D. çiftinin daha sonra bir kız çocukları daha dünyaya geldi.

'OLAYIN ŞOKU İLE NE YAPTIĞIMI BİLMEDİM'

Eskişehir 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde tutuksuz yargılanan Güler D., bugünkü duruşmada gözyaşı dökerek şöyle savunma yaptı:

"Mutlu bir yuvam var. Ben olayın şoku ile ne yaptığımı bilmiyordum. Hamile olduğumu ailemden saklıyordum ve tuvalette doğum yaptım. O panik anında ne yaptığımı hatırlamıyorum. Amacım bebeğimi öldürmek değildi. Ben çocuklarımı çok seviyorum. Onlar için elimden ne gelirse yaparım. Mutlu bir ailemiz var. Bebeğimin babası ile evlendik. Bir çocuğumuz daha oldu."

ÖNCE ÖMÜRBOYU VERİLDİ

Ağır Ceza Mahkeme heyeti Güler D.'i önce ömürboyu hapis cezasına, ardından olayın teşebbüs aşamasında kalması ve sanığın duruşmadaki iyi halini göz önünde bulundurarak 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı. Güler D'nin avukatı, kararı temyize göndereceklerini söyledi.

http://haber.gazetevatan.com/erkek-arkadasindan-hamile-kaldi-ve/502381/7/Yasam
#515


Başörtülülere 'Nankör Köpekler' diyen CHP Tekirdağ Merkez İlçe Gençlik Kolları Başkanı Önay Taşdelen, partisinden ihraç edildi, belediyedeki işinden kovuldu ve hakkında cumhuriyet savcılığı soruşturma başlattı.

CHP Tekirdağ Merkez İlçe Gençlik Kolları Başkanı Önay Taşdelen attığı Twitte, Memur Sen tarafından yapılan eylemi kast ederek "Yarın saat 12'de Tuğlalı Park'ta karakter fukaralarının eylemi varmış. Kamuda başörtüsünün özgürlüğünü istiyorlarmış. Nankör köpekler" demişti.

Bu twitin medyada yer alması üzerine CHP, Merkez İlçe Gençlik Kolları Başkanı Önay Taşdelen'i ihraç istemiyle disipline sevk etti. Yapılan toplantının ardından Taşdelen, partisinden jet hızıyla ihraç edildi.

Olayın ortaya çıkmasının ardından Tekirdağ Belediyesi'nde sözleşmeli memur olarak çalışan Taşdelen'in belediye ile sözleşmesi fesedildi.Ayrıca Taşdelen hakkında 'Hakaret' iddiasıyla Memur Sen Tekirdağ İl Temsilcisi Ferruh Topuz'un savcılığa yaptığı şikayetin ardından soruşturma başlatıldı.

Kaynak: İHA
http://www.haber7.com/partiler/haber/970120-nankor-kopekler-tweeti-pahaliya-patladi
#516
Ağlayan bebeklerin teskin edilememesi ve uzun süre ağlayışlarını sürdürmesi ve hatta normal ağlayıştan bir süre sonra hıçkıra hıçkıra ağlayışa geçmesi özellikle yeni bebek sahibi olmuş ailelerin en çok zorlandıkları konuların belki de başında gelir. Her ebeveynin ağlayan bebeğini kısa yoldan susturabilmek için kullandığı bir yöntem mutlaka vardır. Kimi ayağında sallar, kimi battaniyede veya salıncakta, kimi elinde hoplatır, kimi emzik verir, vs. Şayet bebeğinizin ağlamasının arkasında gözle görülür hastalık, gaz sancısı, ağrı, açlık gibi önemli bir sebep yoksa ve kerata kendisini naza çekmek ve ilgi görmek için mutad ağlayışlarından biri içindeyse, Japonların keşfettiği aşağıdaki videoda belirtilen yöntem bu tür durumlar için birebir. Bu yöntemle bebeğiniz birkaç saniyede sanki sihirli bir el değmiş gibi bir anda ağlamasını bırakacaktır :) Bebeği olan veya olacak olan her anne ve baba seyretmesi gerek :)

https://www.youtube.com/watch?v=7lZSD_857Q4
#517
Dokuzuncu yüzyılda Yunancadan Arapçaya çevrilen 'Salaman ve Absal' öyküsü, başta İbn Sina'nın 'Hay bin Yakzan'ı olmak üzere, birçok İslam düşünürünün yapıtlarına kaynaklık etti. Genellikle alegorik öyküler ya da öykümsü anlatılar olan bu yapıtlardan sadece biri, roman boyutlarına ulaştı ve bütün benzerlerini gölgede bıraktı: 12. yüzyılda Endülüslü İşraki düşünür İbn Tufeyl'in yazdığı 'Hay bin Yakzan' ya da 'Esrarü'l-Hikmeti'l-Meşrikiye'. Bu ilk 'felsefi roman' ve ilk 'robinsonad', Tanpınar'ın deyişiyle 'Müslüman aleminin tek romanı', 14. yüzyıldan başlayarak bellibaşlı Avrupa dillerine çevrildi; Defoe, Bacon, Spinoza ve More gibi pek çok düşünür ve sanatçı üzerinde etkili oldu. Doğu, özellikle Osmanlı ise İbn Tufeyl'e ve yapıtına ilgisiz kaldı: Üzerindeki 'Hay bin Yakzan' etkileri özel çalışmalara konu olan 'Robinson Crusoe' defalarca Türkçe'ye çevrildiği halde, 'Hay bin Yakzan, dilimize kazandırılmak için 1923 yılını, kitaplaşabilmek için de 1985 yılını bekleyecekti. Aşağıda bu hikayeden yola çıkarak hazırlanan çizgi film bulunuyor.

www.youtube.com/watch?v=sOOgY-sAatY
#518
"Avrupa Yakası" dizisinin unutulmaz karakteri "Burhan Altıntop", dizinin diğer karakterlerinden olan Aslı ile Cem'in boşanma davasında şahitlik yapıyor. Şahitler her zaman kendilerinden beklendiği şekilde ifade vermeyebilir :)


https://www.youtube.com/watch?v=li3AGta5BIA
#519


Günlük yaşamımız içinde bir çok işlem gerçekleştirirken kimlik fotokopisine ihtiyaç duyuluyor. İşlemlerde kullandığımız fotokopiler ile adımıza açılan bir abonelik veya üzeremize kayıtlı bilmediğimiz bir kayıt çıkabilir. Bunun bir örneği de Antalya'da yaşandı.

Antalya'da kafeterya işleten 52 yaşındaki Veli Keser, bilgisi dışında nüfus cüzdanı fotokopisi ve kimlik bilgileri kullanılarak internet abonesi yapıldı.

Kimliği belirlenemeyen bir kişi, kullandığı internetin 4 aylık faturasını ödedikten sonra, kalan 3 faturayı ödemeden kaçtı.

Faturalar ödenmeyince Veli Keser'e internet hizmetinden dolayı ödenmemiş faturalarının bulunduğu ve internet erişiminin kapandığını bildiren tebligat gönderildi.

Tebligatta ödenmemiş 187,50 TL'lik internet hizmeti bedelinin 7 gün içinde ödenmesi gerektiği belirtildi. Bilgisayar kullanmasını bilmeyen, internet üzerinden hiçbir işlem yapmadığını söyleyen Veli Keser, Türk Telekom Müdürlüğü'nden sonuç alamayınca Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu.

Savcıya verdiği ifadesinde başına gelenleri anlatan Veli Keser, "Kimliğimi kaybetmedim. Bilgisayar kullanmasını bilmem, internet aboneliğim mevcut değil. Şüphelendiğim kimse de yok. Adıma bu şekilde hat açtırıp kullanan şahıs veya şahıslardan, ayrıca bu hattın açıldığı bayiden şikâyetçiyim" dedi.

Bu durumlarda nasıl bir yol izlenebilir?

Başvuru esnasında başvuru yaptığımız kurum eğer kimlik fotokopisini istiyorsa, verdiğimiz fotokopinin üzerene mutlaka hangi amaçla kullanılmasını istiyorsak belirtilmesi gerekiyor. Örneğin "internet aboneliği içindir" yazarak sonradan oluşabilecek riskleri de önlemiş oluruz.

http://www.ekotrent.com/ekonomi/haber/967549-kimliginizin-fotokopisi-ile-islem-yaparken-dikkat
#520
İstanbul Adliyesi'nin dahili ve santral telefon numarası ile faks numaraları için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz:

http://www.istanbul.adalet.gov.tr/sayfagoster.asp?pageno=41