Haberler:

Hukuk Forumumuza Hoşgeldiniz

Ana Menü

Son yazılar

Welcome to Hukuk Forum Sitesi - Hukuk ve hayata dair her şey!. Please login or sign up.

28 Ocak 2026, 01:10:10

Login with username, password and session length
Üyeler
  • Toplam Üye: 4,242
  • Latest: semihgr
Stats
  • Toplam İleti: 8,938
  • Toplam Konu: 4,457
  • Online today: 117
  • Online ever: 648
  • (29 Eylül 2024, 09:37:03)
Çevrimiçi Kullanıcılar
Users: 0
Guests: 133
Total: 133

Son İletiler

#61
Bilgisayar / Ynt: Chrome favori klasör simg...
Son İleti Gönderen webmaster - 12 Ekim 2024, 16:39:48
Üzgünüm ancak bu seçenekler artık geçerli değil. Dev menülere alışmak zorundayız.
#62
1965 yılında vefat eden bir erkeğin, evlilik dışı ilişkiden olan çocuğunun babasının mirasçısı olup olamayacağı meselesi, miras hukukunda *soybağı* ve *tanıma* gibi kavramlarla yakından ilgilidir.

Öncelikle, miras hukukuna göre bir çocuğun babasının mirasçısı olabilmesi için o kişinin hukuken babası olarak tanınması gerekir. Bu tanıma süreci, çocuğun evlilik içinde doğmuş olması, babanın çocuğu tanıması veya babalık davası gibi yollarla gerçekleşebilir. Ancak 1965 yılından bahsedildiği için, o dönemdeki hukuki düzenlemelere ve mevcut haklara bakmak gerekmektedir.

1. 1965 Yılındaki Hukuki Durum
1965 yılında yürürlükte olan Türk Medeni Kanunu, o dönemde evlilik dışı doğan çocukların babalarının mirasçısı olabilmesi için bazı koşullar öngörmüştür. O dönemki kanunlar çerçevesinde, evlilik dışı bir çocuk ile baba arasında *soybağı* kurulmamışsa, çocuk otomatik olarak babasının yasal mirasçısı olamaz. Ancak, baba çocuğu *tanımış* ya da *babalık davası* yoluyla soybağı kurulmuşsa, bu durumda çocuk, babasının mirasçısı olabilir.

2. Tanıma
Eğer vefat eden baba, evlilik dışı ilişkiden olan çocuğunu resmi olarak tanımışsa, çocuk mirasçı sıfatı kazanır. Tanıma işlemi, baba tarafından resmi bir makam önünde (noter, nüfus idaresi veya mahkeme) yapılmış olabilir. Tanıma gerçekleştiğinde çocuk, babasının diğer yasal çocukları ile aynı miras haklarına sahip olur.

3. Babalık Davası
Eğer çocuk tanınmamışsa, baba hayatta iken ya da ölümünden sonra miras paylaşımı aşamasında çocuğun babalık davası açma hakkı vardır. 1965 yılındaki düzenlemelere göre de babalık davası açılabilir ve bu dava sonucunda çocuğun babanın çocuğu olduğu tespit edilirse, mirasçı sıfatı kazanır. Ancak, babalık davası açmak için kanunda belirtilen süreler dikkate alınmalıdır. O dönemdeki Medeni Kanun'a göre, babalık davası belirli sürelerde açılmalıdır; bu sürelerin dolması halinde dava açma hakkı düşer.

4. Mirasçılık Hakkı
Evlilik dışı ilişkiden olan çocuk, yukarıda belirtilen tanıma ya da babalık davası süreçlerinden birini başarıyla tamamlamışsa, diğer yasal mirasçılarla eşit şartlarda mirastan pay alabilir. Örneğin, çocuk hukuken tanınmış ya da babalık davası ile soybağı kurulmuşsa, yasal miras hakkına sahip olur ve terekede babanın diğer çocuklarıyla eşit oranda hak sahibi olabilir.

5. Durumun Değerlendirilmesi
- Eğer baba çocuğu tanımamış ve çocuk babalık davası da açmamışsa, mirasçılık hakkı bulunmayacaktır. Ancak ölümden sonra miras paylaşımı esnasında çocuk, babalık davası açarak soybağını ispat edebilir ve mirastan hak talep edebilir.
- Çocuk tanınmış veya babalık davası sonucunda soybağı kurulmuşsa, 1965 yılında vefat eden babanın mirasçısı olarak mirastan pay alabilecektir.

6. Özel Durumlar
- Eğer miras paylaşımı yapılmışsa ve çocuk soybağını ispat edememişse, dava açarak geriye dönük haklarını talep edebilir. Bu durumda, miras paylaşımına konu edilen terekenin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.
 
Sonuç olarak, evlilik dışı bir çocuğun mirasçı olabilmesi için soybağı kurulmuş olmalıdır. Bu, tanıma yoluyla ya da babalık davası ile gerçekleşebilir. 1965 yılındaki hukuki duruma göre de çocuk bu yollarla babasının mirasçısı olabilir. Mirasçılık iddiasında bulunan kişi, miras paylaşımından önce soybağını ispat etmek zorundadır.
#63

Bu durumda izleyebileceğiniz hukuki yol şu şekilde olabilir:

1. Tespite Dayalı Dava: Öncelikle, sahte imza ve sizin adınıza yapılan sahte kira sözleşmesinin hukuken geçersizliğini ortaya koymak için, tespit davası açmanız faydalı olacaktır. Bu dava ile, kiracılara verilen sahte kira kontratındaki imzanın size ait olmadığını tespit ettirip, kira sözleşmesinin geçersiz olduğunu kanıtlayabilirsiniz. Mahkeme, bu sözleşmeyi inceleyerek imzanın sahte olduğunu belirlediğinde, kiracılar bu sözleşmeyi hukuki dayanak olarak kullanamayacaktır.

2. Fuzuli İşgal Davası: Sahte kontratın geçersizliği tespit edildikten sonra, evde haksız olarak oturmaya devam eden kişiler hakkında fuzuli işgal davası açabilirsiniz. Bu dava ile, evin haksız işgal edildiğini iddia ederek tahliyelerini talep edebilirsiniz. Fuzuli işgalde, kiracı sıfatı bulunmayan kişilerin mülkünüzü hukuka aykırı olarak kullanması söz konusudur.

3. Ecrimisil Talebi: Ayrıca, evde hukuka aykırı olarak oturan kişilerden, evin işgal edildiği süre boyunca evi kullandıkları için ecrimisil (haksız işgal tazminatı) talep edebilirsiniz. Bu, işgal edilen dönemdeki kira bedeli gibi hesaplanır ve mülkünüzü izniniz dışında kullanmalarından dolayı uğradığınız zararların karşılanmasını sağlar.

Sonuç olarak, önce sahte kontratın geçersizliği için tespit davası açmanız ve ardından fuzuli işgal davasıyla evin tahliyesini talep etmeniz hukuki olarak doğru bir yol olacaktır. Evi boşaltmadıkları süre için de ecrimisil talep edebilirsiniz.
#64
Bu durumda, yer gösterme belgesini imzaladığınız emlakçı, sizden hizmet bedeli talep edebilir. Ancak, bu talebin haklı olup olmadığını değerlendirirken bazı unsurlara dikkat etmek gerekir:

1. Yer Gösterme Belgesi: Emlakçıya imzaladığınız belgenin niteliği önemlidir. Eğer sadece "yakıt parası" adı altında bir belge imzaladıysanız, bu belgeye dayalı olarak sizden komisyon talep edilmesi pek mümkün değildir. Ancak, yer gösterme belgesi adı altında imzaladıysanız, emlakçı sizinle ilk temas kuran kişi olduğu için satış gerçekleşmese bile komisyon hakkı talep edebilir. Yine de belgede hangi şartlarla hizmet bedeli talep edilebileceği belirtilmiş olmalıdır.

2. Emlakçının Rolü: Satış sürecinde emlakçı, size doğru bir hizmet sunmamış ve sizi satıcı ile buluşturmamışsa, bu durumda emlakçının komisyon talebi tartışmalı hale gelir. Çünkü komisyon talebi için emlakçının, satışın gerçekleşmesinde aktif bir rol oynamış olması beklenir. Emlakçı sizi satıcı ile karşılaştırmamış, tekliflerinizi iletmemiş ve geri dönüş yapmamışsa, emlakçının hizmetini tam olarak yerine getirmediği söylenebilir.

3. Satıcının Beyanı: Satıcı, emlakçıya komisyon ödemeyi kabul etmediğini söylemişse, bu da emlakçı ile yapılan anlaşmanın geçerli olmadığını gösterebilir.

Sonuç olarak, emlakçı size bir talepte bulunursa, yer gösterme belgesini ve emlakçının hizmet süreçlerini göz önünde bulundurarak talebe itiraz edebilirsiniz. Bu durumda, sözleşme şartlarına ve emlakçının size sağladığı hizmetin niteliğine bakmanız önemlidir. Hukuki bir sorunla karşılaşmanız durumunda bir avukata danışarak haklarınızı daha iyi koruyabilirsiniz.
#65
Hayır, durum bu kadar basit değil. Mal rejimi davalarında, özellikle boşanma sonrası mal paylaşımı yapılırken, eşlerin evlilik süresince edindikleri mallar üzerinde hakları *katkı oranı* temelinde belirlenir. Bu durumda, evin tapusu üzerine olmayan eşin kazanacağı miktar, yalnızca ödenen kredi miktarına değil, evin toplam değeri, boşanma tarihindeki kredi durumu ve evlilik süresince yapılan katkılar dikkate alınarak hesaplanır.

Eğer bilirkişi evin değerini 10 bin TL olarak belirlerse ve kredi ödemelerinin sadece %20'si ödenmişse, evin kredi ile ödenmeyen kısmı da hesaba katılır. Evin tapusu üzerine olmayan eş, evin değerine yaptığı katkı oranında hak sahibi olur. Bu durumda, sadece ödenen kredi tutarına değil, evlilik sürecinde evin değer artışına da katkıda bulunmuşsa, bu da hesaba katılır.

Sonuç olarak, hak kazanacağı miktar doğrudan 2000 TL olarak belirlenmez, katkı oranı ve değer artışı dikkate alınarak hesaplanır.
#66
Bu durumda sonradan ortaya çıkan kişinin promosyon paylaşımı düşüncesi hukuken geçerli değildir. Çünkü çekilişe katılım hakkı, ürün ambalajında yer alan şifre/kodu SMS, internet veya mobil uygulama üzerinden bizzat katılımcı tarafından gönderilerek kazanılmıştır. Dolayısıyla, çekilişi kazanan asıl katılımcı, kampanyaya katılım şartlarını yerine getiren kişidir ve büyük hediyeyi kazanma hakkı ona aittir. Ürün ambalajı sadece kampanya şartlarının bir parçası olarak ibraz edilmesi gereken bir nesnedir, mülkiyet hakkı değil.

Sonradan ortaya çıkan kişi ise, yerde bulduğu ambalaj üzerinden herhangi bir hak iddia edemez. Çünkü o kişi, ambalaj üzerindeki şifreyi kullanarak çekilişe katılmamıştır. Bulduğu ambalaj, ona kampanyaya katılım ya da ödül üzerinde herhangi bir yasal hak tanımaz. Aksine, kazandıran ambalajın ibraz edilmesiyle ödül sahibinin belirlenmesi şartını fırsatçılık amacıyla kullanmaya çalıştığı düşünülebilir. Bu durumda, asıl talihlinin bu kişiye herhangi bir ödeme yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır ve tehditle mal paylaşımı talebi hukuki olarak geçersizdir.

Asıl talihli, ambalajı bulduğunu iddia eden kişiye karşı hukuki yollarla ambalajın ibrazı ve ödül hakkı için destek talebinde bulunabilir ya da durumu çekilişi düzenleyen firmaya bildirebilir. Firma, kampanya şartlarına göre karar verecektir, ancak ortaya çıkan kişinin şantaj niteliğindeki taleplerini dikkate almak zorunda değilsiniz.
#67
1. Evet, normal şartlarda hakkınızda karakola yapılan bir şikayet varsa, ifadeye çağrılmanız gerekebilir. Bu çağrı genellikle kolluk kuvvetleri aracılığıyla yapılır. Resmi bir çağrı yapılmadan sadece bir avukatlık bürosu aracılığıyla arabuluculuk süreci başlatılması şüpheli olabilir.

2. İfade alınmadan doğrudan arabuluculuk süreci başlatılması olağan değildir. Arabuluculuk, genellikle hukuki bir dava açılmadan önce tarafların uzlaşması amacıyla başvurulan bir yöntemdir, ancak bunun yasal olarak başlatılabilmesi için genellikle önce resmi bir süreçten geçmeniz gerekir.

3. Evet, bulunduğunuz şehirdeki karakola ya da savcılığa başvurarak hakkınızda yapılan herhangi bir şikayet olup olmadığını sorgulatabilirsiniz. Eğer bir şikayet varsa, bu konuda bilgi alabilirsiniz ve duruma göre hukuki süreci takip edebilirsiniz.
#68
Öncelikle, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi kapsamında yapılan uygulamalarda, belediyeler, arazi düzenlemeleri sırasında herkesten eşit oranda kesinti yapabilir. Ancak, sizin kaybınızın 125 m² olduğunu ve arazinizin biçimsiz hale geleceğini ifade ediyorsunuz. Bu durumda, öncelikle yapılan kesintinin oranının yasal sınırlar içinde olup olmadığını kontrol etmek önemlidir. Kesinti oranı, İmar Kanunu'na göre %40'ı aşmamalıdır.

Size önerilen yeni parselin, imar planı açısından yapılaşmaya uygun olup olmadığını, altyapı ve yol durumunu da incelemelisiniz. Ayrıca, belediyenin size önerdiği çözümle maddi kayba uğrayıp uğramadığınızı değerlendirmek için yeniden bir ekspertiz raporu alabilir ve dava açma yoluna gidebilirsiniz. Hakkınızda yapılacak olan imar uygulamasının size önerilenle uyumlu olup olmadığını anlamak ve mülkiyet haklarınızı korumak amacıyla bir itiraz dilekçesi vererek süreci takip etmenizde fayda var. Eğer sonuç alamazsanız, idari yargıda iptal davası açma hakkınız bulunmaktadır.
#69
Bir konutun ekspertiz değeri, taşınmazın mevcut piyasa koşulları, konumu, fiziksel durumu ve emsal değerler gibi kriterler esas alınarak belirlenir. İpotek, konutun üzerinde bir hak olarak bulunsa da, bu durum ekspertiz değerini etkilemez. İpotek, yalnızca mülkün sahibinin borçlu olduğu ve bu borcun teminatı olarak mülkün gösterildiği anlamına gelir.

Yani, ekspertiz raporu hazırlanırken konutun teknik ve ekonomik özellikleri değerlendirilir; ipotek ise taşınmazın mülkiyeti ile ilgili bir durumdur. İpotek varlığı, alım-satım işlemleri sırasında devredilecek hakların niteliğini etkileyebilir, ancak mülkün piyasa değerine doğrudan bir etkisi yoktur. Borcun durumu ve ipotek, mülkiyet devri sırasında bankanın haklarını korumak için dikkate alınır, fakat bu hukuki ilişki ekspertiz değerine yansımaz.
#70
erhaba

Tapulu imarlı 2 parsel bir arazim var. 1 parselinde evim diğerinde ise ardiyem vs olan bir arazim var. Belediye benim bitişiğimde olan imarı ve yolu olmayan arazinin yolunu açma ve imara açmak için 18 kanunu devreye alarak işlem yapacakmış. bana da söylenen senin arazin çap bir arazi ve herkesin arazisinde olan kesinti kadar senden de keseceğiz ve bu durumda arazin biçimsiz kalacak ilerde yapı inşa etmeye elveriş olacak diye söylendi. bunun için yan tarafımda bir parsel vermeyi teklif etti . fakat verilen yeni parsel ile beraber 125 m2 kaybım söz konusu. Bu durumda nasıl bir yol izlemeliyim. Yardımlarınız ricası ile.